REFİK ERDURAN

Savunma birader!

Haklıysanız hakkınızı savunursunuz, değil mi?
Nasıl savunursunuz? Akılcı bir ölçü içinde kalarak mı, ortalığı velveleye vererek mi?
İkincisini yaparsanız, gürültünün ağır basmasıyla hakkınız geri planda kalabilir.
Bizim apartmanın bir dairesinde kavgacı bir kiracı hanım vardı. Kapı görevlisini uzun uzun ve avaz avaz azarlarken bütün binayı çınlatırdı sık sık.
Azarlarının konusu gazetelerin geç gelmesi, çöplerin zamanında toplanmaması, merdiven temizliğinin iyi yapılmaması türünden haklı yakınmalardı. Bağırtıdan rahatsız olduğunu söyleyen komşulara "Sizin de hakkınızı koruyorum" derdi.
Ama sonunda hepsiyle kötü kişi oldu, haksız duruma düştü, taşındı.
***

Toplumsal çapta idealizm de hak savunusudur. Halk çıkarını koruduğuna inandığınız bir ilkeye gönül verir, kendinizi o ülküye adar, ne pahasına olursa olsun savunmasını yaparsınız. Şövalyeliktir.
Ama ölçüsü kaçar da fanatikliğe dönüşürse ters sonuç verip topluma zararlı olabilir, tarihsel felaketlere yol açabilir. Hitler tayfası kollarını sıvarken idealist Nazilerdi.
Fransız devlet adamlarının en büyüklerinden Talleyrand emri altında göreve başlayanlara ilk talimat diye şöyle dermiş:
"Gayretkeşlikten sakının."
Ondokuzuncu yüzyılın kâhin oyun yazarı İbsen de ideal peşinde coşkunluğun tehlikelerini vurgulamıştı. Sonraki yüzyılda insanlık o uyarıya kulak asmamanın bedelini on milyonlarca ölüyle ödedi.
***

Günümüzde çok güzel idealistler var. Yeşiller, çevreciler, doğaseverler gibi. Akılcı ölçüler içinde kaldıkları sürece gezegeni koruyor, insanlığa yararlı oluyorlar.
Ama aşırı ülkü heyecanı yüzünden o ölçüler kaçırılınca zararlı sonuçlar çıkıyor ortaya. Örneğin Amerika'da embriyon hücrelerinden yararlanarak tıp araştırmaları yapılmasını ahlaka aykırı bulanların baskıları pek çok hastalığın tedavisi yönündeki gelişmeleri durdurdu.
Şimdi Obama yönetimi o işgüzarlığın etkisini gidermeye çalışıyor.
Eskiden ensülin domuz pankreaslarından elde edilirdi. Milyonlarca domuzun öldürülüp iç organlarının işlemlerden geçirilmesi zor ve pahalı bir işti. Almanya'nın Hoechst firması yapay ensülin üretmenin yolunu bularak büyük kolaylık sağladı. Ancak o firmanın vaktiyle ölüm kamplarında kullanılan zehirli gazın üreticisi IG Farben şirketiyle çalışmış olduğu açığa çıkınca kıyamet koptu, ensülin fabrikası kapatıldı. Sonuç: uzun yıllar boyunca Alman diyabet hastaları Hoechst teknolojisini kullanan Fransız firmalarının ürettiği ensülinle ayakta kaldılar.
Romantik çevreci baskısıyla Almanya nükleer enerjiden de uzak durdu. Fransa ise o tür enerji üretimine hız verdi. Zamanla söz konusu üretimin hiç de zararlı olmayan yollardan yapılabileceği anlaşıldı. Bugün Alman elektrik şirketleri büyük paralar ödeyerek Fransa'dan nükleer enerji satın alıyorlar.
***

Bizde de iyi niyetlerinden kuşku duymadığım aşırı coşkulu hak savunucuları ve gayretkeş idealistler var.
Haftalardır başkentte bir kavşağın kapatılmasıyla trafik felç olacak diye uykular kaçtı.
Son anda bir başka mahkeme kararı imdada yetişti ama öyle bir dava niçin açılmıştı ve neye yarayacaktı, anlayan var mı?
İstanbul'un Avrupa kültür başkentliğine soyunmasının önemli bir parçası olan AKM projesi de mehter yürüyüşüyle ilerliyor. Nihayet başlayacak denen onarım bir dava açılması yüzünden yine durdu. Ne akıldır? Niçin yapılıyor? Hangi hak savunuluyor? Bilen beri gelsin.
Kapalı yerde sigara yasaklanınca çoğu pastane önüne masa çıkarıldı. İnsanlar açık havada azaptan sıyıracak azıcık. İşletenler de üç kuruş para kazanacak.
Hayır efendim, "konunun uzmanları" bunun yasaklanması için harekete geçmişler.
Kaldırımın işgali halkın haklarına tecavüzmüş.
İlle kapalı yerlere tıkılıp eziyet çekilecek. Ekmek parası kısılacak. Biz en çok birbirimizi sıkıntıya sokmanın uzmanı ve işgüzarıyız.
BİZE ULAŞIN