REFİK ERDURAN

Keşke hep sevseydik

Dost değil ama tanıdık bir Türk ailesinde dünya münasebetsizlik rekoru kırıldı. Adamın kıskanç karısı, bir de metresi var. Yatakta ikincisinin yanında yatarken kamera otomatiği ile kendi resmini çekiyor, fotoğrafçıda bastırıp pantolonunun arka cebine koyuyor. Evine gelince bir iskemlenin üstüne attığı, ertesi sabah işe giderken orada unuttuğu pantolonu karısı dolaba asarken fotoğrafı buluyor. Kıyamet kopuyor tabii.
Benim cepte unutma dediğim olaya Freud bambaşka yorum getirir. Adam bilinçaltında bir saldırı düzenlemiştir karısına. Aslında yasak ilişkinin açığa çıkmasını istemektedir kendi bile fark etmeden.
Benzeri olaylar ülkelerin ve dünyanın gidişini etkileyecek kadar yüksek düzeylerde de yaşanabiliyor. Amerika'nın istifa etmek zorunda bırakılmış tek başkanı olan Richard Nixon çalışma odasını gizli mikrofonlar ve kayıt cihazlarıyla donatmış, oradaki konuşmaların sonraki soruşturmalarda açığa çıkması suçlarının kanıtlanmasında en etkin rolü oynamıştı.
O gevezeliklerden bölümler yeni yeni yayımlandıkça hâlâ şok dalgaları yaratmakta. Ahlaksız, entrikacı, ruhu ve ağzı bozuk bir adamdı Nixon. Yahudi Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile konuşurken bile antisemit laflar edip İsrail'i çekiştirmiş.
Irkçılığı ayıp elbette. Ama çirkin lafazanlığı önemli bir gerçeği vurguluyor:
İsrail'in Amerikan politikası üstündeki ipoteği bizim sandığımızdan da ağır.

***

Aramız bozuldu bozulalı kamuoyumuzda İsrail dış ilişkilerimizdeki büyük çıkmazlardan biri gibi görülüyor.
Düşünüyoruz ki, bocalamakta olsa da Amerika hâlâ tek süper güç. Pek çok derdin üstesinden gelmek için ona muhtacız. Ama İsrail'in "etle tırnak" yandaşı ve ağabeyi. O ülkeyle kavgamızda bizim hakkımızı tanımayacağı kesin olduğuna göre, başımız belada demektir.
Aslında tam öyle değil durum. İsrail'le barışmasak da içte ve dışta bizim hayatımız zorlanmadan sürüp gider. Amerika ise temel politikalarında her adımı atarken kendi içinde o ülke tarafından kafakola alınmışlığın hesabını yapmak zorunda.
En etkili gazetelerinden Los Angeles Times'da Andrew Bacevich şunu yazdı:
"ABD sevdiğine gitgide daha cömertçe armağanlar sunarken ondan gitgide daha gönülsüzce muhabbet belirtileriyle karşılık gören bir âşık durumuna düşmekte. Amerika-İsrail ilişkilerini sağlığa kavuşturmanın ilk adımı o ülke hak edinceye ve layık oluncaya kadar armağan akışını kesmektir."
Yani İsrail bizden çok Amerika için sorun haline gelmekte. Evet, oranın siyasetinde, ekonomisinde, medyasında, kültür yaşantısında büyük etki ve baskı gücü var. Ama o kozun kullanımında ölçüyü kaçırıyor. Tepkiler çoğalmakta.
Bizim Amerika ile ilişkilerimizde ise muhtaçlık tek yönlü değil. Muhatabımız da bizim desteğimiz olmadan kimi dertlerinin üstesinden gelmede zorlanır. Kendisinden birtakım "armağanlar" isteyebiliriz. Mavi Marmara pazarlıklarında şimdilik sıkı duruyoruz. Gevşemeyelim.
***

Kıbrıs konusunda da benzeri bir durum var. Rum şımarıklığı Avrupa'yı bezdirmeye başladı. Oradaki aklı başında insanlar arasında "Çizgi çekelim de bu müzmin illete son verelim" diyenler çoğalıyor.
Bizim de temelde ödün kaptırmadan o havaya katkı sağlayacak jestler yapmamız iyi olur. Çoğu zaten atmamız gereken yararlı ve şık adımlar.
Yaşlı İstanbullular hep konuşurlar aralarında:
"Azınlıklar buranın güzel renkleriydi. Kovalamakla yanlış yaptık. Ah, gelseler de şehrin ekonomisi, turizmi, sosyal hayatı yeniden zenginleşse!"
Yunanistan'a göçüp de orada mutlu olmayan İstanbul Rumlarından kimileri dönmekteler işte. Çok, çok olumlu gelişme.
Yetkililerin de girişimiyle hoş şeyler yapılıyor: anlamsızca elde tutulan tapuların geri verilmesi, çürüyen binaların restore edilmesi, Türk ve Yunan müziklerinin birlikte tadının çıkarılacağı kültür merkezlerinin açılması türünden zarif atılımlar.
Rum sınıf arkadaşlarımdan birine kavuşmuş, bir Boğaz lokantasında Rum garsonların donattığı sofraya oturmuş, gençliğimin Rum kızlarından birinin "Beni hep sevezeksin?" diyen sesini duymuş gibi sevindim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.