HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Otyam'a, hem de nasıl sürpriz..

"Geceyi bir sürprizle kapıyoruz" dediğinde Nebil etrafa baktım.. Sürprizlik bir şey kalmamıştı. O saatte biri de gelmezdi ki, gecenin bir yarısı.. Etrafta ekran mekran da yok, "Nebil gene bir Oscarlık video hazırlamış" diyeyim..
Yanımda oturan Gürer Aykal'ı işaret etti..
Sürpriz Gürer Aykal.. Gürer Aykal da ne?.. Minnacık yere İstanbul Senfoni'yi sığdıracak hali yok ya..
..Ve aklınıza gelmez.. Kimsenin aklına gelmez.. Benim bin sene kalsa gelmez..
Gürer Şef, dünyanın en ünlü senfoni şeflerinden Gürer Aykal, bir Karadeniz Türküsü söyledi, Fikret Ağabeye..
İnanır mısınız?..
Konservatuarda, kompozisyon dersinde hocaları bir Anadolu Türküsü'nü ödev olarak verirlermiş, armonik yapısını çözmeleri için.. Bu türkü Gürer'in ödeviymiş.. Ne ödevse, o yıl, bu yıl, aklında.. Şaşkınlıktan ne olduğunu anlamadan türkü bitti. O zaman fark ettik olup biteni.. Kızılca kıyamet, bir daha söyledi Gürer mecburen.
Fikret Ağabey ne zaman İstanbul'da sergi açsa, Balçiçek (Pamir/ İlter) kolları sıvar. Antalya'dan aile dostları.. 8, 9 yaşında "Fikret Amca" demeye başlamış.. Nebil ve bir başka Otyam dostu Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal'la el ele verip, Beşiktaş Çarşısındaki Ahtapot'ta bu "Dostlar" gecesini düzenlemişler.
Medyadan dostlar.. Sanatçı dostlar.. Aile dostları..
Birbirlerini yıllardır görmeyenler var.. Her yerden, her düşünceden olanlar var.. Ortak yanları "Otyam!.."
Öyle olunca, bir sohbetleşme ile açıldı gece..
Sonra bir saz çıkardı ortaya Nebil.. Ve de Mazlum Çimen'e uzattı.. Yanında Edip Akbayram oturuyor..
Birlikte söylemeye başladılar.. Nasıl yanık, nasıl insanın içini dağlayan bir türkü..

"Öyle ağırım ki kendime
Sen benden gittin gideli
Terim küs olmuş tenime
Sen benden gittin gideli

Öyle bıkmışım ki kendimden
Kurudum düştüm dalımdan
Sanki ruhum çıktı canımdan
Sen benden gittin gideli

Bir cefam var idi bin oldu
Aktı gözüm yaşı sel oldu
Yaz baharım döndü kış oldu
Sen benden gittin gideli.."

İlk defa dinliyorum.. Öldüm.. Nebil açıklayınca, daha da öldüm..
"Herkes, 'Gittin Gideli'yi bir aşk türküsü sanır. Oysa Mazlum bu türküyü Sivas'ta yakılan babası için yazmıştır.."
Ardından Hüseyin Turan.. Otyam'ın "Manevi oğlum" dediği, sevgili dostum..
Bir hoyratlar, bir bozlaklar söyledi.. Nesimiler, Pir Sultan Abdallar.. Arada elektrik telleri ve aletleri olmadan müzik dinlemenin lezzetini hiç bir şeye değişmem..
Sonra Hakan oturdu, sahne gibi yerdeki sandalyeye.. Hakan Güngör.. Fazıl Say'ın Mezopotamya Senfonisi'nin kanunisi.. Ve de eşi Meral..
"Fikrimin ince gülü" diye bir girdiler.. Nasıl güzel bir gece oldu..
"İstanbul'da son sergim mi acep" diyerek sergisine "Elveda İstanbul" adını koyan Fikret Ağabey, nasıl keyifli, nasıl mutlu ve nasıl sağlıklıydı.
Bir yandan rakısını yudumlayıp, hele de bozlakları, mest olmuş dinlerken.. Mutluluğunun asıl sebebi yanında olarak..
Filiz.. Benim için "Sevgi"nin yaşayan simgesi, anıtıdır, Filiz!.. New York'ta yaşarken, sevdiği adam için Antalya dağlarına taşınmak..
İnsanlardan, uygarlıktan uzak, keçiler, inekler, köpekler, hindiler, tavuklar arasında ömür geçirmek.. Yaşamını bir adama adamak.. Böylesine sevmek için "Kadın" olmak gerek.. Böylesine sevilmek için de.. Adam!..
Ne mutlu Otyamlara..

***

Fikret Ağabey'in sergisi Çırağan Sarayı'nda devam ediyor.. Hafta sonu ailenizle uğramak için bire bir..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN