ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

ABD'de kaç Türk var?

Boston ve New York'u kapsayan 5 günlük ABD gezimizin sonuna geldik. Siz bu satırları okurken dönüş yolunda olacağız. Bu yazıyı ABD'deki Türk topluluğuna ayırmak istiyoruz.
Diaspora deyince hepimizin aklına Ermeniler geliyor; malum nedenden ötürü. Oysa dünyada artık ciddi bir Türk diasporası da var. Ve biz bunun ne varlığının, ne de öneminin farkındayız.
Örneğin, ABD'de ne kadar Türk'ün yaşadığını hiçbir resmi kurumumuz bilmiyor. ABD'deki bazı Türk sivil toplum örgütlerinin dışında. Onlar da kendi aralarında "Konsensüs" sağlayarak belirledikleri rakamı dışarıda asla ama asla telaffuz etmiyorlar.
Biraz bilmece gibi mi oldu; açalım. Resmi kurumlarımıza göre ABD'de "Tahmini" 850 ile 900 bin arası Türk yaşıyor. Bu sayı öğrenci trafiğine göre her yıl ya biriki bin kişi artıyor veya bir o kadar eksiliyor.
Buna karşılık ABD'deki Türk sivil toplum örgütlerinin Yeni Dünya'daki varlığımız üstüne yaptıkları araştırmalardan elde ettikleri sonuçlar, resmi kurumların verilerinin çok ama çok üstünde. Onlara göre, ABD'de halen en az 3 milyon Türk var. Okuyan, çalışan veya yaşayan.
Evet, en az 3 milyon! Dahası bize bu gerçeği fısıldayanlar, göz kırparak eklediler: "Yakında Almanya'yı geçeceğiz!" Malum; Almanya'daki Türk nüfus 3.5-4 milyon arası.
Sırdaşlarımız bir gerçeğin daha altını çizdiler: ABD'deki Türkler, Almanya'dakilere göre çok daha eğitimli ve nitelikli. Çünkü önemli bir bölümünü öğrenci olarak gelip de kalanlar oluşturuyor. Kişisel gözlemlerimiz de bunu doğruluyor.

Gençlerin çoğu kalıyor
Gezimizin ana konusu Turkcell'in Harvard Üniversitesi ve Massuchusetts Teknoloji Enstitüsü ile işbirliğini amaçlayan temaslarını izlemek olduğu için, sadece ABD'nin değil dünyanın bu en güçlü iki yüksek öğretim kurumunda okuyan Türk gençleriyle bol bol sohbet etme fırsatı bulduk.
Her iki üniversitede de epeyce Türk var. Çeşitli fakültelerde okuyanlar, MBA yapanlar, doktoracılar ve de öğretim üyeleri...
Örneğin Harvard'ın sadece Business School bölümünde 10 gencimiz MBA yapıyor. 6'sı ikinci ve son sınıfta, 4'ü de birinci sınıfta. (Toplam 800 MBA öğrencisinin 10'u Türk.) Fena rakam değil. Gençler bunu "Eskiden sadece 1-2 Türk öğrenci MBA için kabul edilirdi ama eğitimimizin kalitesinin yükselmesine paralel olarak son dönemde kotamızı artırdılar" diye açıkladılar. MBA öğreniminin sonuna gelmiş, son sınavları verdikten sonra hayatına atılacak 6 gence tek tek sorduk: "Bundan sonra ne yapacaksınız?"
ABD'de üniversitesanayi işbirliği olağanüstü geliştiği, daha doğrusu üniversiteler ile iş dünyası iç içe yaşadıkları için, şirketler her öğrenim yılının sonuna doğru beyin avına çıkarlar. Bu sayede yeni mezunlara teklif yağar. Harvard yöneticileri mezuniyette her öğrenciye ortalama 4.7 iş teklifi yapılmasıyla övünüyor.
MBA eğitimini bitirmekte olan gençlerimiz, ekonomik kriz nedeniyle bu yıl teklif sayısının düştüğünü ama yine de her birine en az 2 iş önerisi yapıldığını anlattılar. Sorumuzu açtık: "Tercihiniz ne olacak?"
İçlerinden yalnızca 2'si Türkiye'ye döneceğini söyledi. Onlar da özel nedenlerle. Biri devlet bursuyla geldiği için "Mecburi hizmet"ini yapmak zorunda. Diğerinin ise ailesinin hali vakti yerinde; "Oralarda sıkıntı çekme, buraya gel" diye tutturmuş. "Neyse ki ABD'deki bir danışmanlık firmasından Türkiye şubesinde çalışma teklifi aldım. Böylece hem ailemin gönlünü kırmamış, hem de iş hayatımı düzene koymaya başlamış olacağım" dedi gülerek.
6'da 2'si dönüyor, 4'ü kalıyor. Bu örneği ABD'de her yıl yüzlerce üniversitenin binlerce fakültesinden mezun olan onbinlerce Türk gencine genişletin; sonuç müthiş, daha doğrusu ürkütücü.
Ama bir de tesellisi var: Bu nitelikli ve donanımlı gençlerimiz bir süre sonra mutlaka ABD toplumsal ve siyasal yaşamında varlıklarını hissettirmeye başlayacaklar. Ankara ne yapıyor, neler planlıyor; doğrusu merak ediyoruz.
Türkler'in başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin belediye meclisleriyle, il genel meclisleriyle başlayan siyasal yürüyüşü artık ulusal parlamentolara, dahası Avrupa Parlamentosu gibi kıtasal yasama organlarına dayandı. Şimdi bu sürecin ABD'de de tekrarlanmaya başladığını, çok da uzak olmayan gelecekte eyalet ve federal parlamentoda Türk temsilcilerin oturmaya başladığını düşünün...
O nedenle Ankara'nın ne yaptığını merak ediyoruz. Örneğin, "Yurtdışı Türkler Bakanlığı" kurma zamanı gelmedi mi?
BİZE ULAŞIN