HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Korktun mu Turgay, utandın mı?..

Türk spor tarihinin en büyük utancı, en büyük ayıbını yaşadık, çarşamba gecesi.. Hayır!.. Başta bizimkiler, herkesin iddia ettiği gibi Fenerbahçe seyircisi değildi sorumlular.. Sahaya atlayan, Efesli basketbolculara saldıranlar, sahaya şişeler, yetmeyince koltukları kırıp atanlar dahil, seyirciler, utanç sıralamasının sonunda yer alırlar..
1 numaralı sorumlu, basketbolun bir numarası, Turgay Demirel'dir. Basketbol Federasyonu Başkanı..
Bütün maçı, Aziz Yıldırım'ın hemen yanında izleyen, böylece işlerin bu hale gelmesinin en büyük sorumlularını, aslında o salona girmesinin yasaklanması gerekenleri onurlandıran Turgay Demirel, maç biter bitmez ortadan kayboldu. Tıpkı Aziz Yıldırım gibi salondan kaçtı ve Efes'in kupasını vermedi, törene katılmadı.
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak, gerçekten sorumluysa, gerçekten bakansa, Devletin federasyonlar üzerindeki "İdari Vesayet" yani denetim ve gözetim hakkını kullanarak Demirel'i çağırıp sorgulamalı, o kadarla da kalmayıp, Federasyon Seçimlerinin yenilenmesine karar vermelidir.
Demirel, çarşamba gecesi ve öncesi tutumu ile bu federasyonu yönetmeye layık olmadığını göstermiştir. Fenerbahçe seyircisi, nasıl bir seyirci olduğunu, Efes daha evvel bu salonda arka arkaya iki maç kazanıp, durumu 2-0'dan, 2- 2'ye getirirken göstermişti. Şampiyonluğa bu kadar yaklaşılmışken, kendi sahasında iki maç kaybedilirken, bu seyirci, tam bir sportmenlik içinde davranmış, maçların sonunda sessiz, sedasız dağılmıştı.
Ne var ki, Efes'i 3-2 öne geçiren maçın bitimine 13 saniye kala, hakemin çaldığı çok doğru, çok haklı ve çok yerinde bir düdük üzerine, sahada Fenerli oyuncular, Mirsad, Semih ve de Rasim'in çılgınca hareketleri ortalığı karıştırdı. Bu sırada önce Aziz Yıldırım, ardından ondan aldığı işaretle, Murat Özaydınlı ayağa fırlayarak tahrikleri doruk noktasına ulaştırdı. Sonrası tam rezillikti. Fener yöneticisi, eski Galatasaray kaptanı Remzi'nin Aziz Yıldırım'la konuştuktan sonra hakem odasını basması, Rasim'in hakemlere ana avrat söverken, kolu ile geçirme işareti yapması, ardından hakem masasını tekme ile darmadağın etmesi, Tanyeviç'in soyunma odasına kadar hakemleri kovalaması, ekranda tüm ayrıntılarıyla tekrar tekrar izlendi.
Ne var ki ertesi gün ve daha sonra çıkan gazeteler, tüm bu iğrençlikleri görmezden gelip, utanmadan, sıkılmadan, kuralı uygulayan hakemi suçladılar. Hem de "Haklısın ama 13 saniye kala bu düdük çalınır mı" gibi yüz karası gerekçelerin arkasına sığınarak ve meslek ahlakına kökünden ihanet ederek..
Ağızlarını her açışta tahrik, her açışta saldırı, her açışta hakaret püsküren Murat Özaydınlı ve Mahmut Uslu'nun amigo ağzından beter laflarını manşetlerine taşıyarak, Fener sahasındaki son maç öncesi seyirciyi iyice doldurdular ve patlamaya hazır bomba haline getirdikler.
Ekranlara yansıyan bunca rezilliğe federasyon göz yumdu. Pazar gecesi olay çıkaranlar ve çarşambanın tohumlarını ekenlere en ufak ceza verilmedi. Aslanların önüne atılan hakemleri savunan tek laf edilmedi. Ve güya Federasyonun başkanı, aslında açık seçik görüldü, aslında onu seçtiren ve o koltuğa oturtan Aziz Yıldırım'ın medyun-u şükran kölesi Turgay Demirel, gidip yanlarına oturarak, son maçı onlarla seyrederek, maç bitince onlarla birlikte salonu hemen terk ederek, suçluları bir de ödüllendirdi. Bu arada ekranda izlediğimiz bir sahne.. Aziz Yıldırım, her zamanki kahvehane oturuşu içinde kameralara poz verirken, Federasyon Başkanı Turgay Demirel salona girdi. Yürüdü. Yerine oturması için Aziz Yıldırım'ın önünden geçmesi gerekiyordu. Elini uzattı. Fenerbahçe Başkanı, üstelik ev sahibi durumunda iken, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı için ayağa kalkma gereği duymadı. İstifini bozmadan elini sıktı, o kadar.. Turgay kimliği daha fazlasını hak etmeyebilir. Ama oraya gelen Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanıydı.
"Başkanı mıydı" sahiden?..
Bir basketbol federasyonu başkanının şampiyon takımın kupa törenine katılmadan, salondan kaçması ne demektir?. Protesto mu?.. Korkaklık mı?.. Utanç mı?. Gönlünde Fener yatarken, kupayı Efes'e verme zorunda kalmanın öfkesi mi?.
Turgay Demirel bu hesabı vermek zorundadır.
Maç sonrası Efes Koçu Ergin Ataman'ın sözlerinin yenilir yutulur tarafı yok..
"Bu Fenerbahçe, seneye nasıl sahaya çıkacak ve oynayacak?. Bu saha seneye nasıl açık kalacak?.. Şu anda şampiyonluğu kutlayamıyor, canımızı korumaya bakıyoruz. Soyunma odamız basıldı. Tribünde kızlarım var, sağlık durumlarını bilmiyorum.."
Telefonlarım gece geç saatlere kadar çaldı, sabah da erkenden başladı..
"Beko bu ligden adını alsın.. Ülker, bu Fenerbahçe'ye adını vermekten vazgeçsin.. Efes Pilsen basketbola yatırımı bıraksın, ligden çekilsin" diyenler vardı..
Bunlar, duyulan öfkenin boyutlarının ifadesi.. Dikkat edin.. İstenenler çok uç şeyler..
Çünkü hiç kimse de, bu Turgay Demirel ve arkadaşlarının, Türk sporuna bu utanç gecesini yaşatanları cezalandıracağı inancı yok.
Ben de bu düşüncedeyim. Aziz Yıldırım'ın oyuncağı Turgay Demirel ve Aziz Yıldırım'ın yandaş medyası ile, her şey örtbas edilecektir, göreceksiniz..
Türkiye'ye bu utanç gecesini yaşatanlar, gelecek yıllarda Şeref (!) Tribünlerinde ve manşetlerde yerlerini almaya devam edecektir.
Yandaş medya izliyor olmalısınız, tüm suçu, belki de en suçsuz seyircinin üzerine yıkarak, günahının kefaretini sözüm ona ödeme, kara vicdanını öyle temizleme çabalarına başladı bile..

***

Bitirmeden bir parantez açmak istiyorum. Yöneticiliğe başladığı günlerdeki hatalarından çok çabuk arınan Ali Koç, son zamanlarda, gerçek bir "Yönetici" portresi çiziyor. Fenerbahçe'yi tarihi boyunca gönüller fatihi yapan, sportmen, centilmen ve dost "Yönetici"nin geri dönüşünü müjdeliyor. Çarşamba gecesi başından sonuna harika bir tutum içindeydi.
Ali Koç, Fenerbahçe'nin adına, şanına ve tarihine layık bir Başkan olacak!..
BİZE ULAŞIN