HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

DP ile kargaları güldürmek

Hüsamettin Cindoruk Türk siyasetinde 50 yıldır yaratıcı bir zekâ ve demokrat bir kişilik olarak mevcut. Genç bir avukat olarak Yassıada duruşmalarına katıldığı günden 28 Şubat dönemine kadar Meclis Başkanlığı da dahil belirttiğim özelliklerini sergiledi. Fakat siyasette daima bir "teknisyen" olarak yer almak istedi. Demirel'in Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra DYP'de doğan boşluğu doldurmak istemedi. Oysa daha önce o partinin yükünü omuzlamıştı. DYP genel başkanlığı için adaylığını koysaydı önünde hiçbir kuvvetin (Demirel dahil) duramayacağı kesindi. Yapmadı.
Aynı Cindoruk'un bugün DP genel başkanlığına aday olması ise anlaşılmaz gibi görünüyor. Oysa biraz daha derinlemesine tahlil edince hiç de çözülmez bir bilmece gibi durmuyor bu adaylık. Sırrı da Türkiye'de merkez sağ siyasetin gösterdiği değişimle sistemin ona verdiği tepkide yatıyor. Biraz akıl yürütmek kafi anlamak için.

Sağın tarihsel gerçeği

Türkiye'de sağın tarihsel dönüşümü AKP'nin ortaya çıkmasıyladır. Elbette Milli Görüş ve Büyük Doğu gelenekleri var o partinin arkasında. Elbette daha İslami bir ideolojiye yakınlık ve özlem duyanlar mevcut. Elbette 2002'de kurulduğunda çok daha radikal ideolojik bir tavır içindeydi ama bunların hiçbirisi AKP'nin son kertede değişmeci- modernleşmeci merkez sağ geleneğin dışında kaldığı anlamına gelmiyordu.
Parti, MNP'den RP'ye kadar uzanan çizgiyi sistemle uzlaştırmayı ama o arada da sistemi dönüştürmeyi öngörüyordu. Yani çok daha muhafazakâr bir anlayışla da olsa DP'den bugüne kadar gelen sağ anlayışı bünyesinde taşıyordu. AKP'nin bu hamlesi hem Cindoruk'un bugünkü çıkışını açıklıyor hem de tarihsel sağ çizginin nerede ve nasıl kırıldığını.

Sağın demokratlık dönüşümü

AKP, hamlesiyle iki şeyi gerçekleştirdi. Hem merkez sağın tarihsel birikimini üstlenip sahiplendi hem de ideolojik dokusu itibariyle sistemle çatışmaya girmekten kaçınmadı. Oysa o güne kadar gelen DP-AP-DYP çizgisi daima sistemle bütünleşmeyi, sisteme en ters düştüğü noktada bile onu sahiplenmeyi, ona saygı duymayı öngörüyordu. ANAP burada nispi bir istisna kabul edilebilir.
28 Şubat bu nedenle bir dönemeçtir. Aslında 28 Şubat 1960-71-80'de olduğu gibi Türkiye'de sistemin kendisini yeniden öne çıkarmasının, kaybettiği mevzileri kazanmasının bir hamlesidir. Ordu daima darbelerle sağın temsil ettiği çevrenin elindeki iktidarı yeniden kendi temsil ettiği merkeze geri almak istemiştir. 28 Şubat'ın büyük farkı şudur. 1960-71-80 darbelerinde sistem merkez sağı rakip görürken ve ona karşı darbe yaparken ilk kez 1998'de AKP'ye karşı merkez sağın "ehveni şer" olduğunu düşündü. Daha sert olduğuna inandığı bir iktidarla karşılaşınca sistem Demirel'le ve siyasetiyle uzlaşmayı seçti.

Eskiyle yeninin farkı

Sistemdeki asıl dönüşüm ise 27 Nisan emuhtırası, 367 koşulu ve AKP'ye karşı açılan kapatma davasıyla yaşandı. İktidar partisi AKP bu sistem yanlısı girişimlere karşı yerine göre kendi bilinciyle yerine göre toplumdan aldığı destekle direndi. Oysa klasik merkez sağın uzantısı olan siyasetler ve siyasetçiler bu anti demokratik girişimlerin yanında yer aldı. Ortaya tarihsel bir kırılma, kopma çıktı. Bu kopuş 2007 seçimleri ve özellikle kapatılma davasının reddiyle kemikleşti. Sistem yanlısı sağ ters kaldı. Hüsamettin Cindoruk işte bu "sistem-merkez sağ" ilişkisinin "çok yaratıcı" bir politik kişiliği olarak ortaya çıkıyor. Tekrarlayayım: AKP'ye karşı sistemle uzlaşmış, ona saygılı bir "merkez" siyaset yaratma çabasıdır onun girişimi. Yani kendi tabiriyle söyleyince apolitik politika, yani politikadan arınmış politika.
Türkiye AKP siyasetini bütün yanlışlarına rağmen kendi sosyolojik dönüşümü içinden üretti. Toplumsal dönüşüm o partide karşılık buldu. Türkiye'de yükselmiş siyasal bilinç gerektiği gibi davranarak onu da ihtiyaç duyduğu ölçüde törpülüyor, tokatlıyor, okşuyor. Kıssadan hisse Cindoruk'un başarılı olup olmaması değil. Olsa, yani DP'ye genel başkan seçilse ne yapacak? Aşılmış bir siyasetle DP'yi iktidara mı getirecek?
Kargaları güldürmekten başka işlerimiz de var.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN