HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Kardeş Türküler!..

Kardeş Türküler gecesinde "Muhteşem" olma fırsatının nasıl kaçırıldığını dün uzun uzun yazmıştım.. Müzik ve dans her şeyi anlatmaya yeterliyken "Siz anlamazsınız, biz bir de sözle söyleyelim mesajımızı" demek istercesine, şurup gibi akıp giden güzelliği bozup, araya "Tokmak gibi" kafaya vuran laflarla girerek, acıları, ayrılıkları kaşımanın ne gereği vardı..
Şimdi sahneye bakar mısınız?..
İnsanların yüz yıllardır kardeş kardeş yaşadıkları İstanbul'a Tatavla'dan girdiler, geceyi açarken bir Rum türküsüyle.. Nasıl güzel çalıp söylüyorlar.. Daha güzeli.. Boğaziçi Folklör Kulübünün harika dansçıları enfes bir koreografiyle geldiler sahneye.. O müziğe eşlik ederek nasıl bir Ege halayı oynuyorlar, sirtaki adımları, Yunan zeybeği figürleriyle..
Sonra o coşku yavaş yavaş durulmaya başladı.. Ritm ağırlaşırken, halay birer ikişer eksildi.. Ayrılanlar ellerinde bir eski bavul, bir kuş kafesi, bir çiçek saksısı ya bir antik eşya ile işte kaybolup gittiler sahneden..
6-7 Eylül 1955'in ardından İstanbul mozayığının en önemli, en güzel unsurlarından birinin yok olması bu kadar mı güzel, bu kadar mı çarpıcı, etkili anlatılır?..
Aklıma Aleko ile Maria geldi.. Artık dünyada yoklardır herhalde.. Gözlerime nasıl yaş doldu..
60'lı yılların sonu.. Atina'ya gittim.. Elçilik ikinci sekreteri Mülkiye'den arkadaşım..
"Seni bir sokağa götüreceğim" dedi.. "Nedir" dedim.. "6-7 Eylül'den sonra İstanbul'dan kaçan, 1963'ten sonra da gönderilenler bu sokakta dükkan açtılar.. Bizim Amerikan pazarları gibi" dedi.. "Deli misin, beni linç mi ettireceksin" dedim, Deli Dinç'e.. Adı öyleydi okulda..
"Sen beni dinle" dedi..
Gittik.. Baraka gibi dükkanlar yan yana, salaş.. İçerde hatıra eşyaları satılıyor..
İlk girdiğimiz dükkanda 70-75 yaşlarında bir tonton.. Aleko işte o.. Dinç tanıyor.. "Bu arkadaş bu sabah İstanbul'dan geldi" dedi.. Aleko bir boynuma sarılsın.. Bırakmıyor. Nefesini ensemde hissediyorum.. Resmen kokluyor beni.. Sonunda bıraktı. Bırakır bırakmaz da kapıya koştu, karşı salaş barakaya seslendi..
"Maria.. Maria koş gel!.."
Gene o yaşlarda dünya tatlısı bir nine.. Aleko'nun karısıymış..
"Maria" dedi.. "Sarıl bu gence.... Onda İstanbul kokusu var!.."
BİZE ULAŞIN