MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

'Hayat devletten de dinden de önce gelir'

Kürt açılımı partili partisiz tüm toplumu harekete geçirdi. Herkes sabah akşam bu meseleyi tartışıyor.
Cevabı merak edilen soru şu: Türkiye bu açılımla nereye gidecek?
Siyasi partiler, siyasi aktörler, sivil toplum örgütleri ve ülkenin önde gelen sanatçıları görüşlerini açıklıyor.
Bütün bu yaklaşımları yan yana koyduğunuzda görünen o ki, toplumun kanaat önderleri ağırlıkla açılımın olmasından yana.
Peki, bu destek yeterli mi?
Başbakan Erdoğan, Sezen Aksu'nun olumlu desteğini değerlendirirken şöyle diyordu:
"Tüm sanat dünyamızdan bu duyarlılığı bekliyoruz."
Bu gerçekten üzerinde durulması gereken önemli bir konuydu.
Türkiye'nin romancıları, ressamları, müzisyenleri, sinema sanatçıları, sosyologları neredeydi?
Bu konuda ilk konuşanlardan biri olan genç sanatçı Teoman'ın dediği gibi, "Hepimizin vicdanlarımızı temizlemeye ihtiyacı var"dı.
Birkaç sanatçının destek verdiği bu konunun, siyaset, sivil toplum örgütleri ve medya mensuplarının arasında tartışılması yetmezdi.
Daha çok destek, sorunun sağlıklı çözülmesine katkı sunacaktı.
Durumu eski DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'a siyasi danışmanlık yapan, Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Muhammet Çakmak'la konuştum.
Çakmak sadece merkez sağ siyasi yapıları değil, Türkiye'deki cemaatleri de yakından bilen bir isim.
Ağar'ın "Düz ovada siyaset" çıkışına da destek veren Çakmak, önce sorunun ne derece önemli olduğunu şu sözlerle dile getiriyor:
"Ben Türkiyeliyim, Türk milletinin bir evladıyım ve diyorum ki, Türk milleti tarihin aktif öznesi haline gelmek istiyorsa Kürt meselesini acilen çözmek zorundadır. Bu bizim kurtuluşumuzun tek şansıdır. Biz bu meseleyle önümüzdeki yüzyıla giremeyiz, felç oluruz. Kilitleniriz."
Peki, bu kilitlenmeyi durdurmak için ne yapmalıyız?
Picasso'nun İspanya İç Savaşı'nı anlatan Guernica'sını hatırlatan Çakmak, "Bizim yaşadığımız travmayı anlatan sanatçılarımız nerede?" diye soruyor ve şöyle diyor:
"Herkes zihni önceliklerini bir tarafa bırakmalı. Sabırla bu sürecin sağlıklı yürütülmesine katkıda bulunmalı. Ve en azından Türkiye'deki sanatçılar, entelektüeller, üniversite hocaları, şairler, ressamlar, ilahiyatçılar devreye girmeli ve bu sürecin psikolojik, sosyolojik ve teolojik dili oluşturulmalı."

'Bu mesele bizi dünyaya kapattı'
Yrd. Doç. Dr. Çakmak
, bunları zorunlu görmesinin nedenini de şu gerçeğin altını çizerek anlatıyor:
"Kanın durması her kavramdan daha yücedir. Hayat devletten de, dinden de önde gelir. Hayattan daha önemli bir kutsal yoktur. Tek kutsal hayattır. Dolayısıyla hayatları yok etmekten ve yok olmaktan kurtaracak bir perspektif Türkiye'nin yegâne kurtuluşudur."
Üniversitelerin devreye girmesi gerektiğini de söyleyen Çakmak, "Bu bir iman meselesidir" diyor ve şu çağrıyı yapıyor:
"Türkiye'de bu sürece katkı yapmak, İslam'ın da imanın da gereğidir. Çünkü yüzyıllık fitneden kurtulacağız. Bu mesele Türkiye'nin sadece ekonomik kaynaklarını tüketmedi, bu topraklarda yaşayan insanların psikolojik değerlerinde de tahribat yarattı. Bizi kendi dışındaki dünya ile ilgilenen bir topluluk olmaktan çıkardı. Lokalize bir hale getirdi. Bu çok tehlikeli bir şey..."
Bu gerçeği görmek istemeyenlerin öne sürdüğü tek tez neredeyse 86 yıldır hiç değişmeyen "Bölüneceğiz" korkusu. Oysa tam tersine Türkiye "bu korkuyla" bölünmenin eşiğine getirildi.
Buradan çıkmayı başaran bir Türkiye'yi düşünün...
Çakmak, Kürt meselesini çözen Türkiye hayalini şöyle anlatıyor:
"Biz bu travmadan kurtulursak bence Türkiye 2015'te 1 trilyon dolar gayrisafi milli hasılası olan, Ortadoğu'da Balkanlar'da ve Kafkasya'da çok büyük politik ve sosyolojik nüfus alanları oluşturan bir büyük devlete dönüşecektir. Buna hazır bir dünya var."
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN