HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Tanbur, Tambur!.

Cumartesi günkü "Tanburi Cemiller" yazımda Tanbur sözcüğü yığınla geçti. Sabah gazeteyi elime aldım. Hepsi "Tambur" olmuş. Bir gizli el, "Yahu Hıncal Ağbi kırk defa ayni imla yanlışını yapmaz. Hele bir soralım" demeden tüm "n" harflerini "m" yapmış..
İşin aslı ezeli dert..
Türkçemizde, bir hece "n" ile bitiyor, ondan sonraki hece "b" ile başlıyorsa, "n" sesi, hafif "m" gibi okunur.
İstanbul yazar, İstambul gibi okuruz.
Canbaz, cambaz olur..
Anber, amber..
Tanbur da, tambur..
Eee!.. "Türkçe okunduğu gibi yazılır" kuralı da var ya.. "O zaman, nasıl okunuyorsa öyle yazalım" deyince bazıları da, bu "nb"li yazılımlar bazı sözcüklerde "mb"ye dönüştü. Yani imlada bölünme oldu.
Ben "Tanburcu" diyen taraftayım. Mesele o..
***
Bu arada..
1979 yılının tartışması yeniden gündemde.. Ergüder Yoldaş'ın, Attilâ İlhan dizeleriyle yaptığı Sultaniyegâh şarkısını eşi Nur Yoldaş okumuş ve şarkı efsane olmuştu. Okurken de bir tartışma başlamıştı.
Sultan-ı Yegâh diyordu çoğunluk..
Attilâ Kaptan'a sordum sonunda.. "Şiir senin adı ne" diye..
"Sultan-ı Yegâh mı, Sultaniyegâh mı?."
"Tabii Sultaniyegâh" dedi. "O musikimizde bir makam adı.. Sultansal yegâh, yegâhın bir türüdür. Sultan-ı Yegâh ise, Yegâh'ın Sultanı demek.. Anlamı var mı bu lafın."
O zaman biten tartışma, biri şarkıyı yeniden okuyunca gene başladı. Ahmet Hakan gibi konunun tam da ustası "Sultan-ı Yegâh" demez mi?. Ayni gazetede müzik yazarı Tolga Akyıldız da "Sultan-ı Yegâh" diye yazmaz mı?.
Sen yapma bari Ahmet.. Hem Osmanlıcayı bilirsin, hem de musikiyi.. Hem de Attilâ İlhan'ı, üstelik..
BİZE ULAŞIN