SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Farkında mısınız artık her yanımız Darülaceze!

Size bu satırları çok zor koşullarda yazıyorum. Zor ama verdiği keyif bambaşka olan koşullardan.
Malumunuz dün bayramın ilk günüydü. Hep geliriz bir araya ama uzun zamandan beri ilk kez eksiksiz toplandık. Bu firesiz buluşma bizim evde gerçekleşti. Babam, annem, 3 ağabeyim, eşleri, çocukları, kocam, oğlum ve yeğenimin kocası ile evin son neşesi 3 aylık minik oğullarının evde nasıl bir tantanaya sebep olduklarını tahmin edersiniz herhalde. "Tantana" diyorum diye sakın sanmayasınız bu ortamdan şikâyetçiyim! Aksine çok mutluyum! Keşke sık sık yapabilsek bu buluşmaları. Nasıl bir keyif Allah'ım. Nasıl bir mutluluk. Kalabalıklarımız çoğalarak devam etsin. İnşallah bir gün torunlarımın da katılacağı kalabalığı görmeyi nasip eder bana yaradan. Seviyorum ben ailemi. İnanın imkânım olsa, ailemi sığdırabileceğim ölçülerde bir site inşa eder, kimsenin kimseden gocunmayacağı bir ortam yaratır ve hep bir arada yaşamanın yollarını arardım. Kim bilir ne hoş paylaşmalar, sevinçler yaşanırdı. Dün geçtim kenara şöyle bir baktım evdeki ortama. Mutlu olan sadece ben değildim. Herkes çok mutluydu. Işıl ışıldı annemin gözleri. Sevinçten parlıyordu. Sabah kesilen kurban etini pay ederken gelinlerine, oğullarına yağdırdığı talimatlarda bile bir başka mutluluk vardı. Hele 85 yaşındaki babamın yaşadığı o keyif! Bayram sofrası hazırlanırken torununun 3 aylık oğlunu kucağında oyalarken gösterdiği o çabalar. Nasıl güzeldi. İzledikçe ve üzerine düşündükçe, kendi kendime "Keşke her evde böyle neşeler yaşansa. Keşke tüm analar babalar benim anamın babamın yaşadığı bu mutluluğunu tatsa" dedim. Niye böyle dedim? Çünkü birçok evde maalesef bu mutluluklar yok! Birçok evin içi bomboş! Herkes tatilde.
Evet kentler birkaç günlüğüne de olsa rahat nefes aldı ama kahretsin ki o boş kentler aynı zamanda yalnızlığa terk edilmiş insanların hicranına da şahitlik etti. Yazık! Çok yazık gerçekten. Gidenler gidiyor tatillere ama geride kalan analar, babalar, kardeşler çok kırılıyor. Sanıyoruz ki yalnız bırakıldığı için kırılanlar sadece Darülacaze'de yaşamaya mahkûm edilen yaşlılar. Bence onlar bile daha şanslı, her bayram evleri birer Darülaceze'ye dönüşen insanlardan. Hiç olmadı onlar bir aradalar. Birbirlerine sarılıp, yalnızlıklarını, kimsesizliklerini paylaşabiliyorlar. Ama ya Darülaceze'ye düşmeden aynı ruha mahkûm edilenler? Onlar ne yapsın? Onlar kime derdini yansın? Çok zor durumdalar. Mesela adı bende saklı birini anlatayım size. Arefeden önceki gün hastanedeydim. Çok sevdiğim ve saydığım yaşı epeyce ilerlemiş doktoruma sordum bayramda ne yapacağını: "Evdeyiz!" dedi. Ama bir hüzün saklıydı sanki bunu söylerken."Torunla birlikte mi olacaksınız hocam?" dedim. "Yok!" dedi ve devam etti: "Onlar Bodrum'a gidiyor. Biz yine baş başayız eşimle. Bu bayramı da ediyle büdü misali birlikte geçireceğiz yani!" Bişi diyemedim ama çok üzüldüm. Çünkü doktorum konuşmasının devamında; "Ne işleri var bu havada Bodrum'da bilmiyorum. Denize giremeyecekler, yüzemeyecekler. Bişi değil 4 yaşındaki torunumuzu hasta edecekler!" bahanesini ortaya sürerken öyle bir kırgınlık hissettim ki sözlerinde anlatamam.
Belli ki ne Bodrum'un havasıydı onun umurunda olan, ne de torununun dışarıda gezerken hastalanacak olmasıydı. Umurunda olan tek şey bayramı eşiyle yalnız geçirecek olmasıydı. Tanısaydım. Bi yakınlığım olsa idi kızıyla telefon açıp, 'Ya giderken hocamı da beraber götür, ya da siz de gitmeyin!' derdim ama lanet olsun tanımıyorum ki! Kaldı ki bahsini ettiğim kişinin yaşadıklarına benzer kırgınlıklar yaşayan o kadar çok insan var ki etrafımda. Hangi birinin yakınına akıl vereyim? Müdahale edeyim? Hem sonra bu benim tek tek akıl vererek başa çıkabileceğim bir sorun mu?
Bu sorunla başa çıkacak olan devlettir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nın bayramdan çok çok önce bu konuyu gündeme taşıması gerekiyordu. "Darülacezeleri ziyaret edin" demek yeterli değil. Her yanımız Darülaceze'ye dönüşmüş durumda son dönemde. Bakanlık anlatmalıydı topluma; "Bayram yakınlarınızı yalnızlaştırmak için bir bahane olmamalı! Onları terk etmeyin!" şeklinde. Geçti bitti artık ama bir dahaki bayram kesinlikle bu yapılmalı. Garip bir şuursuzluk var millette. Sanki bayram demek tatil demek! Şahsen ben çok rahatsızım bu durumdan. Sermayenin çuval dolusu para kazanmak için kurduğu oyuna düşüyoruz farkında olmadan. Tez elden bişiler yapmamız lazım. Yozlaştık fena halde. Gelenek ve göreneklerimize geri dönmeye mecburuz. Çünkü böyle giderse bir gün gelecek bugün içimizi burkan Darülaceze'ler paylaşmanın yaşandığı tek adresler olacak!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN