SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Ya sweetheart olmasaydı?

Yaklaşık 2 saat sürmüştü Ece'yle sohbetimiz... Konuştukça şaşırmış, sohbet ilerledikçe de şoke olmuştum... Çünkü, karşımda sorduğum tüm sorulara takır takır cevap veren, adının fuhuş ya da uyuşturucu operasyonlarına karıştırılmış olmasından kaynaklı en ufacık bir kaygı ya da kendini aklama çabası olmayan son derece akıllı ve ayakları yere basan bir genç kadın vardı...
Sohbetin sonunda ise elbette ki sormuştum. "Peki neden her defasında senin adın bu pis operasyonlarda geçiyor?" diye... "Bilmiyorum" diyerek başlamıştı ve eklemişti: "Belki de Hıncal'ın sweetheart'ı olmak ağır geldi bana... O çok güçlü bir kalem. Yaptığım her hatada Hıncal'a dönüyorlardı. Ama bir şeyi atlıyorlardı... Genç bir bayanım ve bu piyasaya 15 yaşında girmişim. 50'den fazla ülkede podyuma çıkmışım. Naomi Campbell ile aynı ortamlarda bulunmuşum ama ona rağmen o kameralar bana dönmemiş... Ne zaman ki Hıncal Uluç'un himayesine girmişim o kameralar beni fark etmiş... Kabul ediyorum ondan sonra çok hata yaptım. Şımardım zaman zaman ama bunlar affedilmeyecek hatalar değildi... Basit, her genç kızın yapacağı hatalardı... Evet onun sayesinde büyük üne kavuştum ama aynı zamanda onu sevmeyenlerin de hedefi haline geldim... Acaba ben onun sweetheart'ı olmasaydım bunlar başıma gelir miydi bilmiyorum."
Sanırım çoğunuz anladı neden bunları yazdığımı... Çünkü dün Hıncal Ağabey, Yavuz Baydar'a gelen bir okurun tepkisinden yola çıkarak girdi bu konuya... Önce röportajın birinci sayfadan sunuş biçimine ve kullanılan fotoğrafa itirazını dile getirmiş, sonra da Ece'yi, "Ben bu kıza söylüyorum ama aklını başına almıyor... Her defasında söz vermesine karşın kameraların ve fotoğraf makinelerinin önüne atlıyor" diye ağır bir şekilde eleştirmiş...
"Ağanın eli tutulmaz..." Hıncal Abi bu işte... Hem döver, hem sever ama yine de ben üzerime düşen sorumlulukla Ece'nin o röportajda salt Hıncal Ağabey yanlış anlamasın diye yer vermediğimiz cevabını bugün yazmak istedim köşemde... İtiraf edeyim ki, kendisi için son derece hassas bulduğum bu konuya o bir giriş yapmamış olsaydı, dün o yazıyı kaleme almamış olsaydı benim de bu konuya girme niyetim yoktu! Kaldı ki Ece'nin, "Ben Hıncal'ın Sweetheart'ı olmasaydım başıma bunlar gelmezdi" açıklamasını sayfada kullanmış olsaydık bence o söyleşinin ana başlığıydı...
Özetle şunu diyeceğim... Hıncal Ağabey sadece kendi cephesinden bakıyor ve kendince yorumluyor Ece meselesini... Oysa onun da diğerlerinden hiçbir farkı olmayan heyecanları, şımarıklıkları, basit hatalar yapabilme olasılıkları olan bir genç kadın olduğunu atlıyor... Ben de tıpkı Ece gibi düşünüyorum... Yani onun adının bu çirkin operasyonlara karıştırılmış olmasının altında yatan nedenin sırf kameralara ve fotoğraf makinelerine olan merakından ileri geldiğine inanmıyorum... Ki durum öyle olsaydı o zaman, "Neden kameraların önüne geçip, orasını burasını açıp, kendisini illa ki medyaya malzeme yapmak isteyen onca insanın adı bu kirliliğe bulaştırılmıyor da Ece bulaştırılıyor?" diye sormak gerekmez miydi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN