ŞELALE KADAK ŞELALE KADAK

Ha cebimden para çalmışlar, ha ismime saat yapmışlar!

Dice Kayek markasını yaratan Ayşe ve Ece Ege kardeşleri yıllardır takip ederim. İki kız kardeş modada bir marka haline gelmek için Paris ve İstanbul arasında yıllardır mekik dokuyor ve de Avrupa'da moda otoritelerinin geçer notunu alarak basamak basamak ilerliyor. Gittikleri; uzun, ince ve çok çetrefilli bir yol.
Modada Avrupa'nın tanıdığı bir marka haline gelirken; kuşkusuz akıllarına, Türkiye'de birilerinin çıkıp, onlarla hiç görüşmeden markalarının saat üretiminde isim hakkını satın alacağı gelmemiş!
Bu aslında iyi niyetli pek çokların başına gelen bir durum. Hatırlıyorum yıllar önceydi, bir gün Hakko Ailesi'nden öğrendik ki Vakko ABD'ye gidemiyor. Neden? Çünkü efendim yıllar önce biri çıkıp bu ismi ABD'de tescil ettiriyor.
Buraya kadar her şey belki anlaşılır. Çünkü dünyanın kuralı böyle. Yasalarda boşluk var da diyebilirsiniz. Siz şayet marka oluyorsanız, o markanın hiçbir yerde kullanılmaması için geniş kapsamlı bir isim hakkı, tescil her neyse uğraşıp yapmak zorundasınız.
Benim anlayamadığım geçenlerde Dice Kayek markası adına saat ürettirip satan şirketin sahiplerinin bir gazetede yayımlanan haberde söyledikleri. Dost Group'un sahibi Abdullah Turgut, Dice Kayek markasını yaratanlardan izin dahi almadan, üstelik tasarımları da artık onlara ait olmayan saat markalarıyla mağaza açtıklarını ve bu mağazaların sayısını önümüzdeki yıl 40'a çıkacaklarını söylemiş.
Turgut, saat konusunda Dice Kayek isim hakkına sahip olduklarını, Türkiye genelinde 450 bayide bu saatlerin satıldığını ve yılda 8 yeni koleksiyon sunduklarını açıklamış. Yani düşünün bu yıl tasarımı Ece Ege'ye ait olmayan ama ne yazık ki Ege Kardeşlerin markası Dice Kayek adını taşıyan 80 bin adet saat satılması hedefleniyormuş. Acaba bu saatleri alan tüketicilerin arasında bir anket yapılsa, hangisi Dice Kayek saatleriyle Dice Kayek'i yaratan Ege Kardeşler arasında bir bağlantı kurmaz!
Haberin bir yerinde taklitle ilgili bir soru sorulmuş belli ki. Turgut da, "Dice Kayek'i çok iyi bir yere getirdik. Taklit ürünler konusunda ise her başarılı marka taklit ediliyor. Bizim de taklitlerimiz var. Bu durum ne kadar başarılı olduğumuzu gösteriyor. Taklit aslını yüceltir" demiş.
Okuduklarıma önce inanamadım. Yani nasıl olur, sırf Ege Kardeşler'in saflığına gelmiş ve isim hakkını almayı unutmuşlar diye mi bunlar başlarına geliyor? Peki bu ürünler taklit olmuş olmuyor mu? Turgut'un Dice Kayek ismine kendilerinin hayata geçirdiği, yarattığı bir marka olarak bakması doğru mu?

Emeğimi çalıyor

Ayşe Ege'ye telefon açıp sordum. Yasal olarak haklarını arayıp aramadıklarını merak ettim. Ege, "Benim sırtımdan para kazanıyorlar. Emeğimi çalıyorlar. Ha cebimden para çalmışlar ha bunu yapmışlar" diyerek Abdullah Turgut ile görüştüklerini ve defalarca vazgeçmesini istediklerini ancak Turgut'un bundan vazgeçmediğini söyledi.
Ege, "Bir de bana 'Evet haklısınız. Biri bana yapsa çok sinirlenirim. Biz baktık yıllar önce bu markaya ve ilerde ünlü olacağını anladık ve isim hakkın aldık' dedi. Benim imajımı yerle bir ediyorlar. Vazgeçtim paradan. Tasarımlar bize ait değil. Hiçbir şey bize ait değil. Gelin oturup anlaşalım. Lisans anlaşması yapalım dedik, onu da kabul etmediler" diyor. Türkiye'de bu tarz davalar en az üç yıl sürüyor. O nedenle de iş uzuyor. Ancak iş hayatının ne kadar ilginç noktalara geldiğini göstermek için Dice Kayek markasının başına gelenler güzel ve Ege Kardeşler için de acıklı bir örnek sanıyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.