ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Bir vizyonerin eseri

Kazakistan'ı ziyaret nedenimiz yeni başkent Astana'yı görmek olduğuna göre, Astana'yı anlatmadan dönmek olmaz.
Önce biraz tarih: 1824 yılında Kazak boyları İşim ırmağı kıyısında bir kale inşa ettiler. Adını da Akmola koydular. (Rusçası: Akmolinsk)
Akmola'nın birçok anlamı vardı: Ak mezar, ak tepe, ak bereket gibi. Ama "Kutsal ak yer" anlamında uzlaşmaya varıldı.
Stalin döneminde, 1947-1955 yılları arasında Akmola'nın çevresinde birçok "Goulag", yani "Toplama kampı" inşa edildi ve rejim muhalifleri buralara gönderildi.. Aralarında Alexandre Soljenitsin gibi ünlüler de vardı. Stalin sonrasında kamplar kapatıldı ama sürgünlerin pek çoğuna dönüş izni verilmedi. Dolayısıyla, zorunlu olarak Kazakistan'a yerleştiler. Ayrıca Çerkezler'den Tatarlar'a, Koreliler'den Almanlar'a kadar Sovyet topraklarında yaşayan yığınla etnik grup "Kuşkulu" damgası vurularak Kazakistan'a sürüldü. 1960'ların başında Sovyet lideri Nikita Kruşçev, Akmola'nın adını Tselinograd olarak değiştirdi. "Bakir topraklar kenti" anlamına geliyordu. Kruşçev'in amacı bu bakir toprakları Sovyetler Birliği'nin tarıma dayalı sanayisinin üssüne dönüştürmekti. Bu kampanya bir kez daha Kazakistan'ı göç merkezi yaptı. Ama bu kez zorunlu değil, gönüllü olarak.
İşte böylesine zengin bir etnik yelpaze, Sovyetler Birliği dağılıncaya kadar bir arada yaşadı.
Kazakistan'ın 1991 sonunda bağımsızlığını kazanmasıyla önce kentin Kazakça adına dönüldü: Akmola. Ardından da 1997 sonunda Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev başkenti Almatı'dan Akmola'ya taşımaya karar verdi. Daha doğrusu Akmola'dan bir 21'inci yüzyıl başkenti yaratmak için kolları sıvadı. İşe bir kez daha ad değişikliğiyle başlandı: Akmola gitti Astana geldi. Astana, Kazakça başkent demek.

Ankara ile paralellik

Nazarbayev'in başkenti taşıma projesinin nedenleri çok büyük ölçüde Atatürk'ün Ankara'yı başkent yapma kararının gerekçeleriyle örtüşüyor.
- Almatı, eski devletin (Sovyetler Birliği) silinmesi ne mümkün, ne de doğru olan izleriyle yüklüydü. Oysa Kazakistan'ın yeni bir başlangıç yapabilmesi için yeni bir ruha ve o ruhun sineceği yeni bir başkente ihtiyacı vardı.
- Almatı ayrıca ülkenin en Ruslaşmış bölgesinde bulunuyordu. O kadar ki, 1990'larda Vladimir Jirinovski, Soljenitsin gibi fanatik Ruslar, Almatı'nın yer aldığı Kuzey Kazakistan'ın Rusya'ya bağlanması için kampanya bile açmışlardı,
- Almatı, Çin sınırına çok yakındı ve bu konumu ulusal güvenlik için sıkıntı yaratabilirdi. Oysa Astana, Kazakistan'ın tam ortasında bulunuyordu.
- Almatı'nın nüfus yapısı çok heterojendi, oysa Kazakistan yeni kadrolar yetiştirebilmesi için nüfusu homojen bir başkenti olmalıydı. Bir zamanlar Astana'da çok önemli azınlık gruplarını oluşturan Almanlar'ın ve Ruslar'ın ülkelerine dönmeleri, yeni devletin ve rejimin işini kolaylaştırıyordu.
Nazarbayev işte tüm bu faktörleri göz önünde bulundurarak 1997 sonunda başkenti taşımaya karar verdi. Öyle bir başkent olmalıydı ki Astana, hem Kazaklar'ın şanlı geçmişini, hem de Kazakistan'ın parlak geleceğini yansıtmalıydı. Hedef bataklık ve yılın 6 ayı buz tutan bölgede 2030'a kadar bir şehircilik mucizesi gerçekleştirmekti. Kentin planını anahatlarıyla bizzat Nazarbayev çizdi. Sonra Japon mimar Kisho Kurokowa'ya 2030 vizyonunu yansıtacak dev bir maket yaptırdı. (Not: Kurokowa'nın ilk önerisi kenti bir yeşil kuşakla çevrelemek oldu. Bu amaçla 40 bin hektarlık orman yaratıldı.)
Şimdi o makete göre bir kent doğuyor. Norman Foster, Brian Clarke gibi ünlü mimarların desteğiyle. Kentin ana arteri olan Cumhuriyet Bulvarı'nda dolaşırken insan gerçekten büyüleniyor: Parlamento, başkanlık sarayı, yüksek mahkeme sarayı, Çin Seddi'nin çağdaş yorumuna göre yapılmış neredeyse bir kilometre uzunluğundaki bakanlıklar bloku, gaz ve demiryolu başta olmak üzere ülkenin önemli ekonomik kurumlarının inanılmaz zarafetteki gökdelenleri... Kenti süslemek için gözalabildiğinde yeşil alanlar, parklar, heykeller...
Atatürk'ün bozkırdaki Ankara'sı gibi, Orta Asya steplerinden Nazarbayev'in Astana'sı doğuyor. İnanılmaz bir meydan okuma...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.