HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Ali Karacan babasını anlattı!

Sevgili kardeşim Ali Karacan, Aydın Bey'in gazete alım satım öykülerini yazarken kullandığım bir sözcükten alınmış.
Telefon etti. Yıllar oldu görüşmeyeli.
Dertleştik. Yemek için sözleştik. "Ne söylemek istiyorsan maille, aynen kullanırım" dedim. Yolladı.. Buyrun..
***
Yazında babam Ercüment Karacan hakkında "gazeteyi birden satıp kaçtı" ifadesinin, o günleri yakından yaşayan biri olarak senin tarafından kullanılmasını çok yadırgadım. İstersen babamın gazeteyi satmasına sebep olan şartları bir daha hatırlayalım, en önemlisinden başlayarak:
Babamın 25 yıllık çalışma ve hayattaki en yakın arkadaşı Abdi Ağabey sokak ortasında öldürüldü. Yanında ne koruması ne de kurşun geçirmez arabası vardı. Babamın ve Abdi Ağabey'in bir düşmanı yoktu. Sadece gazetecilik yaparlardı ve her kesimden saygı görürlerdi. Abdi Ağabey öldürüldükten sonra babama ve bizlere tehditler gelmeye başladı. Şoför dahi kullanmayan babam, korumalarla gezmeye başladı ve bundan hiç hazzetmedi. O günlerde sokaklarda günde 25 kişi öldürülüyordu.
Abdi Ağabey'den sonra gazeteyi emanet edecek güveneceği birisini bulamadı. Milliyet o günlerin en etkili gazetesiydi ve her yazdığının doğru olması en önemli özelliği idi. Bu güveni sağlayan ve bu yayın anlayışını uygulayan Abdi Ağabey'di.
Babamın gazetecilik dışında bir işi yoktu. Toplu sözleşme görüşmelerinde istenen yüzde 130 zam taleplerini karşılamasına imkân yoktu. Sendika grevle tehdit ediyordu. Ayrıca gazetenin dövize bağlı ihtiyaçları o günkü darboğaz sebebi ile karşılanamıyor ve neredeyse gazete ertesi gün çıkamayacak duruma geliyordu.
Babam birkaç yıl önce kalp krizi geçirmişti. O zaman bugünkü kadar kolay olmayan by-pass ameliyatı olmuş ve doktorlar kesinlikle stresten uzak durmasını tavsiye etmişlerdi.
Sence bu sebepler babasından devraldığı ve 25 yılda Türkiye'nin en etkili gazetesi haline getirdiği gazeteyi satmak için yeterli değil mi?
Yukarıda saydığım şartlara rağmen eminim bu kararı kolay vermemiştir.
Ayrıca satıştan sonra gazetede yüzde 25 hissedar kalması ve daha sonra bizlerin bayrağı devralıp geliştirdiği Karacan Yayınları'nı satmaması, bu işte devam etmesinin bir göstergesi değil mi?
Umarım "kaçtı" ifadesinin bu şartlar altında biraz ağır kaçtığını sen de kabul edersin.
Ali Karacan
BİZE ULAŞIN