HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Umut ve anılar!.

Çarşamba gecesi Moda'da, Duru Tiyatro'ya gidişim bol hoş sürpriz getirdi bana.. Yıllardır görmediğim çok sevdiğim dostlarım ordaydı.
Hemen yanıma oturan Ahmet Gülhan.. Devekuşu Kabare'nin unutulmaz oyuncusu.. Aslan gibi maşallah!.
Cem Özer.. Gelmiş geçmiş en sevdiğim Talk Şovcu..
Yosi Mizrahi.. "Üçüncü Türden İlişkiler" adlı harika komedi sayesinde tanıdığım ve çok sevdiğim ekipten..
Hepsi ordalar.. Sarılmak, iki çift laf etmek ne güzel oldu.. Özlem gidermek en güzel duygulardan..
Umut sahnede.. Stand Up yapıyor..
Umut'u meğer ilk sahneye Ahmet Gülhan çıkarmış. İlk hocası.. İkincisi de ben..
Milenyuma girerken TRT'de her pazar dört saate yakın süren bir canlı, müzik, eğlence, spor, kültür ve sanat programımız vardı. TRT2'de başlamıştık.
Reyting patlaması olunca TRT1'e almışlardı bizi..
Kurum dışından yaptığımız bu programa destek olan zamanın Genel Müdürü Yücel Yener, görevi bırakınca, biz de o hafta sonu programı bitirdiğimizi ilan etmiştik.
Umut o programın güldürü unsurlarındandı.
Ona serbest bir rol vermiştik.
Doğaçlama yaparak girecekti yayına ve güldürecekti. Damdan düşer gibi girmesin diye de eline bir çay askısı vermiştik. sahneye çıkanlara, ekibe kuliste çay veren çırak.. Çaycı rolü yani..
Harikalar yaratmıştı. Sonra askere gitti.
İşte o Umut'u görmek için yollara düştüm..
Neler neler, kimler kimler gördüm..
Umut fevkalade ilerletmiş oyunculuğu..
Diksiyon, anlatım fevkalade..
İnteraktif olacaksın. Yani salondan laf atan dostlara anında yanıt vereceksin.
Sahnede üç saat tek başına kalacaksın ve o uzun sürede teklemeyeceksin..
Yahu insan arkadaş sohbetinde tekler, bu kadar uzun konuşursa..
Umut'un kusuru da o zaten..
Üç saat stand up olmaz!.
Üç saat insanlar gülemez, yorulur.
Üç saat algı gücünü bitirir..
Alacak eline makası, üç saatin ikisini kesecek.. Bir saat sürecek ki şovu, millet doymasın, aç kalsın.. Aç kalırsa o sofraya bir daha oturmak için can atar..
"Harikaydı" der, gene gelir..
Patlayana kadar yedirdin mi, baklava börek olsa bıkar.
TRT'de her salı ekibi toplar ve hepsini ve her şeyi acımasızca eleştirirdim.
Yazdım ya geçen gün, ağlayanlar bile olurdu.
Ama öğretmenin, anlatmanın yolu bu.. Akıllarına çakacaksın yanlışları ki, tekrar etmesinler.. Gazete, dergi yönetirken de öyleydim.. Ve bunu ilk hocalarım Cihat Baban ve M. Ali Kışlalı'dan öğrendim. Acımasız oldukları için iyi öğrendik. İyi de öğrettik..
Sevgili Umut, Bu yazıyı "Salı Toplantısı" kabul et..
Bizde yıkama, yağlama yok. Doğruyu dosdoğru, dan diye söyleme var.
O gece konuştuğum herkes "Uzun" diyordu. Acaba kaçı sana da söyledi?.
BİZE ULAŞIN