ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Açılım nasıl kapandı?

Ne demiştik? "Barışı istemeyenler Türk faşistleriyle Kürt faşistleri" demiştik...
Türk faşistlerinin nasıl barışa yumruk attıklarını ve de gazete köşelerinden utanmazca nasıl desteklendiklerini kamuoyu gördü.
Kürt faşistlerinin nasıl takır takır adam vurmayı sürdürdüklerini de, televizyonda şehit cenazelerini izlerken sürekli görmekte...
Açılım yatmışır.
Yatacağı da belliydi.
Ama kaybeden iktidar partisi olmayacaktır. Kaybedenler, kazandık sansalar bile gene Türk faşistleriyle Kürt faşistleri olacaklardır.
Başbakan, "bu maçı berabere bitireceğim" dedi. (Halkın anlayacağı şekilde yazdım!)
Çünkü maç çok uzamıştı, iki taraf oyuncularından da çok sakat vardı ve seyirci bezmişti.
Maçı berabere bitirmenin şartı, öncelikle, susmaktı. Sakin olmaktı.
Haa, bir de "Federasyon'un kıllık etmemesi" tabii!
Federasyon (iyi sıhhatte olsunlar), görünürde tepki gösterecek ama kapalı kapılar ardında maç sonucunu "tescil edecekti"... Fakat sıkıştırılmaması, onurunun korunması gerekiyordu.
Başbakan dedi ki "bir taraf 'maçı sattınız' havasına, öbür taraf da 'geçirdik geçirdik' havasına girmesin"... Birinci önkoşul buydu.
Ama öyle yapmadılar. Onu dinlemediler.
Bir takım yaygarayı salıverdi. Hükümeti sarsmak için iyi bir fırsat geçmişti eline, partileriyle, basınıyla... Maç sürer giderse, hele hakem değişirse, patronlarının kendi dandik mahalle kulüplerine üç beş kuruş akabilirdi spor bütçesinden... ("Çirkin tezahüratı", yani hakeme küfür etmeyi de sürdürüyorlardı tabii.)
Öbür takım da, berabere bitecek maçı sekizsıfır almış havalarına hemen giriverdi. Sanki kupa kaldırmışlardı...
Elbette iki taraf da hem birbirini suçluyor, hem de rakibin kendisini suçlamasına fırsat verecek her türlü ahmaklığı yapmaktan geri kalmıyor. Maçı kazanamayacaklarını biliyorlar, beraberliğe razı olmuş gibi görünüyorlar, ama ille de kazanan taraf olmak isteğinden vazgeçmiyorlar.
Sonunda, maç askıya alındı, yok, bitmedi de, belirsiz bir geleceğe kadar tatil edildi.
İşin ilginç yanı, Federasyon maçı iptal da edemiyor, yeniden de başlatamıyor, kulüpleri de kapatamıyor, küme de düşürtemiyor. Takımlar da saha kenarından birbirlerine el kol işaretleri yapmakla yetiniyorlar şimdilik.
Kazanan kimdir?
Kazanan, hakemdir. Elbette bunun yardımcıları, yan hakemleri ve dördüncü adamı, "saha komiseri" falan da vardır.
Hakem seyirciye dönecek, "işte görüyorsunuz, ben maçı bitirecektim, istemediler" diyecek ve beklediği olumlu tezahüratı, yani oyları da alacaktır.
Hakem kazanmıştır, derdi futbol oynamak ya da maç izlemek değil hakeme küfür etmek ya da birbiriyle dalaşmak olan ahmaklar kaybetmişlerdir, ama bunun farkında bile değillerdir.
Benim merak ettiğim, Brüksel'de oturan UEFA yetkilileri ve Washington'da oturan FIFA başkanı ne düşünüyorlar bu konuda?
Galiba dış sahada başka bir maça, Kıbrıs deplasmanına bakıyorlar... Üstelik yakın fikstürde Tahran-Tel Aviv kupa finali gibi müthiş bir karşılaşma var, sizinle mi uğraşacaklar?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN