HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bir şehirde iki Vanya!..

Can dostum Erol Kaynar, Nişantaşı Salomanje'yi bu sezon değişik bir havada açma kararı vermişti.
Yeni havanın şifre sözcüğü "Belki.."
Dostlarına "Belki" dedi.. Onlar akıllarına geleni söylediler.. Bu sözleri, yeni Salomanje'nin tavanına astı..
İçeri girerken ayağınız kayar da sırt üstü düşerseniz okuyabilirsiniz, ya da boyun fıtığını göze alırsanız..
İkisini de tavsiye etmem.. Bu yüzden kendi yanıtımı buraya yazayım..
"Bana 'Belki' de ne olur?.."
Vanya Dayı'ları izlerken "Vay be" dedim, kendi kendime..
Gelin de demeyin..
Vanya Dayı önceki yüzyılın bir Rusyasında bir çiftlik evinde geçer.. Ailenin nerdeyse evde kalmış kızı, gerektikçe kentten gelen doktora âşıktır. Peki doktor ona bir şey hissetmekte midir?. Belli değil. Kız kıvranıp dururken, yaşıtı üvey annesi "Ben doktorla konuşacağım" der.. "Konuşup soracağım.. 'Evet' ya da 'Hayır!.' Bu belirsizlik bitsin artık.."
Üvey anne doktora koşarken kız mırıldanır.. "Belirsizlik daha iyi.. Hiç değilse ümit edersin.."
Meğer ben, 100 yıl sonra Çekof konuşmuşum, haberim yok..
Ayni anda İstanbul'da iki Vanya Dayı sahnelenmesi ne hoş.. Bunlardan biri, Devlet, öteki Şehir Tiyatrosu olsa, tamam. İkisi de ödenekli nasılsa.. Bilet satmasalar da olur..
Ama Çekof'un 150. Doğum Yılını iki özel tiyatronun, 10 yaşındaki Tiyatro Pera ve 20 yaşındaki TiyatroStüdyosu'nun Vanya Dayı ile kutlaması, sanat adına, kültür adına, tiyatro adına muhteşem bir şey.. Hele de kına yakar gibi "Tiyatro öldü" çığlıkları atanların sayısı giderek artarken..
Oyunlardan birini Kadıköy, ötekini Taksim'de izledim. İki salonda da tek boş yer yoktu üstelik, iyi mi?.
TiyatroStüdyosu, Ataol Behramoğlu çevirisi ve Ahmet Levendoğlu yönetimi ile sahnelemiş Vanya'yı..
Pera'da çeviri de, yönetim de Nesrin Kazankaya'dan..
Çevirilerde pek fark yok.. Sahneye koyuşlarda, Kazankaya'nın yorumunu daha çekici buldum. Ama Levendoğlu'nun Çiğdem Erken ve piyanosunu bir oyuncu gibi çok yerinde ve etkili kullanması müthişti. Hele de finalde..
Levendoğlu'nun müzikle yarattığı finali, Kazankaya, insanı donduran bir ışıkla yaptı. O da harikaydı..
Dekorda, Başak Özdoğan ile Pera ağır bastı. Kostümde, Efter Tunç ile, Stüdyo..
İki sahnede de öne çıkanlar, doktoru oynayanlardı. Selçuk Yöntem ve Emrah Elçiboğa çok farklı yorumlarla oynadılar. Emrah, daha dramatikti. Selçuk, daha komedyen.. Çekof yapıtlarının komedi olduğunu söyler hep.. Yani Selçuk Yöntem daha Çekofyendi, deyim uygunsa..
Stüdyonun Vanyası M. Ali Karapınar çok çok iyiydi. Levend Öktem, oyuna adını veren o karmaşık karakterin fırtınalarla dolu iç dünyasını, arzu, ihtiras ve ezilmişliklerini vurgulamakta eksik kaldı, bence..
Evde kalmış kızda Stüdyo'nun Defne Gürmen Üstün'ü, Linda Çandır'dan kıl payı önde gibiydi sanki..
Çiftliğin sahibi emekli ve yaşlı profesörde gene Stüdyo'nun Metin Beyen'ini tercih ettim, Pera'nın Can Kolukısa'sına..
Dadıda, Stüdyonun Serda Kondeler Aktuna'sı çok çok iyiydi. Pera'daki Zeynep Özden bu rol için çok genç kalıp inandırıcılığını yitirdi.
İki oyun arasındaki en büyük fark, Vanya Dayı'nın en önemli rolü, Yelena'daydı.
Çiftliğin asıl sahibi Vanya'nın kızkardeşinin ölümü üzerine, profesörle evlenen genç kız, Çekof'un müthiş bir tipidir. Bir karmakarışık dünya da, onda vardır. Müthiş oyunculuk gerektirir..
Ezgi Bakışkan, hani Av Mevsimi jeneriğinde adı yanlışlıkla "Ezgi Başaran" diye yazılan genç kız.. Filmde sadece sesi vardı.. Oyunda ilk defa izledim onu.. Harikaydı. "Yelena da bu kadar oynanır" dedirtti bana..
Pera'da ise tam bir "Yanlış seçim/ Miscasting" olayı vardı. Oyunun hareket noktası yaşlı profesörün çok genç, çok güzel ve çok seksi bir kızla evlenip çiftliğe yerleşmesi..
Doktor, bir sahnede genç kadına "Etrafındaki herkes seni arzuluyor. Geldiğinden beri, bu çiftliktekilerin hepsi, işi gücü bırakıp senin peşine düştü. Çiftliği batırdın" der.. Yani öylesine, genç, güzel ve dişi bir yaratık, Yelena..
Ama Nesrin Kazankaya, kusura bakmasın, "Tiyatro benim. Ben çevirdim. Ben sahneye koydum, ben oynarım" havasında bir şımarık zengin çocuğu gibi davranmış ve o yaşında Yelena'yı oynamaya kalkmış.. Tüm emeklerini de yıkmış böylece.. İnsanlar inanmadan izliyor. Seyircinin duydukları, gördükleriyle bağdaşmıyor.
Yani, Kazankaya Dadı'yı, Dadı Yelena'yı oynasa, ikisi yer değiştirseler, oyun kurtulur. Kazankaya niye böyle bir karara varmış anlamam mümkün değil..
Oyunda çok kritik, çok çarpıcı ve çok şey ifade eden iki öpüşme sahnesi var. Önce doktor Yelena'yı adeta zorla öper, sonra Yelena doktoru.. Bu iki sahne, Levendoğlu'nun Vanyasında harikaydı, çarpıcıydı, anlam doluydu.. Kazankaya'nın Vanyasında ise farkına bile varılmadan geçti gitti.
(Bir parantez.. Av Mevsimi'ndeki öpüşme sahnesini beğenmeyen ve "Öpüşme mi görmedik" diyen Oben ve Balçiçek Kardeşlerim.. Av Mevsimi'ndeki öpüşmenin hangi koşullar ve duygular içinde gerçekleştiğinin farkında olmadığınız için, o harika sahnenin tadına varamadınız.. "Öpüşme" deyince sizin aklınıza gelen tek şey var. (One track mind.) O tek şeyi görmek istiyorsanız, o zaman koşa koşa TiyatroStüdyosu'nun Vanya Dayı'sına gidin..)
Sonuç..
Bence tiyatroseverler ikisini de görmeli.. Ama sadece "Bir" diyorsanız, tavsiyem, TiyatroStüdyosu.. O harika Selçuk Yöntem, tek başına Pera'yı öne geçiremiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.