OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Kürtçülük sorunu

Tamam her şeyi tartışalım. Silahların sustuğu bir ortamda, en aykırı fikirleri dinleyelim. Konuşabiliyor olmak bile başlı başına önem taşırken, hoşumuza gitmese de sarsıcı düşünceleri hemen boğmayalım. Lakin farklılıklara açık demokratik toleransın, gündeme getirilen her öneriyi kabul etme anlamına gelmeyeceğini de kayda geçirelim. Zira, Kürt realitesini tanıyıp, Kürt sorununu, terör pençesinden kurtararak demokratik eksende çözme niyeti artık yeterince anlaşılamıyor. Bu çabanın yerini, Kürtçülük sorunu yaratan çevrelerin talepleri alıyor. Ve buradaki ince çizgi işin özünü belirliyor. Örneğin, sade vatandaşı kaygılandırıyor, siyaseti ipotek altına alıyor, askeri tetikliyor, yargıyı doğal olarak harekete geçiriyor. Bu yüzden gelinen noktada, "Kürt sorunu" ile "Kürtçülük sorunu"nu ayrıştırmak için yeni yaklaşımlar gerekiyor.

***

Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nun toplandığı, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında geniş katılımlı Güvenlik Zirvesi'nin düzenlendiği sıcak atmosferde yılın son Milli Güvenlik Kurulu'na hazırlık yapıldığını, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de Diyarbakır'a ziyaret planladığını göz önünde tutmak zorundayız. Ankara'da şekillenen görüşlerin yansımasını bir süre sonra göreceğiz. Ancak terör örgütünün, üniter yapıyı alt üst etme hedefini, siyasal uzantıları sayesinde test etme girişimi, perde arkasında ilginç boyutlar taşıyor.
1- 12 Eylül 2010 referandumu, anayasal değişim ihtiyacını net biçimde ortaya koydu. Tüm baskılara rağmen reform paketi bölgede de taraftar buldu.
2- PKK, 2011 seçimlerinde belirleyici faktörün yeni anayasa olacağı gerçeğinden hareketle ön almaya dönük taban stratejisi geliştirdi.
3- Demokratik anayasa arayışını fırsat bilen etnik anlayış, Kürt kökenli vatandaşlara seçim sürecinde hayal satabileceğini gördü.
4- Tüm partilerin anayasa tasarımını siyaset borsasına süreceği günlerde, demokratik standartların yükseltilmesi projesi ile Kürt aktörlerin imtiyaz kazanma çabasının karşı karşıya geleceği fark edildi.
5- Kürt kökenli vatandaşları özerklik çizgisine çekemezse terör güdümlü siyasetin devletle yeniden hesaplaşmayı deneyeceği ortaya çıktı. Demokrasi kılıfına sarılan gerçekçilikten uzak istekler prim yapmazsa, teröre yeniden malzeme üretileceği anlaşıldı.
***

Meselenin çarpıcı bir başka yönü de yerel yönetimlerin yetki ve etkisinin artırılmasında gizli. Dönemin Başbakanlık Müsteşarı (bugün Çalışma Bakanı) Ömer Dinçer'in altyapısını kurduğu Kamu Yönetimi Reformu, kısa vadeli bakış açısına kurban edilmeseydi bugün bambaşka bir yerde olacaktık. Dinçer'in, yerel yaklaşımı "etnik" bazlı değil, "yönetsel ve hizmet" temelli idi. 6-7 yıl önce iddia edildiği gibi bölünmeye kapı aralamıyor, tam aksine etnisiteye dayalı bölünme öngörenlerin kozlarını elinden alıyordu. "Adem-i merkeziyetçi Türkiye" sistemi eğer mahalli idareleri güçlendirip, öz gelirlerle takviye edebilseydi, Kürt kimliğine dayalı politikaların karşısına ister istemez hizmet esasına dayalı politikalar çıkacaktı. Kimlik siyasetinin arkasına saklanan yöneticilerin, yerel demokratik katılımı engelleyen, beldedeki performans yetersizliğini kamufle eden, hesap sorabilmeyi ortadan kaldıran, örgüt bağlantılı ahbap-çavuş ilişkisini himaye eden tüm sakatlıkları deşifre edilebilecekti.
Ve son bir ayrıntı da hükümetin duruşuna odaklı.
Ağustos 2009'da başlatılan açılım süreci, masa başında kurgulanmış, mutlak doğrulara dayalı bir reçete değildi. Toplumsal sağduyuya güvenen, süreç içinde sınırları çizilen, demokratik ifade kanallarını açık tutarak bir arada yaşamayı teminat altına alan genel esaslar üzerine kurulu idi. Devletin, her şeyi kamuoyu önünde ele aldığı ilk günlerin handikapları, artık yerini sessiz diplomasiye bıraktı. Sorunun sahibi sadece iktidar partisi olmadığı için tüm sivil ve siyasi unsurların devreye girdiği sağlıklı tartışma ortamı doğdu. İşte bu beyin fırtınası, terör sorununa da Kürt sorununa da Türkiye'ye özgü çözüm modeli bulunmasına aracılık edecek!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.