SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Hadi bakalım hayırlısı...

Bir kere, CHP'yi takip eden bir gazeteci olarak dün Ankara'da gerçekleşen kurultay için en sonunda söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim. CHP'li yetkilileri Arena Spor Salonu'nu tercih etmeleri bakımından tebrik ediyorum. Çünkü biz basın mensuplarının kurultayı rahat rahat izleyebilmesi ve çalışabilmesi açısından müthiş bir tercihti.
Enteresan gelebilir sizlere ama mesela ilk kez bir CHP kurultayını izlerken sıcaktan fenalık geçirmedim.
İlk kez "su...su..." falan diye kıvranmadım!
İlk kez duvar gibi önümüze dikilen partililere, her 2 dakikada bir "Beyefendi... Hanımefendi... Çekilir misiniz lütfen önümüzden! Göremiyoruz!" uyarısı yapmak zorunda kalmadım.
Gelelim diğer ayrıntılara...
Ankara her kurultayda olduğu gibi yine çok hareketliydi. Esnafı son derece mutlu, taksicilerin yüzü her zamanki gibi gülüyordu. Öğlen yemeği için bir ara dışarı çıktığımda bindiğim taksinin şoförü, CHP'lilere methiye üzerine methiye düzüyordu.
Diyordu ki; "Abla. İyi ki CHP'liler var. Vallahi adamlar her gelişlerinde Ankara'ya bereket yağıyor.
Allah için cebimiz para görüyor. Yüzümüz aydınlanıyor. Keşke şu kurultaylarını 6 ayda bir değil de, 3 ayda bir yapsalar!"
Bir başka ayrıntı ise katılımla ilgili.
Salonun büyüklüğünden ya da daha düzenli oluşundan mı nedir, sanki bu kurultaya ilgi önceki kurultaydakilerden daha düşüktü.
Evet heyecan vardı ama o heyecan Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan seçildiği mayıs kurultayındaki heyecanın ancak yarısı kadar falandı. Salona girişi, pop starlar ya da ünlü futbolcular gibi dört bir yandan turlaması hareket yarattı salonda.
Kılıçdaroğlu hem delegeye hakimdi, hem de salondaki programa. Saygı duruşunun ve İstiklal Marşı'nın komutunu vermesi falan CHP gelenekleri ile pek örtüşen uygulamalar değildi.
Bu arada Divan Başkanlığı'na İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nu oturtması da bana göre hem İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek'e, hem de parlamentodaki milletvekillerine dolaylı olarak bir mesajdı.
Doğru okumak gerekirse mesajın özü şuydu kanaatimce;
"Sizinle artık işim olmaz kardeşim!"
Kurultay konuşmasına gelince...
Üzgünüm ama yavandı. Yavan olduğu için de beklenilen heyecanı yaratmadı! Coşkulu bir konuşma ümit eden partililerin kendi aralarında fısır fısır, "Keşke daha çarpıcı cümleler kursaydı! Keşke salonu biraz daha heyecanlandıracak argümanlara sarılsaydı" söylemleri epeyce yaygındı.
Konuşmasının genelinde AKP'ye muhalefet eden mesajlar vardı ama çözüm önerileri konusunda yine eksikti. "Dokunulmazlıkları kaldıracağız! YÖK'ü kaldıracağız!" dedi ama Türkiye'nin en mühim meselesi olan Kürt meselesine dair açık ve net birkaç cümle edemedi.
"Irk yok! Dil yok! Din yok! Herkesi kucaklayacağız! Biz üçüncü yolcuyuz!" dedi ama o üçüncü yolun ne olduğuna dair herhangi bir ayrıntı vermedi! Ve geçen kongrede olduğu gibi bu defa da, "Kürt" kelimesini kullanmamaya özen gösterdi. Güneydoğulu delegelerden bu durumu yorumlamalarını istediğimde cevapları şöyle oldu çoğunlukla; "Bu daha başlangıç! Yavaş yavaş. Zamanla her şey daha yerine oturur. Genel Başkanımız da Kürt meselesiyle ilgili konuşurken daha açık konuşur."

Liste heyecanlandırmadı!!!

Kılıçdaroğlu'nun tek başına hazırladığı liste saat 15.30 gibi görüntüye çıktı. Liste konusunda beklentisi yüksek olan delegelerin kesinleşmiş isimleri öğrendikten sonra yaşadıkları hayal kırıklığı salonda epeyce bir hissedildi.
Delegelerin birbirlerine listeye yazılan bazı isimleri tanımadıklarını söylemesi ve oylama sırasında o kişilerle ilgili bilgi alınmaya çalışılması ise gerçekten görülmesi gereken anlardı
biz gazeteciler açısından.
Araştırmacı-yazar Binnaz Toprak, Fahri Korutürk'ün oğlu Osman Korutürk, Emrehan Halıcı gibi sürpriz isimlerin yanı sıra günlerdir kulislerde konuşulan isimler de listede yer aldı. Mesela eski Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu, KAGİDER Başkanı Gülseren Onanç, eski diplomat Faruk Loğoğlu daha önce konuşulduğu biçimde CHP Parti Meclisi'nin yeni üyeleri oldu.
Peki liste Kılıçdaroğlu açısından uzlaşma arayışları taşıyan bir liste miydi?
Çok net söyleyebilirim ki; "Hayır!"
Dün salondaki manzaraya göre Kılıçdaroğlu'nun partisine hakim olma konusunda epeyce yol almış olması. Sanırım listesine de bu kararlılığını yansıtmaya çalışmış. Tamam Baykal'a eskiden yakınlığı ile bilinen Bihlun Tamaylıgil'i ya da Sav'a yakınlığı ile bilinen Faik Öztrak'ı listeye yazmış ama bunu yapmasının nedeni Baykal ya da Sav istediği için değil!
Bilakis kendisi istediği için.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.