NAZLI ILICAK

Mayında tehlike bitmedi

Tayyip Erdoğan ile teke tek konuşunca insan ikna oluyor. Meselâ, mayın meselesinde. Ortada, İsrailli firmaya verilmiş bir söz olmadığını söylüyor. Zaten, iş bu kadar tartışıldıktan sonra, toprakların, mayın temizleme karşılığında, bir süre İsrailli bir firmaya terk edilmesi artık mümkün de değil. O zaman, üslûpta mı hata var, nedir? Her tartışmada büyük bir gerginlik doğuyor ve karşılıklı atışmalar. Böyle önemli ve münakaşa yaratacak konularda, Erdoğan'ın kutuplaşmaya mahal vermeden bir diyaloga geçmesi gerekmez mi? Kimsenin, vatanseverlik noktasında birbirinden şüphe etmeye hakkı yok. Çok şükür, ne iktidar, ne de muhalefet vatana ihanet içinde. Ama bakıyoruz, muhalefetten bir milletvekili çıkıyor, mayın müzakereleri sırasında, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nden bazı satırlar okuyor: "Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler."
Ne o yani! Genel Kurul'da müsamere mi var?
Erdoğan, Başbakan sıfatını taşıdığı için, bu gibi kışkırtıcı beyanları bile tahammülle karşılayıp, tarafları uzlaşma noktasına getirmeye çalışmalı.
Şimdi top Çankaya'da... Bir konuda bu kadar kutuplaşma ortaya çıkınca, cumhurbaşkanı da zora giriyor. Kanunu onaylasa bir dert, yeniden görüşülsün diye TBMM'ye iade etse bir başka dert. Zaten, söz konusu düzenleme büyük zorluklarla parlamentodan geçti. Bu defa, özellikle Çankaya'dan geri dönerse, yeniden çıkması daha da zor olacaktır.
Bir de bunun Anayasa Mahkemesi ayağı var. Meclis'te ekseriyete sahip olsanız dahi, sağduyulu siyaset, muhalefeti ikna etmeyi mecbur kılıyor. Aksi takdirde, yığınakta yapılan hata, sizi ve ülkeyi güç durumda bırakabiliyor.
BİZE ULAŞIN