HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Melali anlamayan nesil..

"Dik yamaçların selisin
Sen benden daha delisin
Şimdi kimlerin kulusun
Başını eğemediğim
Nasıl vurgunum bilirdin
Niçin benden yüz çevirdin
Kimlerin koynuna girdin
Öpmeye kıyamadığım"
..diye başladı muhteşem konser.. Nasıl olmasın ki.. Bir muhteşem yorumcu.. Bir muhteşem besteci.. Bir muhteşem saz..
..ve de sevgiyi, en derinden sevmeyi, ayrılmayı, terk edilmeyi, umutsuzca da olsa beklemeyi, yani tek kelimeyle "Aşk"ı anlatan muhteşem şarkılar..
"Melali anlamayan nesle aşina değiliz" diyen Ahmet Haşim'i kanıtlayan deyişler..
Hüzünde haz varsa, aşk o zaman vardır!..
Peki ama nerde âşık gençler?..
Niye Açık Hava Tiyatrosu tıklım tıklım değil.. Niye gelenlerin hemen hepsi bizim kuşaktan?..
Aşk bizim kuşakla bitti de, ondan mı?..
Niye öyle şiirler sözler yazılmıyor, niye öyle besteler yapılmıyor artık?..
Niye müziksiz müzik içinde bağırıp çağıran ve o gürültü aslında kafayı bulmadan dinlenemeyeceği için karşılarında ter ter tepinenlere "Ot mu içtiniz" diye soranlara, biner biner gidiyor gençler?..
"Öpmeye kıyamadığım" deyişini anlıyor mu yeni kuşaklar?..
Ya hiç dönmeyeceğini bile bile beklemenin hüznündeki, öylesine sevmiş olmanın verdiği hazzı?.. Yani melali.. "Gel, bitsin bu keder
Başlasın artık
En güzel günler
Sen, gelirsen eğer
0 bir gün bana
Bir ömre değer
Yeter beklediğim, bir sabah ansızın çık karşıma
Benim ol bugün, yarın ve daima
En ölmeziyle sevgilerin gel atıl kollarıma
Benim ol bugün, yarın ve daima.."
..demiyor, diyemiyorsanız birisine, aşkı yaşadığınızı nasıl düşünebilirsiniz?..
Timur Selçuk ve Nükhet Duru'nun "Bizim Şarkılarımız" konserine koşmuyorsanız, o şarkıları kulaklarınız değil, yüreğinizle dinlemiyorsanız, Nükhet,
"Başkalarına gülsem de
Senden uzak kalsam da
Sevmediğini bilsem de
Ben gene sana vurgunum"
..derken, onunla birlikte haykırmıyor, Timur,
"Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı
Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın"
..diye yüreğinizi aşkın o söndürülmez ateşi ile yakarken, gözlerinizden yanaklarınıza yaşlar sızmıyorsa "Beni bensiz bırakma" nın ne demek olduğunu hissedemiyorsanız, aşkı bildiğinizi nasıl iddia edebilirsiniz..
Bunlar nasıl şarkılardır?.. Nasıl yaşamlardır ki, öyle hissedilmiş, yazılmış ve bestelenmiş, şimdi böyle söyleniyor?..
..ve en acısı.. Bugün niye yok?..
O aşklar artık yaşanmadığı için mi?.
Aşka düşmeyi unutup, aşk yapmayı "Aşk" sanan kuşakların çastra çastra tepinmek için dinledikleri gürültü yanında, hem de mikrofonsuz, sadece kendi sesiyle koca Açık Hava Tiyatrosuna "Beni benimle bırak" diyen Nükhet'i anlamaları mümkün mü?..
"Beni benimle bırak giderken
Başka birşey istemem ayrılırken
Bana bir tek beni bırak ne olur
Gerisi senin olsun
Bir başka alem seni benden alırsa
Bir başkasına olur da aşık olursan
Sanma ki senden
Senin uğruna verdiklerimden
Geriye bir şey isterim sen ayrılırken
Sanma ki senin için yaptıklarımın
Hesabı sorulacaktır senden.."
.. diyeceğiniz biri hiç olmamışsa hayatınızda, öylesine karşılıksız, öylesine beklentisiz sevmemiş, sevilmemişseniz, nasıl "Aşkı yaşamış" olabilirsiniz?.
"Ne mutlu bana" dedim.. "Ne dolu yaşamışım?.. Bu şarkıların hepsi benim için yazılmış sanki.. Ne mutlu bana ki, aşkı, hazzı, hüznü anlatan her satırda kendimi bulabiliyorum.."
Timur'a tüm gönlümle eşlik ettim..
"Süzülüp mavi göklerden yere doğru
Omzuma bir beyaz güvercin kondu
Aldım elime usul usul okşadım
Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım.."
Teşekkürler Timur.. Teşekkürler Nükhet.. Teşekkürler 20 yıl sonra bu konseri kazanmayacağını bile bile yeniden düzenleyen Mustafa Oğuz!..
..Ve de gelmeyen gençler..
Melali anlamayan gençler.. Sizlere gerçekten aşina değilim!..
BİZE ULAŞIN