Kamu vicdanında önyargının en fazla hâkim olduğu alanın "yargı" olması tuhaf değil mi?
Bir kesim, yargının siyasallaştırılmasından muzdarip. Üstelik temel gerekçelerinde haklı.
Diğer kesim, yargının asli fonksiyonlarının dışına taşarak zaten siyaset yaptığı, siyasi alanı daralttığı görüşünde. O da ileri sürdüğü tezlerde haklı.
Şu anda ülkenin en fazla odaklandığı dava, kuşkusuz iddia olunan Ergenekon terör örgütü kapsamında. Tüm tarafların elini çekip, yargıyı rahat bırakması gereken bir dönemden geçiyoruz. Ama yine ikiye bölünüyoruz.
Bir kesim, hâkim ve savcı atamalarını sonuca tesir edecek şekilde belirleme gayretinde.
Diğer kesim, demokrasi sınavının başarıyla verilmesi için özel yetkilendirilmiş hâkim ve savcıların nereye uzanıyorsa oraya kadar gitmesi kararlılığında.
Haliyle konjonktür, siyasetçiye tarihi fırsatlar sunuyor.
Eğer, Ergenekon davasının hukukçu aktörlerine operasyon yapılmaya teşebbüs edilirse hükümetin atacağı adım belli: Yargı Reformu Stratejisi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na neşter vurulması.
Üstelik Ergenekon dosyası kapatılmak istendikçe, hükümetin yargı reformunun meşruiyeti de giderek artacak. Oyun böyle kurgulanmasa, reform girişimi "siyasetçiye uygun yargı" eleştirisine fazlasıyla maruz kalacaktı. Artık hava, siyasetçiden yana...
BİZE ULAŞIN