ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Bir BAB vardı

1980'li, 90'lı yıllarda Türk kamuoyu BAB'la yattı, BAB'la kalktı. BAB neredeyse ulusal güvenliğimizin şahdamarı haline getirildi.
BAB? Batı Avrupa Birliği. Avrupa ülkelerinin, ABD'nin, dolayısıyla da NATO'nun desteğine ihtiyaç duymadan milli savunmalarını sağlamaları, dış tehditleri (Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı kastediliyordu) birlikte göğüslemeleri amacıyla oluşturdukları askeri örgüt.
1948'de İngiltere, Fransa, Belçika, Lüksemburg ve Hollanda'nın girişimiyle kurulan, 1954'te İtalya ve Almanya'nın da katıldığı BAB, 1980'li-90'lı yıllarda Türkiye'de neden kıymete biniverdi?
Cevap biraz uzun: 1991 Aralık'ında Maastricht'te yapılan AB zirvesinde BAB'ın Avrupa'nın entegrasyonunun askeri boyutu olduğu kabul edildi ve çifte misyon yüklendi: 1- AB'nin güvenlik kurumu olacak. 2- NATO'nun Avrupa ayağını güçlendirecek bir araç işlevini görecek. Ortada BAB vardı ama onu hayata geçirecek unsurlar bulunmuyordu. Ne Avrupa'ya özgü bir silahlı kuvvetler, ne silah, ne cephane, ne savaş uçağı ve gemisi... Bu, BAB'ın NATO'nun imkânlarını kullanması, NATO'nun sırtına binmesi anlamına geliyordu.
Üstelik, BAB'a katılabilmek için AB üyesi olmak koşulu da getirilmesin mi? Yani, NATO üyesi Türkiye silahlı kuvvetlerini BAB'ın hizmetine verecek ama BAB'tan içeri adımını atamayacaktı. Ankara'da kıyamet koptu.
Avrupa yatıştırmak için çeşitli statüler icat etti: NATO üyesi olup AB'de yer almayanlar için "Ortak üyelik", AB üyesi olup NATO'da bulunmayanlar için "Gözlemci üyelik", ne AB, ne de NATO üyesi olanlar için de "Ortak işbirliği üyeliği" gibi... Türkiye, Norveç ve İzlanda'yla birlikte "Ortak üye" ilan edildi. (Not: Daha sonra Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti de bu gruba katıldı.)
Ortak üyeler toplantılara katılacaklar, görüş belirteceklerdi ama oy hakları yoktu. Bir tür imtiyazlı ortaklık!
1990'ların ikinci yarısında Avrupa'da yeni bir proje doğdu: "Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası" (AGSP) geliştirmek. Bu amaçla kriz bölgelerine gönderilecek özel bir askeri güç (50-60 bin kişilik) oluşturmak. Gerçi bu proje Bosna iç savaşı sırasında iflas etti ama Avrupalılar kararlarından vazgeçmediler.
AGSP ile birlikte BAB hem gözden düştü, hem de varoluş nedenini yitirdi. AGSP ise NATO'nun imkânlarıyla "Barış misyonu" yürütmeye çalışıyor. Türkiye de destek veriyor: Bosna'da, Kosova'da...
Çünkü BAB'ta olduğu gibi, AGSP'de de Türkiye planlama, danışma mekanizmalarında yer alıyor ama oy hakkı bulunmuyor. Yine bir tür imtiyazlı ortaklık!
Bağlayalım: 1980'lerde, 90'larda yatıp kalktığımız o BAB var ya; lağvedilmesine karar verildi! Gerekçe: Lizbon Anlaşması'nın 42/7 maddesinin AB bünyesinde tüm üye ülkelerin zorunlu olarak katılacağı savunma işbirliği ve yardımlaşma mekanizması oluşturulmasını öngörmesi...
Meğer yıllarca boşu boşuna nefes tüketmişiz!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN