REFİK ERDURAN

Walter amca gibi

Çoğu meslektaşının bu dünyadan gelip geçmiş gazetecilerin en büyüğü ve güçlüsü saydığı Walter Cronkite geçenlerde öldü.
Bir tek kere bir üniversite ortamında üç beş dakika konuşmuş olduğum o babacan adam hayatımı en etkilemiş insanlardan biridir. Çünkü yıllarca CBS akşam haberlerini onun "İşte durum böyle" diye kapatışını izledim.
Ama, sırf haber izleyerek değil. Düşünerek, duygulanarak, çoğu zaman sarsılarak. Amerikan halkının Walter Amca dediği büyük usta iş yapar gibi haber okumaz, ağzından çıkan her sözün kendi kafası ve gönlünün gerçek ürünü olduğunu belli ederdi. Ben de onu gerçek amcalarımdan daha yakın bulurdum kendime.
Anahtar sözcük: "yakın". Hesabilikten uzaklık, insancıllık, sıcaklık.
Ustaya "en güçlü gazeteci" demek abartı olmuyor. Cumhurbaşkanı Lyndon Johnson'ın Vietnam Savaşı'nı inatla sürdürdüğü günlerde Cronkite yenilginin kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Başkan "O da bana karşı çıkıyorsa bir daha seçimde aday olmam" dedi, çekildi.
Eskiden televizyon Amerika'da da her şeyden önce eğlence aracı sayılırdı. Onun bir ülkenin duygu ve düşünce iklimini değiştirebilecek müthiş bir güç olduğunu kanıtlayanların başında geldi Walter Amca.
Duygu diyorum. Altını çizerek. Çekinmeden, adını da koyalım en önemli duygunun: sevgi.
Genç Başkan Kennedy 1963 yılında vurulduğu gün gergin saatler yaşandı. Kurtulup kurtulmayacağı bilinmiyor, bütün bir ulus diken üstünde bekliyordu. Ölüm haberini ilk Cronkite verdi. O andaki yüzünü unutamam. Kendi oğlunun öldüğünü anneye açıklamaya çalışan bir babadan farksızdı.
Özentisi olmayan, poz yapmayan, şımarmayan, kimseyi kıskanmayan, bütün meslektaşlarına seve seve yardım eden ustanın başarı sırrı o özellikleriydi.

***

Bizde ilginç bir konu tartışılıyor son günlerde:
İyi gazeteci olmak mı önemli, ileri teknolojiyi kullanmak mı?
Tabii, hemen akla gelen soru şu:
Birinin ötekini engellemesi gerekmediğine göre, ikisi birden olmaz mı?
Yanıt aramadan önce, iyi gazeteciden ne kastedildiği konusunu netleştirmek gerekir. Ben koşullardan birinin insancıllık olduğunu düşünüyorum.
Eskiden Türk gazeteciliğinde o özelliğe bolca rastlandığını, yeni teknik ve mimari etkisiyle ortamın soğuklaştığını söyleyenler çok. Buna inanıp inanmamak kişisel deneyimlere bağlı.
Ben alana ilk girdiğim yıllarda birçok meslektaşımla gerçekten sıcak ilişkiler içindeydim. Deli Turhan'ın sağı solu belli olmazdı, ama çok hoşuma giderdi davranışları. Örsan Öymen'in öldüğünü duyduğum zaman gözyaşlarımı göstermemek için odaya kapanmıştım.
Abdi İpekçi gazeteci eşim Leyla'yı severdi. Biz Los Angeles'teyken kendi eşi Sibel'le oraya gelmiş, evimizde kalmıştı. Sağlık kontrolünden geçmesi gerekti. O zamanki kuruyası huyum yüzünden bir doktor sevgilim vardı; ona götürmüştüm. Bir süre sonra evde ikimiz yalnızken o halim selim Abdi "Leyla'yı üzersen öldürürüm seni" diye üstüme geldi.
Bugünkü ortamda yoğun vefa örneklerine ne kadar rastlanmakta?
Kanka denen iki yazardan biri kovulunca öteki "Kürek çekmeye devam" diye deniz sefasını sürdürebiliyor. Ercüment Karacan Abdi İpekçi'yi Milliyet'ten kovsaydı, ben saniye duraksamadan ayrılırdım oradan.
***

Hıncal Uluç doğru bir şey söylüyor. Sıcak, kaynaşmış, coşkulu bir ortamda daha iyi gazetecilik yapılır. Öyle bir ortam varsa...
Erdal Şafak SABAH'a gelmem konusunu görüşmek için Büyükçekmece'de yemekler yediğimiz günlerde oda ve sekreter isteyip istemediğimi sormak nezaketini gösterdi. "Teşekkür ederim, gerekmez" demekle yanlış yaptım belki. Her gün üç saatlik trafik işkencesini göze alıp yeni dostluklar kurmaya çalışsaydım başarılı olur muydum, bilmiyorum.
Konu bu gazete değil. Yalnız basın da değil. Toplumumuzun bütünü. Genelde gitgide ağır basan sevgisizliği azaltmak için herkesin kendi kırgınlık ve kızgınlıklarını dizginleyip dünyaya gülümsemeye çalışması şart.
Öyle kürek çekilirse tekneler daha hızlı gider.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN