HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

2001 krizinin unutulmaz işadamı, Abdullah Kiğılı!..

Yıl 2001.. İki sevgili dostum, Mudo (Mustafa Taviloğlu) ve Kiğılı (Abdullah) Bursa'da yeni bir AVM'de geniş dükkânlar hazırlamışlar. Onları açmaya gideceğiz. O zaman köprü yok. Arabalı vapurla gidiyoruz. Etrafta başka tekstilci dostlar da var.. Ama güya neşeli olması gereken günde kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Bütün suratlar asık..
Çünkü, tüm dünya müthiş bir ekonomik kriz yaşıyor.. Bize de fena halde yansımış. Dolar nerdeyse 10 (On) misli artmış kısa sürede.. Yetmezmiş gibi, Çin, Avrupa ile yaptığı kota anlaşmasını iptal etmiş.. Çok ucuz Çin mallarının Avrupa pazarlarını işgal etmesini önlemek için, Çin'e siyasi baskılarla kabul ettirilmiş bir anlaşma bu..
Bir yanda dışa yani dolara büyük ölçüde bağımlı tekstil sanayisi. Bir yanda Çin'den neredeyse bedavaya yakın ve artık sınırsız gelecek mallarla rekabet etmenin imkânsızlığı..
Hadi mücadele et bakalım, edebilirsen..
Zamanın Başbakanı Bülent Ecevit de bağıra çağıra çözümü söylüyor..
"Küçülerek büyüyeceksiniz arkadaşlar!.
Masrafları kısıp, bu kriz bitene dek ayakta kalmaya bakacaksınız. Bunun da yolu küçülmek.." Gazeteler de ittifak etmiş gibi, simsiyah haberler, simsiyah yorumlarla çıkıyorlar.
Amerika'nın en büyük bankalarını batıran krizde, ayakta kalmak!..
O vapurda, güya açılış için gittiğimiz Bursa yolundaki karamsarlığı unutamam..
Ekonomist değilim. Ama lafa girdim..
"Niye batasınız arkadaşlar" dedim..



"Bütün bacalarınız tütüyor, bütün işçileriniz, elemanlarınız çalışıyor değil mi?. Bir eksiğiniz var mı?. Ülke nüfusu eksildi mi?. Alıcınız da hazır mı?. O zaman niye batasınız?.
Biraz sıkıntı çekeceksiniz, tamam!. Ama onu da çözmenin yolu var.. Siz tekstilciler bir araya gelin.. Her AVM'de varsınız nasılsa.. Amerika'nın Kara Cuma'sı gibi müthiş bir indirim yapın hepiniz.. Akıllara seza indirim. Herkes AVM'lere koşsun..
Herkes her gün kıymet kaybeden paraya değil, tersine bu krizde kıymeti artan mallarınıza sahip olmayı tercih etsin.
AVM'ler gene tıklım tıklım olsun. Sizin çalışanlarınız da aldıkları parayla, bu ucuz mallara sahip olmak için fırsat kollasınlar. Para dönmeye başlasın gene.. Bakın bakalım kriz mriz kalır mı?." Yaptılar o işi döner dönmez.. İlke olarak mevsim dışı asla indirim yapmayan Vakko dahil.. Bay Vitali dostum beni aradı.. "Yahu bana mevsim dışı ilk defa indirim yaptıran bu hareketin fikri senden çıkmış" dedi.
Hareketi el ele veren tekstilciler organize ettiler, oysa.. Herkes katıldı.. Hatırlayın. Televizyonlar da katıldı.
Köşede bir Türk bayrağı ve altında "El ele" simgesi ve yazısı.. Bu simge, AVM'lerde hemen her dükkânın vitrininde vardı.
Krizle en "akıllı" savaşan da Abdullah Kiğılı dostum oldu..
Ecevit "Küçülerek büyüyün" derken tam tersini yaptı. Hemen yeni yerlerde yeni Kiğılı mağazaları açtı.. Yetmedi.. Kota kalktı ya.. Gitti Çin'de mağaza açtı. Mao'nun ve Kültür Devrimi'nin o tek tip üniforma gibi giyinen milyonlarca Çinliye istedikleri gibi giyinme şansı verdi. Mallarına en iyi, en bol alıcıyı Çin'de bulacağını biliyordu.
250 milyon, yani ABD'nin nüfusu kadar dolar milyoneri olan Çin'e, hasret olduğu "Marka kıyafet" satılmaz da ne satılırdı ki?.
Marka.. Lüks marka.. "Kiğılı markası"na "Abdullah Kiğılı" markasını ekledi.. "Boss / Hugo Boss" gibi.. Abdullah dostum, krizi büyüyerek, dünyaya, hatta Çin'e açılarak atlatan belki de tek "akıllı ve yürekli" işadamımız oldu.
Bugün yurt içinde 400 mağazası, yurt dışında 51 ülkede 51 Kiğılı, 137 de franchise satış yeri var..
Binlerce aile, Kiğılı ekmeği yiyor, yurtta ve dünyada.
İşte bu Abdullah Kiğılı, 22 sene sonra gelen 2021 krizinde ünlü ekonomi televizyonu Bloomberg'de konuştu.. Duyunca hemen dökümünü istedim.
Yolladılar..
İçinden seçtiklerimi ikinci yazıya aldım.. Dikkatle, ama dikkatle okuyun. Bu ekonomik krizden siyasi menfaatler sağlamak için yangına körükle gidenlerin yaratmak istedikleri "Ülke batıyor" paniğine karşı, işte 20 sene evvelki benzeri durumdan dimdik ve daha da büyüyerek ve yayılarak çıkan "Tecrübe'nin Sesi"ne kulak verin istedim.

***


KİĞILI, 20 SENE SONRA GENE 'PANİK YOK' DEDİ
20 yıl önceki krizin mucize adamı Abdullah Kiğılı'nın Bloomberg TV'deki söyleşisinden alıntılar..

*

- 2022 yılının fiyatlara yansıması nasıl olacak?
Çok basit bir şekilde izah edeyim, biz şu anda bu kış sattığımız malı 6 ay önce fabrikalara imalat olarak verip ürettirdik. Bu kış malların yaklaşık yüzde 50-60'ını eski maliyet fiyatlarına göre satıyoruz ama bunlar bittiğinde yerine koyacağımız fiyat, bugünün maliyeti üzerinden olacak. En basitiyle söyleyeyim, geçen sene bize 25 liraya mal olan basit bir tişörtün bugünkü giriş fiyatı 47 lira.
- Neredeyse yüzde 100'e yakın. O zaman bunun fiyatlara ve satışa yansıması ne olacak?
Şu anda en önemli şey satmak değil. Biz satmayı düşünmüyoruz, en önemli şey hammaddeyi bulmak, bir sorun daha var bunu hiç konuşmuyoruz.
Hammadde geldi, iplikler geldi, kumaş geldi. Ya üretim! Türkiye'nin 25 vilayetinde bize bağlı olan üretim tesisleri var, kimi takım elbise dikiyor, kimi ceket dikiyor, kimi pantolon, kimi ayakkabı ve aksesuvar üretiyor. Şimdi bu tesisler 1.5 yıl kapalı kalınca haziran ayında düğmeye basıldı, her taraf açıldı. 100 çalışanı olan bir ufak fabrikaya 100 kişi gelmesi gerekirken 50-60, bilemedin 70 kişi çalışmaya geldi.
Geri kalan 30 kişi meydanda yok, işyerine dönmedi.
Şu anda üretim tesisleri yüzde 50-60 kapasiteyle çalışıyor, yani üretim düştü. Hem hammadde sıkıntısı var hem de bir taraftan üretim sıkıntısı olunca çok ciddi bir şekilde elimizde depolarda mal yok.
Şu anda en önemli sorun imal etmek. Geçen sene en kolay şey mal yaptırmak, en zor şey satmaktı.
Şu anda en zor şey mal yaptırmak. Bütün dünyanın her tarafında durum böyle. Afrika'sından tutun, Amerika'sı, Avrupa'sı, Uzakdoğu ülkeleri herkes Türkiye'ye dönmüş vaziyette, harıl harıl burada üretici arıyor. Mal yaptıracak yer arıyor. Satmayı düşünmüyoruz, yaptığımız şeyi nasıl olsa satacağız öyle veya böyle.
Bu gördüğünüz dolar kurunda Allah aşkınıza herkes panik içerisine girmesin lütfen. Geriye dönün 19 Şubat 2001 günü Türkiye'de en önemli ciddi bir finans krizi yaşadı. 2001 bakın 20 sene evvel. Yaklaşık Türkiye'nin finansal krizde batak oranı 40-50 milyardı ve birçok banka kapandı. 680 lira olan dolar, birkaç ay zarfında 1.680 lira oldu da, ne oldu?. Yine ayakta kaldık. Ben size 1994'ü söyleyeyim, Sayın Tansu Çiller başbakandı. 5 Nisan 1994... Dolar 14 liraydı. 3 saat zarfında 42 lira oldu, ne oldu?. Battık mı, çıktık mı?
Yani biz bu doların artışıyla kalkıp da ah vah etmeyelim. 70 seneden beri bu dolar hep artar, biz de hâlâ çalışmaya devam ederiz.
- Bazı sektörlerde ihracat durma noktasına geldi diye bilgiler var?
Bakın biz 2 yıl zarfında bu durumu gördük.
Mağazalarımız kapandı, sistem durdu, durunca kendimizi, basit Kiğılı örneği veriyorum, biz kendimizi attık yurt dışına bu 1.5-2 sene süren pandemi döneminde..
Ne yaptık?. Öylesine uygun pazarlarda, çok düşen kiralarla uygun yerler bulduk ve mağazalar açtık. Geçen cumartesi Bologna'da Kiğılı mağazası açıldı. Ondan evvel Milano'da açtık. Bergamo'da açtık. Çünkü İtalya'da dükkân fiyatları baş aşağı gitmiş vaziyette. Ucuz dükkânı bulunca, İtalya'ya, modanın kalbi, Avrupa'nın kalbi İtalya'ya biz Türkler girdik, düşünebiliyor musunuz?
Dahası..
Şu anda çalışmalarımız var, 1 ay 1.5 ay sonra İtalya'da depoyu tutuyoruz, Avrupa'ya online satış yapacağız. Bu senenin sonunda bu gerçekleşiyor.
Şu anda online satışlarımız sadece Türkiye dahilinde...
İtalyan 20 dolar verecek, en kalite mal ayağına gelecek. 20 dolar bugün, 240-250 lira. Kendi ülkesinde 20 dolara mal bulamaz.
- Az önce dediğiniz gibi 25 liralık tişört 47 lira olunca, yurt içinde fiyata yansıması 2022 için yüzde olarak ne olabilir? Alım gücü düştüğü için talep nasıl etkilenir?
İhtiyatlı davranacağız, attığımız adımı iyi bileceğiz, satabilecek bir fiyat için fedakârlık yapacağız.
"Ayakta kalsak yeter" diyerek, satışı teşvik edeceğiz.
Ben şuna inanıyorum ki, bu kriz uzun müddet devam etmez, en fazla 2-3 ay, bilemedin 4 ay sürer.
Eninde sonunda dünya bu krizi halledecek. Eninde sonunda halledecek. Sabırlı olmamız lazım, paniğe girmek yok.
Panik yapmayalım, işimize sahip olalım. İşler öyle veya böyle hallolacak. Dün de vardı, bugün de var, yarın da olacak, hiç kimse endişe etmesin.
Alırsın belli bir fiyatla, kârları azaltırsın. Bakın şu anda bu fiyat artışlarından dolayı cirolarımız artıyor ama satış adetlerimiz düşüyor. Dolayısıyla çok akıllıca hareket etmek zorundayız. Pahalıya aldık diye pahalıya satamayız, böyle bir dünya yok. Avrupa'ya sattığımız fiyatlarda bedavayız, ama Türkiye'de sağlıklı düşüneceğiz, iyi düşüneceğiz, ayakta kalmak uğruna uygun fiyatlarla çıkacağız. Dün nasıl çıkıyorsak, yarın da öyle çıkacağız. Bu konuda hiç kimse endişe etmesin.
Paniğe gerek yok.

***


CEM MANSUR!..
Aramız iyidir, kötüdür bilmem.. Bildiğim, bu ülkenin önde gelen müzik adamlarından Cem Mansur, CRR'yi fevkalade iyi yönetiyor. Yaz sezonundan başlayarak harika işler yaptı. İlan ettiği kasım programı çok güzeldi. Yetişemediklerime içim gitti.
Aralık da müthiş..
Şimdi okuyorum, duyuyorum.. Birileri, "Kifayetsiz muhterisler" derim böylelerine, Mansur'un ayağını kaydırmaya çalışıyormuş..
"Her şey çok güzel olacak" diye seçilen Ekrem İmamoğlu'nun, CRR'lik müziği nasıl sevip ve desteklediğini, neredeyse İstanbul'dan vize ile gidilecek kadar uzak Beylikdüzü insanına nasıl sevdirdiğini gözlerimle gördüm. O Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü'nü bana, hemşerisiyim gibi sevdirince, İstanbul'a başkan olmasını da olumlu karşıladım..
Ama..
Neyse..
Bak eski dostum İmamoğlu, kim bilir hangi kıskançlık ya da yerine kendi emir kulunu getirmek için, Mansur'un ayağını kaydırmak isteyenlerin oyununa gelirsen, kendini hem de nasıl inkâr eder, o harika Beylikdüzü Başkanı'nı öyle bir siler atarsın ki, geç başkan adaylığını, İstanbul'un başında bile sallanmaya başlarsın..
Bu sana bir "hâlâ eski dost" tavsiyesi..
Etrafını saran yalakalar şimdi hakkımda neler sayacaklar sana, adım gibi biliyorum. Ama sen de bil.. Beylikdüzü Efsanesi'ni bu hale onlar getirdi zaten..

***


ÖZÜRLERİMLE...
Bugün sizlere geçen hafta yaşadığım harika cumartesiyi anlatacaktım. AKM'deki o inanılmaz güzel, anlamlı, duygusal Tankut Öktem sergisinden başlayarak. Dün söz verdim..
Ama birtakım kötü niyetliler, açık söylüyorum, "Recep Tayyip Erdoğan yıkılsın da, ülke de yıkılsın, zarar yok" diyenlerin yaratmaya çalıştıkları panik havası içinde, Abdullah Kiğılı ve onun sözleri o kadar öne çıktı, aciliyet kazandı ki, onu öne alıp geniş yer vermek zorunda kaldım.
Söz verdiğim yazıyı özetlemek de içime sığmadı. O güzellikleri yazmayı hafta sonuna, yarına ve pazara bıraktım.. Ama siz okumayı beklemeden, hemen, ilk fırsatta AKM'ye gidin ve bugüne dek 4 bine yakın ziyaretçinin gezdiği Büyük Cumhuriyet ve Atatürk Anıtları ustası Tankut Öktem sergisini muhakkak görmeye bakın. Zira pazar akşamı son.. Keşke kızı Sevgili Oylum ile AKM Genel Müdürü dostum Remzi Buharalı anlaşsa da, uzatsalar.
Bu arada.. Kaybettiğimiz dostlar da var. Onları da yazacağım. Ama önce ülkem.. Önce insanım geliyor..
Özürlerimle..

***


SEVDİĞİM LAFLAR
En güzel anılar, etrafında toplanılan masalarda oluşur.
(Bu lafa rastladığım yerde "Söyleyeni bilinmiyor" diyordu. "Ben olmalıyım" diye düşündüm. Zaman zaman size de naklettiğim yaşam anılarımın en güzelleri, ailecek toplandığımız masalardan gelmedi mi?. Ya sizde?.)

***


TEBESSÜM
Çocukken anneme, "Bir gün Nobel Fizik Ödülü alacağım" demiştim. 50 sene sonra Nobel'i alınca anneme gittim. "Bak anne" dedim. "Sözümü tuttum ve Nobel Ödülü'nü kazandım.."
"Hayır tutmadın" dedi, annem. "Sen Fizik Ödülü alacağına söz vermiştin."
Annelerin dünyanın her yerinde "Anne" olduklarını hatırlatan bu anının sahibi, 1994 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kenzaburo Oe!.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.