Muhalefet Türk birliğini tehlikeye attığı iddiasıyla malum açılıma ateş püskürmekte. İktidar da asıl o ateşin yangın tehlikesi yarattığını söylüyor.
Peki, Kürt tezlerinin ateşli savunucuları ne diyor? Açılımın "karşı tarafta" birliği tehlikeye düşürmesinden hoşnutlar mı?
Neredeee! PKK'nin siyasal kanadı KCK (Koma Civaken Kurdistan) "Amaç Kürt özgürlük hareketini tasfiye etmek" diyerek girişimi "çok tehlikeli" bulduğunu açıkladı.
Yani her yöndeki ateşli tezlere kulak verirseniz, diz boyu tehlike içinde yaşıyoruz.
Ayarı bozulan bir alarm düdüğü sürekli çalmaya başlarsa önce sinir gerer. Sonra ne olur, söyleyeyim mi?
Gülünç olur!
Her kesiminde ayar bozuklukları artan genel tablomuza göz gezdirirken biraz gülümseyebilirsek yararını görürüz.
***

Bir arsada ses bombası patlıyor. Koşuşarak dalaşan ve dalaşarak koşuşan adamlar ara sıra durup yerden topladıkları taş, çakmak, şişe, elma, domates gibi şeyleri ağzı düdüklü birine gösteriyor, sonra aralarına dalan bir başkasını kovalayıp yakalıyor, yaka paça kenara sürüklüyor, yuhalayanlara laf yetiştirmeye çalışırken nah yapıyorlar.
Koşuşma bitince kargaşa kesilmeyip arbedeye dönüşüyor. Yetişen "güvenlik" güçleri tazyikli su ve biber gazı sıkıyor. Taş yağıyor onlara. Yaralılar yerlerde. Yüzü gözü yananların ahları sırılsıklam kaçışanların vahlarına karışmakta...
Neresi burası? Olay ne? Tahran'da meydan savaşı ya da Brezilya'da cezaevi isyanı mı? Kapıları açık kalmış bir akıl hastanesinin avlusu mu yoksa?
Hayır efendim. Türkiye'de bir futbol sahası.
Ekran başlarındaki vatandaşlar da şaşkın. Üzülmek mi gerekir, gülmek mi?
***

Dün Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök beğendiği bir yazıdan alıntı yaptı:
"Son yıllarda, Türkiye'deki statükonun devamından yana olan insanlarda ciddi bir tuhaflaşma, aşırı sinirli olma ve hatta yarı delilik diyebileceğimiz haller görülüyor."
Doğru bir teşhis bu.
Aynı gazetede yazan Yılmaz Özdil çok akıllı bir meslektaş. Statükonun devamından yana olduğu da söylenemez. Düzenin aksayan yanları gözüne iliştikçe satırlara döktüğü zekice taşlamalarla beni her gün gülümsetiyor.
Netameli uğraştır; gerektirdiği incecik ayarı tutturmak kolay değildir.
"Polisler bizi tanımıyor, normal vatandaş gibi durduruyor" gerekçesiyle TBMM yazılı kırmızı plaka isteyen milletvekillerinin tutumunu alaya aldı dün.
Parlamenterlerimizden kimilerinin zaman zaman gündeme getirdiği ayrıcalık talepleri vatandaşlarımızdan kimilerince hoş karşılanmaz. Bir köşe yazarının öyle bir tepkiye tercüman olmak istemesi de normal sayılır.
Ancak akıllı, zeki, yetenekli Yılmaz Özdil kardeşimin yazısındaki son cümle, buraya alırken özür dilememi gerektiren bir sözcük de içeriyor:
"O TBMM yazılı kırmızı plaka bunları destekleyenlerin g...ne takılmalı ki..."
Şok geçince yine güldüm tabii. Ama deneyimli bir profesyonel yazarı böylesine çileden çıkaran "tehlikeli" ortamımız üstüne düşünürken dua edesim de geldi:
Tanrı basınımızı ciddi bir tuhaflaşma, aşırı sinirli olma ve hatta yarı delilik diyebileceğimiz hallerin salgına dönüşmesinden korusun!
BİZE ULAŞIN