ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Krizde bir iyimser

Kemal Derviş'in küresel krizin Türk ekonomisine etkilerine ilişkin değerlendirmelerini ve yeniden büyüme sürecine girilmesi için yaptığı önerileri üç gün önce yazdık. Bugün de dünya ekonomisinin durumuyla ilgili görüşlerini anlatalım.
Derviş'le randevuya karamsar bir ruh haliyle gittik. Son verilerin etkisiyle:
OECD, Nisan 2008-Nisan 2009 arasında dünyanın en zengin ülkelerinde işsiz sayısı yüzde 40 arttı. Bu ülkeler grubunda 2007-2010 döneminde toplam 26 milyon kişinin işini yitireceği tahmin ediliyor. Bu da işsiz sayısında yüzde 80 artış anlamına geliyor! OECD, "İstihdamda en zor günler henüz gelmedi" diyor.
Daha kötüsü: İşini yitirecek 26 milyon kişinin ezici çoğunluğu hayatlarının sonuna kadar iş bulamayacak. Çünkü istihdamın yoğun olduğu sektörler çok uzun süre kriz öncesi üretim düzeyine ulaşamayacaklar.

Kaybedilen kuşak
Ve en kötüsü: Derviş'in yakın dostu olan Dünya Ticaret Örgütü Başkanı Pascal Lamy "Patlak verecek sosyal krizlerin, siyasal krizlere dönüşmesi kaçınılmaz" uyarısı yapıyor.
Derviş de benzer bir tablo çizdi: "Dünyada belirsizlik ciddi biçimde arttı. 3, hatta 6 ay sonrası bile kestirilemiyor. IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşların her projeksiyonu bir öncekinden daha kötü. Küresel ekonomi İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez küçüldü." (Not: IMF'nin beklentilerini biraz pembeleştirdiği raporu bu sohbetten sonra açıklandı.)
Sonra bir itiraf: "Ben bankacılık sisteminde bir kriz bekliyordum. Ama ABD Merkez Bankası'nın faizleri indirmesi ve para politikalarını gevşetmesiyle atlatılabileceğini düşünüyordum. Bu boyutlarda çöküş aklımın ucundan geçmedi."
Derviş ayrıca krizin yeni bir kriz doğurmasından kaygılanıyor: Para akışı ya da sermaye transferi olağan koşullarda zengin ülkelerden yoksullara, yükselen pazarlara doğru olur. Ama kriz para ırmağını tersine döndürdü. Şimdi yükselen pazarlardan zengin ülkelere akıyor. Çin'in kaynaklarını ABD hazine bonolarına yatırması bunun en somut örneği. Bu da yükselen pazarlarda cari açık tehdidini artırıyor. Yoksul ülkeler ve yükselen pazarlar başka tehlikelerle de baş etmek zorundalar: Dünya ticaretinin daralmasıyla (Kriz öncesi yılda yüzde 6-8 büyürken şimdi yüzde 11 küçüldü) ihracatlarının tıkanması, turizm gelirlerinin düşmesi, yurtdışındaki vatandaşlarının gönderdiği paraların (Not: İşçi dövizleri) iyice azalması gibi...
Tüm bu faktörlerin zincirleme etkisiyle yükselen pazarların tetiklediği bir krizle daha karşılaşabiliriz.

Yükselen pazarlar
Peki, 2010 ve sonrası için Derviş'in öngörüsü ne? Cevap: "İktisatçılar ikiye bölündü. Bir bölümü büyümenin ciddi biçimde azalacağını, mekanizmanın duracağını, kriz geçtikten sonra da dünya ekonomisinin yılda en fazla yüzde 1 genişleyebileceğini iddia ediyor. Bir bölümü ise küresel ekonominin kriz öncesi dönemin büyüme hızına yeniden kavuşacağını, yani yüzde 6-8'lik büyümenin geri geleceğini öne sürüyor. Ben ikinci gruptanım ve güzel günlerin geri geleceğine inanıyorum."
Neden? Sayıyor: "Her şeyden önce dünyada ciddi tasarruf var. Yeniden büyüme sürecine geçişte bu önemli bir kaldıraç olacak. Ayrıca yeni teknolojiler de başlı başına büyümenin dinamosu işlevini görecek."
Dedik ya; Kemal Derviş en zor koşullarda bile umudunu kaybetmeyen bir iyimser. Zaten 2001 krizi döneminde Türk halkı onun bu yönünü yakından tanıdı ve güvendi. O zaman iyimserliğinde haklı çıkmıştı, dileriz bu kez de yanılmaz.
Sohbetin en ilginç bölümünü krizin dünyadaki dengeleri nasıl değiştireceğine ilişkin öngörüleri oluşturdu. Onu da yarın aktaralım. Çünkü Derviş gerçekten üç yazılık ilgiyi fazlasıyla hak ediyor...
BİZE ULAŞIN