NAZLI ILICAK

Hakaret etme özgürlüğü

Hangi kelime hakaret, hangisi değil? Hepimiz vicdan terazisinde bir değerlendirme yapıp, doğru sonuca ulaşabiliriz. Sözgelimi, "kaniş, salak, uyanık geçinen şapşallar" ve "tescilli hain" gibi kelimeler hakarettir. Ama maalesef, konu yargıya intikal edince, adamına göre sonuçlar çıkabiliyor. Son olarak, Servet Kabaklı'nın bir yazısı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca aklandı. Kabaklı, Prof. Baskın Oran ve Prof. İbrahim Kaboğlu hakkında şöyle yazmıştı: "Çanağına yal konulunca ve etli kemik vaadini duyunca yaltaklanan, kuyruk sallayan kanişler, uyanık geçinen şapşallar, salak, tescilli hain, zavallılar. TC devletine, milletimizin birliğine kalleşçe ihanet hançerini sokanlar."
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20'ye karşı 23 oyla bu cümleleri "düşünce açıklaması ve eleştiri" kapsamında gördü. Süreç şöyle işledi: Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi "hakaret var" dedi; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi "kişiliğe saldırı amacı yok" gerekçesiyle bozdu; Asliye Hukuk Mahkemesi ilk kararında direnince, dosya, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gitti.
***

Lâf, hakaretten açılmışken, aklıma bir fıkra geldi:
Adamın biri hükûmete küfretmiş; apar topar mahkeme önüne çıkarılmış. "Ben, bizim hükûmeti kastetmedim. Amerika'daki hükûmeti hedef almıştım" diye kendini savununca, hâkim, "Bırak Allah aşkına, ben hangi hükûmete küfredileceğini iyi bilirim" cevabını vermiş.
Bu fıkradan ilham alıyor herhalde bizim bazı yargı organlarımız. En ağır sözler dahi, "rejimin hoşuna gitmeyen" kimseleri hedef aldığında, hakaret bile sayılmıyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda 23 yargıç, "sadece eleştiri" dediğine göre, acaba aynı sözler kendilerine yönelse, benzer bir hoşgörüyle kabul edebilecekler mi?
BİZE ULAŞIN