MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Asker değilseniz YAŞ kararları sizi etkiler mi?

Yüksek Askeri Şûra kararlarını kimler hangi dürtülerle bekler?
Eğer askerlik mesleğindeyseniz ve terfi ya da emeklilik arasındaki çizginin üzerinde bulunuyorsanız, doğal olarak nefesinizi kesip beklersiniz YAŞ kararlarını.
Eğer askeri darbe beklentiniz varsa ve bir cuntaya doğrudan veya dolaylı biçimde mensubiyetiniz bulunmaktaysa, komuta kademesindeki değişiklikleri de heyecan içinde izlersiniz.
Asker veya darbe bağımlısı militarist bir sivil değilseniz YAŞ kararları sizin hayatınızı etkilemeyeceği için, bunların açıklanması da sizi etkilemez.
Başbakan'ın başkanlığında toplanan komutanların, kendi terfilerini konuştukları kadar, silah altındaki asker sayısının ne zaman azaltılacağının, zorunlu askerlik süresinin ne zaman kısaltılacağının hesabını da yapmalarını ve bunları açıklamalarını da beklersiniz.
Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının işlerini kaybetmemeleri için onlara tanınan kısa süreli bedelli askerlik yapma hakkının, yurt içinde çalışan ve uzun süreli askerlik dolayısıyla işlerini kaybetmeleri kesin olan Türk vatandaşlarına neden tanınmadığının açıklanmasını beklersiniz YAŞ'tan.

Polisler bile silah altında

Devletin askerler gibi "Güvenlik personeli" arasında bulunan polislerin de neden kısa süreli askerlik yapmadıklarının açıklanmasını beklersiniz.
Ama bütün bu sivil topluma özgü beklentileriniz havada kalmaya mahkûmdurlar.
Ayrıca kendilerini tüm toplumun yansıtıcıları olarak sunan gazetecilere de bu tür beklentiler vız gelir, tırıs geçer.
Onlara göre Türk ve dünya kamuoyu nefeslerini keserek Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yeni komuta kademesinin kimlerden oluşacağını beklemektedir.
Onlar ki ne Çin, ne Hindistan ordularının komutanlarından herhangi birinin isimlerini bilirler.
Tek süper güç Amerika'nın ordusundaki komutanların terfi ve tayinlerinin bile barış dönemlerinde Amerikan gazetelerinde neden manşet olmadığını düşünmezler bile.
Çünkü bilinç altlarında sivil toplumun kaderinin de emir-komuta zinciri altında belirleneceği inancı vardır.

İnsanlık suçu işleyenler
Dünyanın gelişmiş ve sivil toplumlarının hepsinde savaş çığırtkanlığı yapmak, toplum kesimlerine kin ve nefret pompalamak, barış isteyenleri hain olarak listeleyip hedef göstermek, demokrasiye karşı militarizmi öne sürmek "İnsanlık suçu"dur.
Türk siyasetinde ise bu davranışlar doğaldır.
Dünkü Posta'da Rauf Tamer şöyle yazmıştı:
-Çalıştay'a davetli 12 meslektaşımıza yakıştırılan sıfatlara hayretle baktım. Bunun andıç'tan ne farkı var? Farkı yok. Ama bizde bunu göğüsleyecek bir meslek dayanışması da yok. Bilakis, içimizde sevinenler kimbilir amma da çok.
Sevgili Rauf Tamer'in kehanetini doğrulayacak yazılar ise dünkü Hürriyet'in köşelerindeydi. "Kürt sorunu"na barışçı çözüm için yapılan toplantıya (Çalıştay) katlıp görüş açıklayan gazetecilere, Hürriyet'in köşelerinden de çeşitli giydirimler yapılmaktaydı.
"Böyle gelmiş, böyle gider" mi diyeceksiniz bütün bu durumlara?
O zaman YAŞ kararlarını hepimiz birer asker gibi izleyip öyle değerlendirelim.
Neticede Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na Donanma Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Birinci Ordu Komutanlığı'na Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Genelkurmay İkinci Başkanlığı'na da Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Orgeneral Aslan Güner atandı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN