REFİK ERDURAN

Zehirli panzehir

Aptallık yararlı olabilir mi? Türkiye'de olabiliyor. Aptala değil, topluma. Örneğin hesaplardaki paraları yürüten banka memuru en kısa yoldan kapağı Rio'ya atacağına, Adana barlarında konsomatrislere şampanya ikramına girişip kendini kodeste buluyor. Paraların da çoğu geri alınabiliyor.
Yalnız bireylerin değil, toplumun baskıcı kesimlerinin de çok daha büyük çapta yararlı enayilikler yaptığı oldu.
Devrimciliğe hevesli aydınlarımızın en büyük eksiği yığınlardan kopukluklarıdır. Kurulu düzene zarar vermelerinden çekinenler onların birçoğunu yıllar yılı cezaevlerinde tuttular. Oralarda köylülerle kaynaştı "sakıncalı" kişiler. Düzeni en çok sarsan şiirler, romanlar, şarkılar, filmler, oyunlar, resimler o sayede yaratıldı.
Günümüzde de yapılan büyük akılsızlıklar var. Ama şimdikiler yararlı olmuyor. Çünkü sonuçları düzeni değil, her zaman korunması gereken insaf ve şefkat gibi insancıl değerleri sarsıyor.
***

Sizin güvenlik görevlisi olduğunuz bir otelin koridorunda yangın çıksa, başka kaçış yolu bulamayan müşteriler üstünde "Personel" yazılı bir kapıdan geçmek isteseler, izin vermez misiniz? "Kural kuraldır, görev de görev, geçmek size yasak" mı dersiniz?
Öyle yaparsanız "Kurallar ve görevler insanlar içindir, insanlar onlar için değildir" gerçeğini göz ardı etmiş olmaz mısınız?
Ölümün eşiğindeki Türkan Saylan türlü hoyratlıklarla incitilirken o densizliğe karşı çıkan Ertuğrul Günay'ı eleştirenler oldu. Suçların kovuşturulmasında istisnaya yer yokmuş...
"Hangi suçların?" sorusunu bir yana bırakın. Olacak şey değil elbette ama, diyelim ki Türkân Hanım PKK yandaşı ve de terör militanı. Ne yapar yahu? Ne yapabilir? Cephane mi yollar? Servetle mi destekler? "Gelin hepinizi eğiteyim" mi der?
Hepsini yapmaya kalksa topluma verebileceği zarar Azrail'e gülümsemeye çalışan bir yaşlı kadını hırpalamanın yarattığı gerginlik ve ayrışma sakıncasına kıyasla önemsiz kalır.
O günlerde Günay'ın "güvenlik" işgüzarlarına söylediği insanca olduğu kadar mantıklı söz yüreğimdeki sıkıntıyı hafifletmişti:
"Türkan Saylan'ı görmesen olmaz mı kardeşim?"
***

Herhalde olmazmış ki şimdi o tersliğin korkunç boyutlu uzantılarıyla karşı karşıyayız.
Rahmetlinin burs verdiği çocuk yaşta 15 bin kızın "terör örgütleriyle bağlantısı" incelenmiş efendim. Tabii incelenirken üretilen belgelerin her biri birer fiş. O sayede sürgit korunacağız potansiyel büyük tehlikeden!
"Hangi tehlikeden?" diye sormayıp yine varsayım yöntemine başvuralım, olmayacak olasılığı olmuş kabul edelim. Diyelim ki söz konusu öğrencilerden üçü beşi -hadi uçalım da yüz kadarı diyelim- terörsever kızlar. Hatta aileleri de PKK sempatizanı.
Ne yapar bunlar? Dağa mı çıkar?
Düzlükte düzen mi yıkar?
Düzen o kadar kırılgansa güvenlik sağlanacak diye boşuna uğraşılmasın.
Ciddi sonucun ne olacağı ise besbelli:
Hiçbir şeyle bağlantısı mağlantısı bulunmadığı halde, "incelenenlerden" 14900 kızımızın üstüne fiş gölgesi düşecek ömür boyu. İşe girmek isteseler yüzlerine kuşkuyla bakılacak, pasaport almaya kalktıklarında pürüz çıkabilecek, evlenmeleri söz konusu olunca oğlan tarafına "Haberiniz var mı?" diye başlayan söylentiler fısıldanacak.
Topluma PKK kurşunundan daha mı az zararlı bu zehir?
Hele gerginlik azaltma denemelerine girişildiği şu günlerde!
Adadaki odasında Öcalan böyle haberler aldıkça kahkahalar atmıyorsa şaşarım.
BİZE ULAŞIN