REFİK ERDURAN REFİK ERDURAN

İleri vites

Bir toplumun kendini olduğundan güçlü görüp böbürlenmesi tehlikelidir; hüsranla sonuçlanacak serüvenlere atılmasına yol açabilir.
Ama kendini olduğundan zayıf görmesinin de tehlikesi vardır. Çıkarlarını yeterince savunamaz duruma düşebilir sünepeleşme yüzünden.
Biz uzun yıllar boyunca iki kompleksten de çok çektik. Bir yandan tek kişisi dünyaya bedel aslan kaplan millet, erkek millet, asker millet geçinirken, bir yandan da "Adam olmayız" iniltisiyle ah vah ettik.
Gözümüz hep Batı'daydı. O yandakilere kendimizi beğendiremedikçe hem hırçınlaşıyor, hem de ruhen gitgide eziliyorduk. Avrupa ve Amerika'nın ekonomik krizleri imdadımıza yetişti.
Bilançoların duygusal tartışması yoktur. Sayılar gösteriyor ki "adam" olmaktayız. Birkaç yıl önce imrendiğimiz ülkelerden daha sorumlu davranıyor, daha sağlıklı durumlara geliyoruz.
Toplumsal ruhumuz açısından aynı derecede sevindirici olan bir başka gerçek de var. Kamuoyumuzda ilkel övünme ve nispet verme gibi eğilimler görülmüyor. Örneğin Yunanlıların iş aramak için ülkemize gelmeye başlamaları konusunda "Hah ha, nasılmış?" kabilinden tek yoruma rastlanmadı medyamızda.
Sağlıklı ve efendice bir özgüven belirtisi bu.

***

İyi de, dünyada yalnız Batı yok. Eksen Doğu'ya kaymakta. Bu sefer kendimizi o yandakilerle kıyasladıkça komplekslenir miyiz?
Hayır. Çünkü kalite, verimlilik, araştırma-geliştirme, planlama ve pazarlama kozlarını kullanmayı öğrendikçe Asya ülkelerinin ekonomileri ile rekabet gücümüz artıyor.
Ama güç deyince akla yalnız ekonominin gelmesi yanlış zaten. Çok önemli bir başka kıstas da var: toplumun kendini kazasız belasız yönetme olanağı. Yani istikrarlı ve sağlıklı rejim. Daha açıkçası, askerlerin fırsat buldukça yönetime el koymaları olasılığını dışlayan bir düzen.
O ölçüyü göz önünde bulundurarak Doğu'ya bakınca ne görüyoruz?
Korkunç bir silahlanma yarışı var Asya'da. Savunma bütçelerine ayrılan paylar hızla büyümekte. Daha vahimi, askerlerin siyasal etkisi katlanarak artıyor.
Çin'de silahlı kuvvetlere sağlanan paranın yıllık şişme oranı yüzde onun üstünde. Başkan Hu'nun son gelişmelerde generallere söz geçiremediği görüldü.
Kuzey Kore'de durum malum. Stalinist diktatör ordunun oyuncağı.
Burma felaket bir cuntanın ayağının altında. Gizlice nükleer silah yapmaya çalıştığına inanılıyor.
Pakistan'da gerçek iktidar Başkan Zardari'de değil, Genelkurmay Başkanı Kayani'de. Yabancılar kritik konularda pazarlıkları onunla yürütüyor. Ve dünyanın en istikrarsız ülkesi sayılıyor Pakistan.
Komşusu ve baş düşmanı Hindistan savunma bütçesini yüzde yirmi artırıp gitgide daha "general kaygılarına kulak verir" oldu.
Demokratik geçinen başka Asya ülkelerinde de silahlanma hızlanmakta ve askerler öne geçmekte.
Malezya'da, Endonezya'da, Taiwan'da ulusal bütçeden alınan pay arttıkça silahlı kuvvetlerin sesi daha gür çıkıyor.
Tayland'da Genelkurmay Başkanı Prayut geçen hafta 2006 yılındaki darbenin tekrarlanması olasılığından dem vurarak "Ülkede asayiş sağlanmazsa silahlı kuvvetler görevini yapar" buyurdu. (Uluslararası kılıf lafları ne kadar standart, değil mi? Taktikler de bir örnek: önce asayiş bozulacak, sonra sağlanması görev olacak.)
***

Evet, görüntü böyle. Ekonomik ölçülerle Batı karşısında boynu bükük durumdan çıkmaktayız. Özgürlükçü ve istikrarlı düzen kıstasını kullanınca da Doğu ülkelerinin önündeyiz. Çekidüzen veriyoruz evimizin içine.
Artık rakılı "Adam olmayız" melankolisine de son verip keyifle işe koyulmanın vaktidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.