SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Cem Uzan'a ihanette ikinci perde!

Evet sevgili okurlar. Geçtiğimiz cuma bıraktığımız yere geri dönelim hemen. Hani Cem Uzan'ın, siyah küçük çantasında günlerce sakladığı ihanet fotoğraflarını, Paris'teki ilk karşılaşmalarında Alara'nın yüzüne fırlattığı o ana...
Gözleri kan çanağı gibiydi Cem Uzan'ın...
Ailenin birlikte yaşaması için kiralanan 17. Bölge'deki dairede sadece onun sesi yankılanıyordu...
"Bunu bana nasıl yaparsın?" diye haykırıyordu...
Alara şaşkındı... Ne diyeceğini, ne yapması gerektiğini bilemiyordu...
"Yalan! İftira!" deme şansı hiç yoktu...
Çünkü, kare kare çekilen ihanet fotoğrafları darmadağınık bir halde önünde duruyordu...
"Seninle artık aynı ortamda bir saniye bile duramam... Gidiyorum... Başka bir yerde kalacağım... Ama çocukları da götüreceğim... Onlar bundan böyle benimle, yani babaları ile yaşayacaklar" dedi... Ve ekledi; "Newberger boşanma işlemlerini başlattı! Bu fotoğrafların birer kopyası şu an onda ve Amerika'daki sözleşme neyi gerektiriyorsa boşanma işlemi de ona göre şekillenecek!"
Sonra da kapıyı vurup çıktı...
Ve Eyfel manzaralı La Reserve'deki rezidansına geçti...
Aslında niyeti çocukların velayetini almaktı... Bunun için de epeyce çabaladı... Sürekli annelerini isteyen çocukları, "Artık o yok! Buna alışacaksınız ve bundan böyle üçümüz birlikte yaşayacağız" sözleriyle ikna etmeye çalıştıysa da başarılı olamadı...
Mızmızlanmaları had safhaya vurunca da dayanamayıp annelerinin yanına geri gönderdi onları...
Bu arada, "Belki değişir, belki affeder" umuduyla yanıp tutuşan Alara'ya Amerika'daki hukuk bürosundan o kara haber geldi...
12 yıllık evliliği Amerikan yasalarına göre bitmişti ve aralarında yapılan sözleşme gereği hem çocukların velayetini kaybetmiş, hem de tek kuruş bile nafaka alamamıştı!
Kahrolmuştu...
Artık tek bir seçenek vardı önünde... O da Türkiye'ye dönmek... Ve yasal hakkını orada aramak!
Çocukları Cem'den habersiz alıp götürmesi imkânsızdı. Çünkü Türkiye'de aylarca onu izleyen ekip Paris'te de an be an ensesindeydi...
O nedenle tüm cesaretini toplayıp eski kocasına telefon açarak son teklifini yaptı: "Madem her şey bitti... Madem bu işten geri dönüş yok! Ben çocukları da alıp Türkiye'ye dönmek istiyorum... Ailemin yanında olmak istiyorum. Üstelik çocuklar İstanbul'u çok özledi. Burada mutsuzlar..."
Daha önce çocukların bakımı konusunda büyük başarısızlık yaşayan Cem Uzan ise çaresiz, "Peki... Ama onları görmek istediğim zaman Paris'e getireceğine söz ver! Sakın bana çocuklar konusunda yanlış yapma! Pişman olursun!" diyerek Alara'nın gidişine izin verdi...
Sonrası ise malumunuz... Alara iki çocuğu ile birlikte İstanbul'a geri döndü... Haber kaynağım ona yakın bir isim olmadığı(!) için o cephede neler olup bittiğini bilemiyorum... Sıkıntılı bir süreç yaşadığı kesin... Gazetelerden okuduğum kadarı ile Beykoz Adliyesi'nde Türk yasalarına göre boşanmak için dava açmış...
Epeyce yüklü bir tazminat talebiyle üstelik... Bakalım Türkiye'deki mahkeme bu boşanma davası için nasıl bir karar verecek? Ve acaba Cem Uzan, Amerikalılara kanıt olarak sunduğu o fotoğrafları Beykoz'daki hâkimlerin dikkatine de sunacak mı?
Bekleyip, göreceğiz...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.