HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Cem Mansur’u İmamoğlu atadı. Peki kim attı?..

Ani bir kararla apar topar görevden alınan Cemal Reşit Rey (CRR) Genel Sanat Yönetmeni Cem Mansur dün "Kamuoyuna" başlığı ile bir açıklama yaptı.
Mansur'un açıklaması ilginç..
Bizzat İmamoğlu'nun onayı ile 2019 yılında CRR Genel Sanat Yönetmenliği'ne atandığını, 28 Kasım 2021'de, Pazar yani tatil günü yayınlanan bir basın bülteni ile görevden alındığını duyuruyor ama çok önemli bir şey söylüyor..
"Biz kısa bir süre önce Sayın İmamoğlu ile baş başa görüşmüş, seçimlere dek bir arada çalışma kararı almıştık.."
Şimdi durum ilginç..
Göreve geldiğinden beri fevkalade başarılı işler yapan, CRR'yi klasik Osmanlı müziğinden Portekiz'in fadolarına dek her türlü müziğin en kalitelisine açan Mansur'un görevden alınacağı söylentileri çıkınca, bizzat İmamoğlu'nun Mansur'a "Sakın bir tebligat imzalama" dediğini, Birgün gazetesindeki habere atfen, bu köşede yazmıştık.
Mansur bu uyarı üzerine, tanımadığı bir memurun getirdiği tebligatı geri çevirmişti.
Ertesi gün, görülmemiş şekilde "Basın Bülteni" ile görevden aldığı duyuruldu.
İBB Basın Bürosu, İmamoğlu'nun mu elindeydi yoksa orası da mı "ele geçirilmişti?."
Ya da, artık o kadarına ihtimal vermiyorum ama, İmamoğlu, Mansur'a karşı ikili mi oynuyordu?.
CRR, İBB Kültür Daire Başkanlığı'na bağlı. O başkanı tanımıyorum. Tanıyana da rastlamadığım için hakkında bilgi alamadım. Galiba bir kadınmış ve de asil bile değil, vekilmiş..
Önce Şehir Tiyatroları Genel Yönetmeni Mehmet Ergen, sonra da CRR Genel Yönetmeni Cem Mansur gibi iki uluslararası sanat adamını "Fikir ayrılıkları" gerekçesi ile görevden alan bu "Çok Özel" kadın kimdir?. Geçmişi nedir?. Hangi vasıfları ile Mehmet Ergen ve Cem Mansur gibi iki büyük sanat adamı ve yöneticisini görevden alabilmiştir?.
İmamoğlu'na soruyorum tabii bu soruyu..
Bir şey daha soruyorum..
"Kendi Kültür Daire Başkanı'nıza ya da vekiline bile söz geçiremediğiniz ve onun emrivaki kararlarını onayladığınıza göre, sizi yöneten birtakım gizli eller mi var?."
Ciddi soruyorum.. Bir tehdit ya da şantajla karşı karşıyasınız da, İstanbul Belediyesi Yönetimi elinizden mi kayıyor?.
Bana değil, kamuoyuna bir açıklama yapmak zorundasınız, Beylikdüzü Başkanı iken hayran olduğum ve öve öve bitiremediğim, ama "Her şey çok güzel olacak" diye hem de büyük halk desteği ile geldiği İstanbul'un başında sadece acayip, garip ve sorunlu işler yapan İBB Başkanı, eski dostum Ekrem İmamoğlu..
Derhal, hemen şimdi?.
Mehmet Ergen ve Cem Mansur gibi, geçmişleri, geleceklerinin teminatı iki uluslararası yönetmeni kovan bu "Özel" kadın kimdir ve necidir?.
Bu kadına gücünüz niçin yetmiyor?.
Ve bunca eleştiriye rağmen, hem bu kadın hem de siz, neden "sessizlik" içindesiniz.
Yoksa bu "Kıyamet de kopsa, İmam bildiğini okur" taktiği mi?.
Olmaz Başkanım, bu taktik orda yürümez. Her şey açık ve şeffaf olmadıkça, söylentiler artar. Gerçekleri de geride bırakan dedikodular, ithamlar, hatta iftiralar ortalığı doldurur. O zaman cevap verme zorunda kalırsınız, ama iş işten geçmiş olur.
Bunları size söyleyen, akıllı ve size gerçekten bağlı bir danışmanınız yok mu, İmamoğlu Başkan?.
Ben eski dost olarak söylüyorum da, "Danışman" diye benim vergilerimle maaş alanlar niye susuyorlar?.
Kaç defa yazdım..
Beni ben yapan bir avuç insan arasındadır, Cüneyt Ağabey. Işıklar içinde yatsın.. Koryürek..
"Bu adama niçin bu kadar para veriyorsun?" diye sorarlardı, onunla çalıştığım dönemde arkadaşları.. "İşi ne Hıncal'ın?."
Cüneyt Ağbi çok net, çok kestirme yanıt verirdi..
"Hıncal'ın işi bana itiraz etmektir!."
Ben Delta Ajans'ın PR, yani Halkla İlişkiler Danışmanı'ydım, İmamoğlu..
Sende var mı, böyle biri?.
Varsa, işte Cem Mansur'un açıklaması, aynen.. Hadi o da "kamuoyuna" yanıt versin de görelim..

***


"Kamuoyuna
Ekim 2019'da, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da onayıyla, Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni olarak atandım. 28 Kasım Pazar günü CRR'deki konserlerin kalitesini öven bir basın bülteni içinde görevden alındığım duyuruldu. Gerekçesi "yönetsel fikir ayrılıkları" olarak belirtilen görevime son verilme olayında, kiminle ve neden fikir ayrılığı yaşadığımdan söz edilmemektedir.
Tüm bunlar yaşanırken CRR'nin, 2021 yılı konser dizileri devam ediyor. 11 Aralık Cumartesi akşamı, efsanevi kemancı Gidon Kremer ile CRR sahnesinde olacağız. Büyük ustanın, benim ve CRR orkestrasının kayıtlarını izleyerek bizimle çalmayı kabul etmiş olması hepimiz için gurur kaynağı. Bu bildiriyi, konserimize bir davet olarak da kabul etmenizi rica ederim.
Cemal Reşit Rey Konser Salonu tarihindeki en kısa genel sanat yönetmenliğinin nasıl son bulduğunu bilginize sunmak isterim.
Hiçbir şekilde talip olmadığım bu makamı, günümüz gerçeklerine cevap veren bir orkestrayı bu platformda kurma umuduyla kabul ettim. İki yıl boyunca asıl davet nedenim olan orkestra projesiyle ilgili tek bir toplantı yapılmadı. Makamı hiçbir şekilde kendi kariyerim için kullanmadım. Kendime iş veriyor konumunda olmamak için yönettiğim 30 kadar konserden ücret almayı reddettim.
Büyük bir dünya metropolünün ana konser salonuna yakışan uluslararası programları gerçekleştirmenin ötesinde, klasik müziği daha büyük kitlelerle buluşturmak hedefiyle, birer ilk olan açıklamalı ilçe konserleri ve senfonik açıkhava konserlerini kamu kaynaklarını harcayan bir kurum olarak önemsedim. Pandemi sürecinde müzisyenlere en düzenli çalışma imkânı sağlayan yer de CRR oldu. Adını taşıyan salonda, Cemal Reşit Rey'in eserlerini bir çatı altında toplama amacıyla, bestecinin vârislerinin, ellerindeki el yazmalarını ve belgeleri salona bağışlamalarını sağladım.
Ekim 2021'de daire başkanı makamındaki kişi (resmi görevi "koordinatör" ama kendisi daire başkanının tüm yetkilerini kullanmakta) 2022 programı ve bütçesiyle ilgili telefon ve maillerimi cevapsız bırakmaya başladı. Katılmam gereken toplantıların benden habersiz yapıldığını ve icra kurulundan çıkartıldığımın farkına vardım. Kulislerde yerime getirmeyi planladıkları kişinin adı da geçmeye başlayınca, Ekrem İmamoğlu'ndan randevu istedim ve benimle hemen görüştü. Hem vizyonumuzu seçime kadar birlikte devam ettirme taahhüdünü kendisinden aldım hem de orkestra kurulumuyla ilgili toplantıların benim liderliğimde başlaması için genel sekreter yardımcısına talimat verdi. Bu gelişmelerden iki gün sonra koordinatör ve genel sekreter yardımcısı ile toplantıya çağrıldım ve bana görevden alınacağım bildirildi.
Ekrem İmamoğlu'ndan kısa bir randevu talebime cevap gelmedi. Danışmanı, bu kararda başkanın onayının olup olmadığını öğrenmek için görüşeceğini; beni de görüştüreceğini ve bu süreçte hiçbir yazı veya tebligat almamamı ve imzalamamamı söyledi. 26 Kasım Cuma akşam saat 22'de İBB'den bir müdür, bana bir tebligat ile görevlendirildiğini söyledi ve kendisiyle buluşup imzalamamı istedi. Ben başkandan haber beklediğimi ve yazıyı almayacağımı söyledim. 27 Kasım Cumartesi sabah cep telefonuyla çekilmiş yazının fotoğrafı mail ile gönderildi. Özensiz ve telaşla yapıldığı belli olan kısa açıklamada 'Farklı kültürel projelerde birlikte çalışmayı arzuladığımızı belirterek yönetsel fikir ayrılıkları sebebiyle genel sanat yönetmeni olarak birlikte çalışamayacağımızı bilgilerinize rica ederim' cümlesi yer alıyordu. Gerekçe olarak 'yönetsel fikir ayrılıkları' sözünü ilk burada gördüm.
Dünyanın en büyük metropollerinden İstanbul'un sanata ve sanatçıya önem veren belediye başkanının desteğiyle göreve gelip, yılın programı bitmeden ve o belediye başkanının kararı olup olmadığını dahi öğrenemeden görevime son verilmesi ülkem ve İstanbul adına çok üzücüdür. İstanbul kültür hayatına verilen kıymeti takdirinize bırakıyorum. 11 Aralık Cumartesi akşamı CRR sahnesinde buluşmak dileğiyle.
Saygılarımla,
Cem Mansur
Müzisyen"

***


BAĞLILIK HASAN'DAN OSCAR ADAYI OLMAZ!..
2021 Yabancı Dilde En İyi Film Oscar Aday Adayı filmimiz, Semih Kaplanoğlu'nun "Hasan/Bağlılık" adlı filmini, açıkçası biraz garip bir basın gösteriminde izledik.
Önce o "garip" sözcüğünü izah edeyim.
Ceplerimize ve maillerimize gelen mesajdan, bizleri Semih Kaplanoğlu'nun davet ettiği anlaşılıyordu. Film 19.30'da başlayacaktı. Akşamüstü ikinci mesaj geldi.
Semih Kaplanoğlu gösterime katılmayacaktı. Yanında davetli gazetecilerin listesi vardı. Baktım.. İçlerinde bildiğim, tanıdığım tek sinema yazarı, eleştirmeni yoktu. Listenin tümünde tanıdığım birkaç isim vardı, o kadar.
Gösterimi yapımcılar düzenliyordu. Listeyi de onlar belirlemişti.
Anladığım kadarı ile Kaplanoğlu bu seçimi protesto ederek, son anda bizimle birlikte olmaktan vazgeçmişti.
Ne diyeyim?. Ben de onun yerinde olsam, ayni şeyi yapardım, ömrünü sinemaya vermiş bir sanatçı olarak.
Gelelim "Aday adayı" lafına..



Oscar gecesi, "Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü" için 5 yabancı film yarışacak.
Bu 5 adaylık için şu anda, 151 aday adayı var. Bu sayı 21 Aralık'ta Los Angeles'ta 15'e, 8 Şubat 2022'de de 5'e inecek.
Bizim Hasan, eğer bu elemeler sonuna dek "Aday adayı" kalıp son beşe girerse, o zaman "Oscar Adayı" olacak.
Peki gördüğüm filmin "Aday" olma şansı ne?.
Sıfır!.
Semih Kaplanoğlu, biraz kendisi, biraz da, hani ülkemizde "Başka Sinema" adıyla gösteriliyor ya, o tür bir filmi, Avrupa festivalleri için yapmış..
Hasan/Bağlılık (Ne demekse) Uzun.. Ağır.. Neredeyse aksiyonsuz, ama duran sahneleri uzun ve bol..
Böyle bir filmin, tamamen seyirci için çekilen filmlere 91 yıldır ödül dağıtan Oscar'la alakası olmaz, bu bir. Daha iyi anlaşılması için bir örnek vereyim.. Oscar, Kore filmi Squid Game gibi yapımlar ister..
İkincisi.. Arkasında büyük bir bütçe ile, Devlet, yani Kültür ve Turizm Bakanlığı olmazsa, "Godfather" filmini yapsanız, Los Angeles'ta (LA) "adaylık oylaması"nı geçemezsiniz..



Orada aslında 151 ülkenin filmleri değil, maddi güçleri yarışıyor. LA'de çok yaşadım. Eşim Amerikalıydı. Oralı dostlarım çoktu.
İlk oylamaları geçmek için, yerel medya ve televizyonlarda çok süre almak lazım. Bu da büyük bütçeli organizasyonlar gerektirir.
Diyelim bir tanıtım gösterisi düzenlediniz, ünlü bir salonda.. Ama o gecenin sözlü, yazılı ve görüntülü medyada yer alması ancak ve ancak o gösterime katılacak ünlülerle mümkündür.
O zaman bu gösterimi, ünlü bir LA acentesi ile yapacaksınız. Oraya gidersiniz. İlk sordukları soru, "Kaç dolarlık bir gece istiyorsunuz?." olur.
Çünkü böyle gecelere katılmak için Hollywood ünlüleri, bütün ajansların bildiği ücretler alırlar..
50 bin dolar derseniz, en ünsüz ünlüler gelir.. 5 milyon dolar derseniz, süper starlar.. O zaman da foto muhabirleri ve kameramanlar ordusu dolar, onları çekmek ve konuşmak için..
Cebinizde büyük para olmadan, Hollywood'da medya sizi dikkate bile almaz..
Bugüne dek, işin bu kısmına bakan olmadı.
"Sıfır şans" dememin asıl sebebi de o..

*

Filme gelince..
Semih Kaplanoğlu.. Filmin, Oscar için en büyük yanlışı o..
Yazan Semih.. Çeken Semih.. Montaj Semih.. O zaman o Semih, kendi yazıp kendi çektiği filmin tek bir dakikasına kıyar da kurguda kesip atar mı?.
O zaman da zaten durgun, zaten akmayan film 2.5 saat sürer ve sinema seyircisi baygın düşer.
Bu film, Antalya, Cannes, Sao Paulo, Kudüs gibi festivallerde aday da olur, ödüller de kazanır ama Oscar'da adı bile geçmez..
Gerçekten nefis, enfes, doyulmaz kartpostal fotoğraflar koymuş filme.. İnsanı çarpan sahneler de.. Mesela "Elma bahçesinde" dolaşırken, kafasına dolu gibi elmaların yağdığı rüya sahnesi unutulur gibi değil.. Ama kesip at. Kimse farkında olmaz. Çünkü olayın akışı içinde yeri yok.. Öyle bir yığın sahne var. Mesela Nuri Bilge Ceylan'ın suda yuvarlanıp giden elması gibi, burada da bir kaplumbağa var. 100 dakika yürüyor. Bir yere bağlanmıyor. Bir daha yok. O zaman o kaplumbağa niye yürüyor?.
İnsanlar da yürüyor çünkü. Nuri Bilge'nin yürüttüğü gibi..
Kaplanoğlu sanki Usta'nın etkisinde.. Onun Ahlat Ağacı gibi, bir tepede tek başına duran bir ağaç da bu filmin simgesi sanki..
Neyse lafı uzatmama gerek yok..
Kaplanoğlu'nun filmini mesela MGM satın alsa, en iyi montajcısına verip bir saatini atsa ve filmi 90 dakikaya indirse, Hasan dünyanın bütün sinemalarında gösterilir, Oscar'a aday olmakla kalmaz, hatta kazanır da..
Son bir not.. Hasan'ı oynayan Umut Karadağ'ı ilk defa izledim.. Müthiş.. Gerçekten Oscarlık oynuyor, Karadağ!.

***


SEVDİĞİM LAFLAR
"Yolunu değiştirmeden gittiğin sürece ne kadar yavaş gittiğinin bir önemi yoktur." Konfüçyüs

***


TEBESSÜM
Arkadaşlarınız arasında "Şişmanladım" dediğinizde kimse sizi düzeltmiyorsa, gerçekten şişmanladığınızı anlarsınız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.