REFİK ERDURAN REFİK ERDURAN

Islanmayacaksınız

İnsanı önce gülümseten, üstünde düşününce de tüylerini ürperten bir sözü var yabancıların:
"Tanrıyı güldürmek istersen ona planlarını anlat."
Yani: "Kalan ömrün içinde yapmaya niyetlendiklerini gerçekleştirebilme şansın öyle düşük ki, tasarıların gülünç."
Yılın son gününde çoğumuz kişisel durumunu gözden geçirir ve yeni yılda birtakım özel reformlar yapmayı planlar. Siz de onlardan olabilirsiniz. Belki daha az harcayıp borçtan kurtulmaya, belki kilo vermeye, belki sigarayı bırakmaya, belki başka bir "düzeltme" zaferi kazanmaya niyetleniyorsunuz.
Gerçekçi düşünelim mi? Büyük olasılıkla, yapılamayacak bunlar. Geçen yılbaşında da bir şeyler planlandı ama uygulanamadı. Çünkü düzeltilmesi gereken durumlar karakter özelliklerinin sonuçlarıdır. O özellikler de niyetlenerek değiştirilmez kolay kolay.
Peki, ne yapalım öyleyse? Kendimizden umut kesip karamsarlığa teslim mi olalım? Hayır, çünkü zafer kazanmamanın alternatifi ille bozguna uğramak değildir. Yeni yılda reform gerçekleştirmeniz şansı ne kadar düşükse, o yüzden kötü sonuçlar doğması olasılığı da o kadar zayıftır.
Borçtan kurtulamasanız bile müflis, kilo veremeseniz bile obez, sigarayı bırakamasanız bile kanser olmanız uzak birer tehlike.

***

Toplumun durumunu değerlendirirken de çıtayı fazla yükseğe koyma yanlışı ile "Biz hiçbir çıtayı aşamıyoruz" karamsarlığı arasında bocalamaktayız çoğu zaman. O yüzden kamuoyumuzdaki zıtlaşma ve kamplaşmalar da kolaylaşıyor.
Tartışmanın atışmaya dönüşmesinin başlıca nedeni muhaliflik ile karamsarlığın karıştırılması.
Rotasında kazasız belasız gitmekte olan bir geminin kaptanını beğenmeyebilir, sevmeyebilir, şu ya da bu nedenle onu eleştirebilirsiniz. "Daha hızlı gitmeliyiz, güverteler daha sık yıkanmalı, yemekler daha iyi olmalı" diyebilirsiniz. Ama kaptana muhalifsiniz diye ille havanın bozduğunu, yakıtın azaldığını, geminin yakında batacağını düşünmeniz gerekmez. Hele öyle "görüş ayrılıkları" yüzünden yolcuların ikiye ayrılıp birbirlerine girmeleri büsbütün zırva olur.
Yazık ki medyamızda yaşanan saçmalıklar ondan beter. Üretilen çirkin sözcüklerle her gün pinpon oynandıkça, sağlıklı değerlendirme yapmak zorlaştı. Bir yandaki yorumculardan biri "Ekonominin şurasında düzelme var" dese, öte yandakiler hemen "Tayyip Erdoğan'ın yalakası!" diye bağırıyorlar.
Bu sefer o saldırarak savunmaya geçmek zorunda kalıyor:
"Asıl siz avanta koparamadığı için Erdoğan'a karşı çıkan Aydın Doğan'ın yalakalarısınız!"
Hep bunları yaşadık yıl boyunca. Yorum çarklarımız yalama oldu.
***

Yeni yıla girerken gerçekte ne durumda toplumumuz? Özellikle ekonomimiz?
Yabancı hakemliğine başvurmaktan hoşlanmam ama yerel değerlendirmeler tarafsızlıktan uzaklaştıkça öyle yapmak kaçınılmaz olmakta.
Bir ekonomi ortamının sağlık durumunu incelerken en şaşmaz ölçü yabancı yatırımcının oraya ne kadar güvendiğine bakmaktır. (Faiz peşindeki sıcak para babasının değil, gerçek yatırımcının.) Çünkü o sermaye kurdu yüksek rizikodan hiç hoşlanmaz, tahtasının sağlamlığı denenmemiş zemine adım atmaz.
Söz konusu alanda dünyanın en güvenilen yayın organlarından biri de Economist dergisidir. Onun editörlerinden Adrian Wooldridge "Yeni Yılda Ne Olacak" başlıklı inceleme ve yorumuyla yatırımcılara ışık tutarken, ancak gelişmekte olan ülkelere bel bağlanabileceğini söyledikten sonra "Ama hangileri?" diye soruyor.
BRIC adı verilen Brezilya, Hindistan, Çin, Rusya dörtlüsü güvenilir ve cazip olmaktan çıkmaktaymış. İlk üçü şımarıkça, sorumsuzca, hatta zorbaca davranmaya başlamışlar. "Rusya ise o gruba zaten dahil edilmemeliydi" diyor. "Yolsuzluk ayyukta, güven yok. Nüfusu azalıyor. Zenginliği yaratıcılıktan değil, petrol ve gazdan geliyor."
İki ülkeyi "yıldız" sayıyor Economist uzmanı: Türkiye ve Endonezya. Bizim "dünyanın en dinamik ekonomilerinden birine sahip" olduğumuzu vurguluyor.
Rahat girin 2011 yılına. Batmıyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.