YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Ağla Türkiyem ağla!

Sanki bizim coğrafyada ağlanacak şey azmış gibi, neredeyse tüm yerli dizilerde koyu dramlar işleniyor. Ekrana şöyle bir bakın: Çocuklar Duymasın'dan başka mutlu aile görebiliyor musunuz? Öyle Bir Geçer Zaman ki'den Hayat Devam Ediyor'a, İffet'ten Adını Feriha Koydum'a, Al Yazmalım'dan Bir Çocuk Sevdim'e, Fatmagül'ün Suçu Ne?'den Lale Devri'ne kadar yüzü gülen bir aile ferdine rastlıyor musunuz?
Osmanlı'nın en görkemli dönemini anlatan Muhteşem Yüzyıl'da bile sürekli cinayet, entrika, gözyaşı...
Bunların yanında komedi dizileri ve programları birer birer ekrandan elini ayağını çekiyor.
Aşağı Yukarı Yemişlilier, Papatyam, Arka Sıradakiler... Sonunda, benim bu sütunlarda öve öve bitiremediğim 5'er Beşer ve Bizim Yenge de gitti...
Ekrana veda edeceği söylenen son dizi ise atv'de yayınlanan İstanbul'un Altınları... Ekran hepten ağlama duvarına döndü. Reytinglere bakılırsa -ki onların da güvenilirliği artık iyice tartışılır oldu- Türk halkı gülmeyi değil, ağlamayı seviyor. Millet sanki kendi derdi yokmuş gibi dizi karakterlerinin tasasını da kendine dert ediniyor.
Korkum; bu ekranın karşısında yetişip büyüyen çocukların ileride ağlak, umutsuz, kırılgan, sürekli entrika peşinde koşan, her ilişkiye ihanet şüphesiyle bakan, şiddeti hayatın vazgeçilmez bir parçası olarak gören bir toplum oluşturması...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.