HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Haşo'yla tartışmanın keyfi..

Pazartesi sabahına çok keyifli başladım. Tersine "Pazartesi Sabahı Belirtisi" nin sebebi, Haşo'nun bana yanıt için kaleme aldığı yazı. Bu kadar şirin olur.. Çünkü adam, adam gibi tartışmayı biliyor.. Sevgiyi yitirmeden, saygıyı yok etmeden.. Kaç kez söyledim, yazdım.. Hayatta fikirlerimin, ama hemen her konuda fikirlerimin bu kadar çatıştığı birisi daha az bulunur.. Ama bu kadar sevdiğim, bu kadar güvendiğim bir "Dost" da çok az bulunur..
Yaşa Haşo..
En son söyleyeceğim sözü en başta söyledim. Oh!..
Şimdi gelelim yazına..
Hayır.. Haşo'nun yanıtına bir yanıt daha verecek değilim.. Ben fikrimi söyledim.. Haşo da söyledi. Film de aha orda zaten. Gören gördü. O zaman herkes kararını verir.. Benim ekleyecek fazla ve yeni bir şeyim yok..
Başka şey söyleyeceğim..
Sevgili Haşo..
Satranç ve briç bilir misin?..
Bence bir gazetecinin, hele de köşe yazarının mutlak bilmesi gereken iki oyundur bunlar..
Gazete ve dergi yönettiğim dönemlerde kadro kurarken, adam alırken, çaktırmadan bu iki oyunu bilip bilmediklerine bakardım.. Bilenler tercih sebebim olurdu. Bakın açık söyleyeyim..
İki kişi başvursa bana, birisi, İletişim Masterı yapmış, öteki, satranç ve brici çok iyi bilen.. İkinciyi tercih ederim..
Bakın niye..
Satranç bir strateji oyunudur.. Mantık ve birkaç hamle ötesini görebilme yetenekleriniz ölçüsünde ustalaşırsınız..
Bu iki yetenek, gazeteciliğin olmazsa olmaz şartıdır.
Briç, bir anlaşma oyundur. Ortağınızla doğru anlaşmayı başaramazsanız, kazanmanıza imkan yoktur.
Briç seyredenler bilirler.. Oyuncular ne kadar usta olurlarsa olsunlar, her elin sonunda kavga eksik olmaz.. Kavga önce anlaşma konuşmalarından başlar..
"Öyle denir mi, bu cevap verilir mi?.."
Brici bir hayat, hele de gazeteci oyunu yapan budur. Birbirlerinin ellerini görmeyen ortaklar, çeşitli konuşmalarla, 13 kâğıtta hangi silahlarının olduğunu birbirlerine anlatmaya çalışırlar. Bu anlatımda başarılı olurlarsa, kontrat en üst düzeyde sağlanır ki, briçte kazanmanın ilk şartı budur. Karşılıklı iki elin, iki ortak elinin gerçekleştireceği en yüksek kontratı bulmak.
Kavga da bundan çıkar zaten..
"Niye öyle konuştun?.. Şunu niye demedin?.. Benim elimde bu var arkadaş, ben o zaman böyle konuşurum.."
İşin sırrı nedir?.,
Basit aslında..
Briçte, yani hayatta kazanmanın yolu, ne söylediğin, söylediklerinde ne derece haklı olduğun değil, karşındakinin bu sözlerinden ne anladığıdır. Konuşurken "Benim elim böyle konuşur arkadaş" dediğiniz sürece doğru anlaşmaya varmanız mümkün olamaz. "Ben böyle dersem ortağım ne anlar" diye düşünürseniz eğer, sözünüzün nasıl algılanacağını düşünürseniz eğer, kazanırsınız.. Haklı olmanız değil, doğru anlaşılmanız önemlidir.
Şimdi "Haşo'nun 'Hıncal Uluç masalı, Yılmaz Erdoğan masalı' deyişinde bir küçümseme edası var" dedim.. Kimseyi küçümseme gibi bir âdeti olmadığını iyi bildiğim Haşo'nun hele beni küçümsediğini düşünmem mümkün değil. Ama, o yazıyı okuyanların yüzde 90'ı böyle düşünecek..
Çünkü Haşo "Masal" derken Binbir Gece Masallarından söz etmiyor.. Yılmaz'ın hem de nasıl gerçekçi filmine ve benim "Umut yaşamdır" deyişime "Masal" diyor.. O zaman "Masal" sözlük anlamını değiştiriyor okur gözünde.. "Bana masal anlatma" ifadesindeki "Palavra" anlamına yaklaşıyor..
İşte Briç burada.. "Ben masala masal derim" sence doğru Haşo.. Ama okuyan bu deyişinden ne anlar.. "Yılmaz seyircisine, Hıncal okuruna masal anlatıyor!.." Bu da küçümseme ifadesi olur.
Kastın bu olmadığını, benim değil, Haşo'nun söylemesi gerek ki, kimsenin şüphesi kalmasın.. Yani, lafımı ona söyletmem gerek.. Nasıl?..
Bir hamle ötesini doğru düşünerek. "Ben bu hamleyi yaparsam, Haşo, şu karşılığı verir, bu da benim istediğim cevap olur.."
..Ve oldu, okudunuz..
Haşo'nun esasa yönelik sözleri görüşlerimi değiştirmedi. "Filmin sonunu açıklamamak" özrüne sığınıp, lafı ustaca geçiştirmiş. O yüzden "Film orda, yazılarımız burada, okurlar karar versin" demem yeterli..
Öptüm Haşo!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.