OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Akıl kısa devre yaparsa...

Büyük fırtınalar koparan demokratik açılım sürecinin en büyük faydası son aylardaki tartışma ortamı oldu. Türkiye, korku ve tabularıyla yüzleşti. İlk defa terörle mücadele kadar terörizmle mücadele de konuşulmaya başlandı. "Daha fazla demokrasi ve özgürlüğün terörün kökünü kurutacağı, farklılıkları yaşama becerisinin ise milli beraberliği pekiştireceği" tezi ile "Farklı kimlikleri, kültürleri, inanç eksenlerini keşfetmenin yarayı kaşımak anlamına geleceği ve ülkeyi ayrıştıracağı" tezi çarpışmaya başladı.

***

Kürt ve terör sorunlarının çözümü bilinen ve denenen yöntemlerle başarılı olamadığına göre, kullanılan araçları değiştirmenin ne sakıncası olabilir?
Sakınca, çözüme götürmeyen yolları bırakıp, demokratik seçenekler üretilmesinde değil, "akıl tutulmasında." Veya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik' in deyişi ile "aklın kısa devre yapmasında." Eğer akıl kısa devre yapar, duygular ön plana çıkarsa bundan herkes zarar görür. "Özgürlük, güvenlik dengesi" oluşturulamazsa Türkiye yoluna devam edemez.
***

Çelik, Türkiye'nin yaşadığı sıkıntıdaki merkezin sanıldığı kadar doğu ve güneydoğuda değil, batıda olduğunu söylerken aslında haklı. Diyor ki:
"PKK, tüm çabasına rağmen bir Türk- Kürt kavgası çıkaramadı. Ama bu kıyamete kadar böyle gideceği anlamına gelmiyor. Bizim sıkıntımız batıda. Örneğin, en fazla Kürt kökenli vatandaşımızın yaşadığı il İstanbul. Aydın, Muğla, İzmir, Antalya, Mersin... Buralarda da sıkıntı var. İnsanların acılarını unutturacak adımlar atılmazsa, gittikçe bu farklılıklar batıda da kaşınacak. Gözümüze ve gönlümüze batan görüntülere rağmen bu süreçten vazgeçmememiz lazım."
***

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise GAMA Holding'in 50. Yıl Galası'nda karşılaştığımızda, kendi seçim bölgesi İzmir'de yaşananların ibret olması gerektiğini anlatıyordu yakın çevresindekilere... DTP'nin batıya açılma stratejisinde ilk denemenin yapıldığı İzmir'deki tepkiyi, toplumsal duyarlılıkla özdeşleştiren Vural, AK Parti'nin bir an önce çıktığı yoldan dönmesi gerektiğini savunuyordu. "Sivas'ın ötesine geçemeyen parti" tanımlamasına ise öfke duyuyordu. "Bu ifade, fiilen birileri için harita çizilmesi anlamına gelir" demeye getiriyordu.
***

Demokratik standartların yükseltilmesi ile terör örgütünün silah bırakmasının sağlanıp sağlanamayacağı artık en hayati konu. Zira sembollerle düşünen ortalama vatandaş "Habur-İzmir" tablosuna sıkıştırılmak üzere. Oysa Hüseyin Çelik'in dediği gibi, "Bölge insanın PKK'ya desteği devam ederse bunu mutlak olarak önlemenin imkânı yok. Bu nedenle öncelikle gönüllerdeki çatlak onarılmalı. Ama Türkiye'deki çözüm iradesini de kimse bir zafer gibi, marifet gibi sunmaya kalkışmamalı. Canına minnet saymalı."
***

Gelinen noktada, açılımın son durum raporunu şöyle okumak mümkün:
* CHP
, ulus devlet vurgusuyla halkın karşısına çıkıyor. Son sınırı ise "Bir ulus devlette farklı etnik kimliklere tanınan özgürlüklerin tamamı Türkiye'de de olsun" cümlesinde karşılık buluyor ama AK Parti'ye güven duymadığı için işbirliğine yanaşmıyor.
* MHP, etnik bölünmeyi körüklediği gerekçesi ile açılıma karşı durmaya devam ediyor. Terör örgütü mensuplarının nedamet getirmesini bekliyor. Ama dağdakiler için güvenli çıkış yolu gösteremiyor.
* DTP, ikili oynadığı izlenimi veriyor. Meclis'i germemeye özen göstermekle birlikte toplumun tansiyonunu batıda yükselterek, doğuda prim yapmayı hedefliyor. PKK'nın tasfiyesi ile yeni siyasal yapıyı kurgulamak yerine örgütü siyasallaştırma iddiasını koruyor. AK Parti'nin bölgesel üstünlüğünü kırmayı da açılımdan daha fazla önemsiyor.
* AK Parti ise ezber bozan yaklaşımlarını kamuoyuna anlatma kararlılığı ile yalnız kalsa da çıktığı yolda yürüyeceğe benziyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN