HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Kılıçdaroğlu kimden korkuyor?

Referandum geçti, seçimlere yaklaşık dokuz ay var. Şimdi sakin kafayla biraz da siyasetin üzerinde yükseldiği sosyolojik zemini ve zihniyet dünyasını konuşmalıyız.
Mesela...
Bir siyasi çizginin ve liderliğin "halkı anladığı" söyleniyor. "Halkçı" olduğunu iddia edenlerin ise halka çok uzak kaldıkları iddia ediliyor. Doğru mu bütün bunlar?
Neden "hayır"cılar referandumda bekledikleri oyu bulamayınca "halkın yüzde 60'ı aptal" diyerek yeri göğü inlettiler?
"Evet"ciler kaybetselerdi, neden genel olarak "halkı" değil de, belli kesimleri suçlayacaklardı?
Geleceğin siyasal resmini anlamamız için bu sorular üzerinde ayrıntılara girmekten korkmadan uzun uzadıya durmak gerekiyor.

***
Hepimiz Erdoğan'dan, Kılıçdaroğlu'ndan konuşup duruyoruz. Ama onları siyaset sahnesinde tutanlardan; yani "kendimiz" den hiç söz etmiyoruz.
Eş dost ortamında "Erdoğan'ı daha girişimci olmaktan alıkoyan benim tutuculuğum" diyerek siyaset tartışan birine rastladınız mı hiç? Elbette, rastlamadınız. Olmaz!
Ama siyaset üzerine yazıp çizenler işin biraz da bu tarafına bakmak zorundalar.
Çünkü...
Seçmen, seçim sonuçlarından sonra ortaya çıkan rakamlar ve basit sosyal sınıflandırmalardan ibaret değildir.
Seçmen yer, içer, sever, nefret eder, çalışır kazanır; çalışır ama kazanamaz, inanır, inanmaz, inanmaz ama inananlara inanır; inanmaz ve inananlara da inanmaz, tuzu kurudur, tuzu bile yoktur, şarkı söyler içi açılır, şarkı dinler içi kapanır...
O yüzden de...
Nasıl siyasi liderler kitleleri avuçlarının içine alabiliyorlarsa, kitleler de liderleri avuçlar, mıncıklar, okşar ve bazen limon gibi sıkar!
***
Demek istediğime güncel bir örnek vereyim...
Başbakanın "hemen ortak çalışmaya başlayalım" çağrısı karşısında Kılıçdaroğlu "tek başına türbanı konuşmam" cevabını verdi.
Şimdi bir kesim siyaset yazarı yine diyecekler ki...
"Yahu hep kaçak güreşen siyasi lider olur mu? Sabah söylediğini akşam inkâr etmeyi sürdürüyor."
Doğru!
Ama Kılıçdaroğlu'nun "bir adım ileri iki adım geri" hallerini anlamak için pembe tablolar çizmeden seçmenine de bakmalıyız.
Kılıçdaroğlu'nu ayaklarından geri çeken sadece Önder Sav değil! Hayır!
Kabul etmeliyiz ki, CHP'ye oy veren geniş bir kitle genç kızların başları örtülü halde üniversiteye girebilmesini istemiyor!
Kılıçdaroğlu kendi seçmeninden korkuyor!
NOT: Bu bir başlangıç olsun... Önümüzdeki birkaç gün halktan ve "halkı anlamak" tan konuşalım!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları