HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Sorumlusu aranmayan ve bulunmayan ülkemiz!..

Dün sabah ikinci sayfamızın tepesinde fevkalade ilginç bir haber vardı..
Ne yazık ki, "Korsan partide ölüme ihmalkarlık suçlaması" gibi anlaşılması da, haberi okutması da zor bir başlık vardı tepesinde..
Başka gazetede olsa, atlar geçerdim. Kendi gazetemin her satırını okumak ilkemdir. Bu yüzden okudum.. Okurken de "Vay be" dedim..
Los Angeles'ta Beverly Hills, en pahalı, en lüks semttir..
Amerika'da bir yeri pahalı yapan, manzarası falandan önce komşularıdır. Bizde de zamanında öyleymiş ki, "Ev alma, komşu al" lafı çıkmış..
Beverly Hills Hollywood yıldızlarının oturduğu semttir. Etrafı çevrilidir.
Güvenlikten geçip girersiniz. Girerken size bir de yerleşim planı verirler.. "Hangi yıldız nerede oturuyor" orda işaret edilir..
Rahmetli Kazım Baba götürmüş, gezdirmişti beni..
Ünlü yıldız Demi Moore da burada oturuyormuş.. 2015 Temmuz'unda, Moore'un sekreteri bu villanın bahçesinde bir parti veriyor. Moore o sırada kentte bile değil.. Partide bir delikanlı konuk, havuza giriyor ve boğuluyor.
Delikanlının ailesi partiyi veren asistan ve binanın sahibi şirketin sorumlusu hakkında tazminat davası açıyorlar.
Şimdi dikkat 1!.. Türkiye'de hiç böyle bir dava duydunuz mu?. Partiyi veren ve havuzu yapan hakkında tazminat davası!..
Gülmeyin dahası var..
Dava iki yıldır devam ederken, aile Demi Moore hakkında da dava açılmasını istiyor ve yargıç bu isteği kabul ediyor..
Sebep!.
Sıkı durun!.. Demi Moore havuzuna, suyun derinliğini gösteren işaretler koymamış!.
O yüzden boğulma olayından o da sorumluymuş..
Gerçek!. İnanın gerçek!.
Sayfanın editörü Murat Karpuz kardeşim ajanstan gelen o haberi yeniden yazdırsa, o tatsız bülten haberinden çıkarıp "Haber hikayesi" yapsa ve de ilginç bir başlık atsaydı keşke.
Eloğlu, havuzuna suyun derinliğini gösteren bir çubuk koymadığı, ya da havuz iç duvarına, ayni görevi yapacak işaretler yazdırmadığı için, evde bile olmayan havuz sahibini boğulma olayından sorumlu tutar ve yargılarken, bizde neler neler oluyor, hem de nasıl sorumlu olanların üstelik kılları bile kıpırdamıyor.
Çünkü takip eden yok!.
İşte son 10, sadece 10 gün içinde okuduklarımdan örnekler..
1. Adana'da iki yaşında bir çocuk, 13'üncü kattaki evlerinin balkonundan düşerek ölmüş.. Çünkü balkon korkuluklarının arası fazla genişmiş.. Sayın bakalım, Amerikan mantığı ile kaç sorumlu var!. Bizde?.. Hiç.. "Görünmez kaza" deriz, bal gibi görünen kazaya..
2. İzmir Çiğli'de rögar kapağı muhtemelen çalınmış. Belediye de yerine bir mukavva koymuş. Başka işaret falan da yok. 17 yaşında genç kız, dalgınlıkla basmış ve iki metreden kanalizasyon çukuruna düşmüş. Ölmemiş Allahtan, koltuk değneği ile dolaşıyor.. Sorumlu?.. Hadi canım sende.. Kaç küçük çocuk böyle kartonla kapatılmış rögar çukurlarına düştü ve öldü.. Birisi hakkında dava açıldı mı?.
3. Benzin istasyonu görevlisi, bir lira para atarak kullanılan araç yıkama aletini kontrol ederken ölmüş.. Yok canım, elektrik çarpması falan değil.. Borudan fışkıran suyun basıncı o kadar yüksekmiş ki, adamın boğazını delmiş.. Yani benzincide çalışan, yani işi bilen birisi bile ölebiliyorsa, bir lira atıp hortuma sarılan sıradan vatandaş nasıl bir tehlike altında anlayın.. Sorumlu?. Hem de bizde, sorumlu?. Hadi canım siz de..
4. Üç yaşındaki çocuk, lüks villaların olduğu sitedeki güvenlik görevlisinin oğluymuş.
Havuzların birinde boğulmuş bulunmuş.
Sorumlu?. Ooo!. Bin tane aslında ama, bizde sıfır gene tabii.. Dava bile yok.
***
Şimdi, her nasılsa açılmış bir dava örneği vereyim.
Bodrum'da lüks bir otelde staj yapmaya giden 16 yaşındaki öğrenci, sıcak su kazanının bacasından sızan karbon monoksit gazından zehirlenmiş. 6 yıl sonra, mahkeme, otelin aileye 471 bin lira tazminat ödemesine karar vermiş.
Olayın sorumluları makine mühendisi ve otelin teknik sorumlusu hakkında açılan ceza davaları ise hâlâ sürüyor..
Şimdi başladığımız yere, Amerika'ya dönelim..
Kadının biri, kullandığı talk pudrası nedeniyle yumurtalık kanseri olduğu iddiası ile pudrayı yapan kozmetik şirketini dava etmiş.
Virginia Eyalet Mahkemesi, kozmetik şirketini, o pudranın muhtemel tehlikeleri konusunda yeterince uyarmadığı gerekçesi ile kadına tazminat ödemeye mahkum etmiş.
Kaç para, tahmin edin!.
Yok uğraşmayın, edemezsiniz..
Tam 110.000.000 dolar!. Yanlış yok.
Yazı ile yazalım..
Yüz on milyon dolar!.
Üstelik, bu pudranın kanser yaptığının kanıtı yok. Sadece Uluslararası Kanser Ajansı, çeşitli vakalar nedeniyle "Muhtemelen kanserojen" demiş. Hepsi bu.
Hemen hepimizin evinde bulunan, özellikle bebeklerin apış aralarında kullanılan bu pudrayı yapan Johnson&Johnson firması, bu konuda açılan dört davadan üçünü kaybetmiş..
110 milyon dolarlık ceza, rekor!.
***
"Bedava yaşıyoruz, bedava" diyen şair haklı.. Bu ülkede bedava ölüyoruz çünkü..
BİZE ULAŞIN