LEVENT TÜZEMEN LEVENT TÜZEMEN

Arda dümende

Frank Rijkaard basın toplantısında, "Bu tip maçlar zor geçer. Çünkü küçük takımlar büyük rakiplere karşı daha fazla hırslanıp motive olurlar" demişti. Aslında Rijkaard'ın sözleri, küçük takım Netanya'nın büyük takım Galatasaray'a rakip olamayacağının kibar bir ifadesiydi.
Netanya, Tobol gibi agresif oynayan, çok adamla kapanan ve rakibi bozmaya çalışan bir takım olmayınca Galatasaray ayağa pas oynama imkanı buldu ve rahat bir galibiyet elde etti.
Rijkaard'ın tecrübeli oyuncularını sahaya sürmesi akıllıcaydı. Kewell-Baros-Arda üçlüsünün birlikte oynaması Galatasaray'ın hem hücumda top tutmasını hem de bol pozisyona girmesini sağladı.
İlk 10 dakikada Gazal ve Sabaa'nın şutlarını çıkaran kaleci Leo Franco oyunun hep içindeydi. Yenen gol, savunmanın adam paylaşımındaki hatasıydı. Gökhan-Servet gibi iki kule dururken Yampolsky ile Sarp'ın eşleşmesi komikti. Futbolda kaleciye pas kuralı kaldırıldıktan sonra ayaklarını iyi kullanan kalecilerin önemi arttı. Bir libero gibi oynayan, topu oyuna degaj yapmak yerine elle sokan Franco ile efsane kaleci Taffarel'in ruhunun Galatasaray'a döndüğünü söyleyebilirim.
Arda kaptanlık bandını takıp oyunun patronu olunca verimi arttı.. Unutmuyorum; Gerets oyun zekası yüksek Arda için şöyle demişti: "Zidane'a benziyor. Rakibi ters ayak üzerinde yakalarsa bayıltıyor. Kolay adam geçiyor. Gol atıyor, attırıyor."
Arda, Galatasaray'ı bir maestro gibi yönetti; Hakan, Baros ve Sabri'nin gollerinde asist yaptı. Keita ve Elano takıma girdiğinde Arda'nın ayrıcalığı daha da öne çıkacaktır.
Arda'nın dışında, Sabri, Aydın ve Kewell da etkiliydi. Kewell'in golü tam bir alt yapı ürünüydü.
NOT: Duran topları iyi kullanmanın önemini Rijkaard takıma öğretmeye başlamış olacak; Galatasaray üç maçta dört duran top golü attı. Ama Rijkaard aynı eğitimi defansa da vermeli.
BİZE ULAŞIN