ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Dağdan saraya

SABAH yılın en önemli medya başarılarından birini okurlarının, kamuoyunun ve Ankara'nın takdirine sunuyor. (Not: Biz "Ankara" ile Meclis'i, iktidarı ve muhalefetiyle tüm siyasal kadroları, bürokrasiyi ve askeriyeyi, yani Türkiye'nin karar verme sürecine katılan tüm birimlerini kastediyoruz.)
Sözünü ettiğimiz başarı, arkadaşımız Nur Batur'un Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ile yaptığı uzun soluklu mülakat.
Hatırlarız; meslek büyüğümüz Hulusi Turgut, 1968'de Molla Mustafa Barzani ile röportaj yapabilmek için aylarca süren girişimlerde bulunmuştu. Sonunda başardığında "Mela" (Not: "Molla"nın Kuran-ı Kerim'de de geçen telaffuzu) Barzani'ye devletin en tepesinden (Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Başbakan Süleyman Demirel) mesajlar iletmişti.
Nur Batur'un Kek (Not: "Ağabey" anlamına geliyor) Mesud Barzani ile buluşabilmesi için bu tür referanslara ihtiyacımız olmadı. Çünkü, SABAH duruşuyla, demokratik ve Türk- Kürt barışına önceliğin önceliğini verdiği çizgisiyle zaten başlı başına bir kutubu ve sivil toplum gücünü temsil ediyor.
Hulusi Turgut ağabeyimiz Kuzey Irak'taki sarp dağların arasındaki bir yerde kamp kurmuş Mustafa Barzani'ye ulaşabilmek için günlerce süren bir macerayı göze almak zorunda kalmıştı. Nur Batur ise Erbil Havaalanı'na indikten sonra kaliteli bir asfalt yoldan Selahaddin'deki "Kartal Yuvası" diye bilinen başkanlık sarayına giderek, Mesud Barzani ile bir araya geldi.
Baba-oğul veya halef-selef ile 41 yıl arayla gerçekleştirilen iki mülakat bile, Kürtler'in nereden nereye geldiklerini kavramaya yeterli: Dağların geçit vermeyen bir yerlerindeki mağaradan klimalı başkanlık sarayına...
Ayrıca Mesud Barzani'nin 63 yıllık yaşam öyküsü de Kürtler'in nereden nereye geldiklerini anlamamıza yardımcı olabilecek kilometre taşlarıyla dolu. Türkiye'de -Kürtler'in dışında- kaç kişi Mahabad Cumhuriyeti'ni bilir ya da hatırlar?

"Tek"lere dayalı birlik

Mesud Barzani, İkinci Dünya Savaşı sonrasının henüz oturmamış uluslararası dengelerinden, daha doğrusu dengesizliklerinden yararlanarak bağımsızlığını ilan eden İran'ın batısındaki Kürt bölgesinin başkenti Mahabad'da dünyaya geldi.
Kürtler'in "Komara Kürdistani Mahabad" dedikleri oluşum 22 Ocak 1946'da kuruldu, Sovyetler Birliği'nin desteğini çekmesi üstüne gencecik Şah Rıza Pehlevi'nin ordularınca 17 Aralık 1946'da tarihe karıştı. (Not: Mahabad Cumhuriyeti'nin ağıtı olan ve Şair Dildar'ın ya da gerçek adıyla Yunus Rauf'un yazdığı "El Rekip" bugün Irak Bölgesel Kürt Yönetimi tarafından ulusal marş kabul edildi.)
Mesud Barzani işte bu kısa ömürlü cumhuriyette, 16 Ağustos 1946'da dünyaya geldi. Kürtler'in ilk ve tek bağımsız devleti yıkılınca da babası Moskova'ya göç etti, bebek Barzani de Irak'a gönderildi.
Nur Batur'un röportajında Mesud Barzani'nin beşikteki ayrılıktan 12 yıl sonra babasıyla ilk kez karşılaşmasının duygusal öyküsünü de okuyacaksınız.
Hayır; "Kürt güzellemesi" yapmak gibi bir niyetimiz yok. Ancak bu coğrafyadaki trajedileri unutmamak da görevimiz. En azından tekrarını, tekrarlarını önlemek için.
Ayrıca, Türkiye'nin Kürt sorununa "Açılım" ile "Tek devlet, tek cumhuriyet, tek bayrak" temelleri üstünde barışçı ve kalıcı bir çözüm arayışına girdiği, daha doğrusu arayışlarının hayati bir dönemece yöneldiği bir sırada, dört parçaya bölünmüş Kürtler'in bir numaralı siyasi figürü ve temsilcisi, hatta otoritesi olan Mesud Barzani'nin Ankara'ya ve Türk kamuoyuna SABAH aracılığıyla ilettiği mesajların sürecin hızlanmasında olumlu işlev göreceğine inanıyoruz.
Türkiye bu sorunu elbette kendi özgür iradesiyle çözecek. Ama bu süreçte içerdeki Kürt sözcülerinin aktif rol almaları, dışarıdaki Kürt temsilcilerinin de samimi destek vermeleri, çözüme ulaşmayı mutlaka kolaylaştıracak.
SABAH'ın Mesud Barzani söyleşisinin bu perspektiften değerlendirilmesini diliyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.