Okul ödevi için gerekmiş, paradoks sözcüğünün anlamını oğlum Dil Kurumu'nun sözlüğünden çıkarmış: "Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce."
O tanımı yetersiz buldum. "Kışın soğuk olmaz" sözü kökleşmiş inanışlara aykırıdır ama paradoks değildir.
"Çelişkili gerçekleri tokuşturan söz" tanımını önerdim. Örnek istedi oğlum.
Çok düşünmem gerekmedi. Dünya çapındaki garabet örneğini dile getirmek yetti: "Barış ödülü savaşçıya verildi."

***

Obama'nın ödül töreninde yaptığı konuşmayı canlı yayında dinledim. Dil ve üslup nefisti. Yer yer şiirdi adeta. Zaten adam ülkesinden çıkan en büyük hatiplerden biri.
Üstelik nutuklarının metnini kendi yazıyor. "Umudun Cüreti" kitabını okudum. O da usta işi.
Konuşmasının içeriğine gelince...
Tartışmalı.
***

Tezinin özü bizim kadim düsturumuzdaki paradoks:
"Hazır ol cenk ü cidale istersen sulh ü salah."
Ortadoğu şerifliğini sürdürmeyi, Afganistan'a 30 bin ek askerle yüklenmeyi, Taliban avlayacağım diye pilotsuz saldırı uçaklarıyla yüzlerce sivil öldürmeyi "ahlak" temelinde savunuyor.
"Düşmanlarımız o bölgelerde tezgâh kurduklarına göre, vatandaşlarımı korumak için oraları zapturapt altına almak görevimdir" demekte özetle.
Dahası, "Dostlarda ahlak varsa bana yardım ederler" demeye de getirmekte.
***

Siyahi Cicero'ya hak verenler az değil. Tören salonunda hitabetini ayakta alkışlayan şık davetlilerin gözleri yaşlıydı.
Ama sormak gerek: sözünü ettiği "düşmanlar" neden düşman?
Evet, New York'a saldırı oldu. Niçin oldu?
Bütün Amerikalılar kendi ülkelerinde uslu uslu otururken, dünyanın hiçbir yerine tasallut etmemişlerken, birtakım melun Müslümanlar "Hadi uçaklara doluşup şunların kulelerine tos vuralım" dediler.
Öyle mi?
İranlılar da durup dururken düşman oldular Batı'ya. Onların ülkelerine hiç el atılmadı, seçilmiş hükümetleri entrikalarla devrilmedi, yerine petrolcü kuklası Şah'ın despotluğu getirilmedi; İsrail'in nükleer silahlarıyla tehdit edilmediler.
Rahat battı o melunlara da. Fisebilillah düşman oldular!
***

Varsayın ben adamlarımla evinizi basıp talana girişmişim. Elinizde sopayla karşıma dikildiğinizde tabanca çekip bağırıyorum:
"Vay ahlaksız! Kaba kuvvet kullanacaksın ha?"
Bir de Atatürk'le ilgili anekdot geliyor akla. Bir davette uzaktan ters bakan İngiliz'in derdini merak etmiş, yaverini gönderip sordurmuş.
Adamla konuşup gelmiş yaver.
"Efendim, Çanakkale'de babasını öldürmüşüz. Ona kızgın."
"Öyle mi?"
demiş Atatürk. "Git sor bakalım, babasının Çanakkale'de ne işi varmış?"
***

Evet, savaş, barış ve de "ahlak" hayli karmaşık kavramlar işte. O konuda Batı'da akıllar da iyice karışmış olacak ki bütün saldırganlarla el sıkışmayı başarabilmiş Atatürk'ten esirgedikleri barış ödülünü Afganistan fatihliğine soyunan Obama'ya toka ettiler.
Tabii, böyle paradokslarla fazla dalga geçecek halimiz yok bizim de. Kıbrıs'a haklı çıkarma yaptık ama yaptık. Tankla, topla, tüfekle. Adını da Barış Harekâtı koyduk.
İyi niyetle Açılım denedik. Hak, hukuk diyerek bir Kapanım oldu ki...
Batı medyasında pis pis sırıtanlar var.
Kızamıyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.