ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

İyimserliğe evet rehavete hayır

SABAH'TAN MEKTUP

Sokrat'tan beri bilinen bir gerçek: Yaz iyimserlik mevsimi. Peki ama bu iyimserlik sağlıklı mı? Rivayet muhtelif, görüşler farklı.
Örneğin, Çek yazar Milan Kundera, "İyimserlik insanın afyonudur" diyor, 20'nci yüzyıla damgasını vurmuş düşünürlerden Karl Popper ise tam tersine "İyimser olmanın bir ahlaki görev olduğunu" savunuyor.
İster "Uyuşturucu" kabul edin iyimserliği, ister "Ahlaki yükümlülük". Ama bir şeyle karıştırmayın: Rehavet.
Çünkü iyimserlik nasıl insanı daha hoşgörülü yapıyorsa, rehavet de aldırmazlık falezlerinden aşağıya itiyor. Aldırmazlığın bir sonraki aşaması ise atalet. Ataletin bir sonraki derecesi de tepki vermemek.
Kısacası, ayı, kirpi gibi memelilerin "Kış uykuları"nın insanda "Yaz uykusu" olarak kendini göstermesi riski var. Hem de hayli güçlü olasılıkla.
Özellikle de bizim mesleğimizde. Sağ olsunlar gazeteciler, iyimserlik ile rehavet arasındaki çizgiyi pek fark etmedikleri veya aldırmadıkları için, medya yaz döneminde yılın en mahmur, - niye saklayalım- en umursamaz, en "Adam sen de; dünyayı kurtarmak bana mı kaldı" moduna giriyor.
SABAH bu yaz öyle bir mahmurluğa girmeyecek. Elbette tüm arkadaşlarım izinlerini kullanacaklar, fazlasıyla hak ettikleri tatilin keyfini çıkaracaklar ama SABAH ataklarını sürdürecek, "Türkiye'nin en iyi gazetesi" olarak çıtayı yükseltmeye devam edecek.

Yeni yapılar, yeni hamleler

Bunun için bir yandan yeniliklerimizin altyapısını hızla tamamlamaya çalışıyorum, bir yandan da yeniden yapılanmanın son taşlarını örmek için uğraşıyorum.
Bugün bünyemizdeki değişiklikleri özetleyeyim: Geçtiğimiz hafta haberlerde ve sayfalarda üslup uyumunu sağlamak için redaksiyon servisimizi hem yeniden düzenledim, hem de kadrosunu genişlettim.
Ardından neredeyse tüm sayfalara haber yetiştirdiği için gazetemizin en zorlu, en çok özveri isteyen biriminin, Dış Haberler Servisi'nin (Düşünebiliyor musunuz; oradaki arkadaşlarım sabahın 07.30'unda gelip en erken gecenin 23.00'ünde gidebiliyorlar, kız meslektaşlarım daha şimdiden "Evde kaldıklarını" kabullendiler) reorganizasyonuna giriştim.
O servisteki değişiklikler de özetle şöyle; Yıllardır Dış Haberler'in yükünü omuzlayan Burcu Yakar kardeşim kendi isteğiyle bundan böyle SABAH'ın internet servisinde "İçerik geliştirme sorumlusu" olarak görev yapacak.
Burcu yeni anne olduğu için bu görevi bebeğine daha çok zaman ayırmasını sağlayacak bir çare olarak düşündü ama yanılıyor: Çünkü küresel medya imparatoru Rupert Murdoch'un öngörüsüne aynen katılıyorum. Şöyle diyor: "Gazetelerin kâğıda basılmaları 10-15 yıl sonra bitecek. Yerini 2-3 saatte bir güncelleşecek elektronik gazeteler alacak."
İşte Burcu bizi öyle bir geleceğe götüren yolun ilk taşlarını döşeyecek. Tabii ekibiyle birlikte.
Ondan boşalan Dış Haberler Müdürlüğü'ne ise genç yaşına rağmen meslekte epey deneyim kazanmış olan ve de bir hayli birikimiyle daha ilk görüşmemizde güvenimi kazanan Alparslan Akkuş'u getirdim. Koltuğunun altına bir karpuz daha koyarak. Sadece gazetenin Dış Haberler Servisi'ni yönetmekle kalmayacak, "Dış Yayınlar Sorumlusu" olarak SABAH'ın işbirliği yaptığı yabancı medyayla koordinasyonunu da sağlayacak.
Eh, müjdeyi verme zamanı geldi: Dünyanın en saygın, en prestijli gazetelerinin belki de başında gelen "New York Times" ile işbirliği anlaşması imzaladık. Onun hafta sonu ekini SABAH'la vereceğiz. En geç bu ay sonundan itibaren.
Düşünebiliyor musunuz; "New York Times" o muhteşem ve içerik açısından inanılmaz kaliteli ekinin yerel versiyonlarının yayını için Fransa'da "Le Monde", İngiltere'de "Sunday Telegraph", İspanya'da "El Pais", İtalya'da "La Repubblica", Almanya'da "Suddeutsche Zeitung" gibi yıldız gazetelerle işbirliği yapıyor. Şimdi o zincire Türkiye'den SABAH katılıyor.
Dedik ya; SABAH bu yaz elbette -geçmiş yıllara göre- daha iyimser olacak ama asla rehavete kapılmayacak. Tam tersine; önümüzdeki haftalarda yeni sürpriz paketlerimizi açacağız.
Sağlıklı, mutlu ve iyimser bir hafta dileğiyle...
BİZE ULAŞIN