HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Türkiye'nin harika geleceği..

Kapkara günler yaşıyoruz.. "Ne oluyor bize" herkesin sorusu.. Daha kötüsü.. "Yarın ne olacak?. Yarın ne olacağız?.."
Türkiye, resmi sivil yığınla kurumu ve örgütü ile bu soruları pompalıyor.. Medyamız yangına körükle gidiyor.. Bu gidişe bir nebze "Dur" demek, karanlığın içinde bir ışık yakmak için, bu yazıyı öne aldım..
"Karamsar olmak için sebep yok" demek için.. Yangına bir damla da olsa, su atmak için..
Türkiye'de çok, ama çok iyi şeyler de oluyor.. Bunları okumuyor, duymuyorsunuz.. Bunun günahı da benim medyamda..
Kocalarının parası ile her gün bir başka mini etek alıp giymek dışında hiçbir özelliği olmayan üç kadının peşine takılmış, onları (Ne demekse) ikoncan ilan etmiş, Allahın günü sütun sütun resimleri basmaktan bıkmamış, ucuz ve kolay gazeteciliğe boğulmuş sayfalar ve ilavelerde bırakın resmini görmeyi, adını duymadığınız çocuklar harikalar yaratıyor.. Onları Türkiye bilmiyor, ama dünya tanımaya başladı bile..
Harika çocuklarımız onlar.. Çağdaş ve aydınlık Türkiye'nin, Atatürk Cumhuriyeti'nin geleceği pırlantalar..
Boğaziçi Üniversitesi'nin o insanın içini ısıtan Albert Hall'undaydım Çarşamba gecesi.. Benden başka gazeteci yoktu. Foto muhabiri yoktu. Televizyon kamerası hiç yoktu..
Önce Ece Bozkurt çıktı sahneye.. 12 yaşında.. Taburesini sonuna dek yükseltti, ellerinin tuşlara yetişmesi için ve sonra parmaklar dolaşmaya başladı.. Bir Mozart piyano sonatı dinledik bu kadar olur.. Özen Veziroğlu ile çalışıyormuş, konservatuarda.. Bir yandan ilköğretim okuluna giderken.. Müthiş bir yetenek..
Amerika'da doğup büyüyen 14 yaşındaki Zeynep Alpan'ı hele Sarasate'nin o ünlü Çingene Havaları'nda keyifle izledikten sonra, geçen yıldan tanıdığımız yakışıklı, 12 yaşındaki Elvin Ganiev bir kez daha mest etti bizi.. O da müthiş bir Mozart yorumladı, kemanıyla.. Bayıldım..
Berfin Aksu da tanıdıklarımdan.. 11 yaşında daha.. Ama nasıl şirin.. Nasıl tatlı ve nasıl harika.. 2006'dan beri orkestra eşliğinde konser veriyor. Bu 23 Nisan'da Gürer Aykal'ın yönettiği Cumhurbaşkanlığı senfoniyle çaldı. 2007'de İtalya'da Uluslararası Keman yarışmasında Jüri özel ödülü, 2008 Gülden Turalı keman yarışmasında birinci oldu. Berfin Mendelssohn'la başladı. Sonra bir Paganini çaldı.. Büyük Ustanın tek tel üzerine düzenlediği en zor parçalardan birini.. Sonra da H.W. Ernst'in Ohello fantezisiyle bitirdi ki, bitsin istemedik..
Finalde 13 yaşında Mertol Demirelli vardı.. Şimdiden virtüöz.. 7 yaşında İtalya'da ödüller kazanınca dünyaya açıldı. Ünlü Carnegie Hall dahil pek çok salonda çaldı.. Mertol'u Beethoven'in Patetik Sonatında dinledik.. Yani bu kadar mı güzel, bu kadar mı etkili çalınır?..
Bu pırıl pırıl gençler, yeni Suna Kanlar, İdil Biret, Gülsin Onay, Fazıl Saylar olarak çok yakında dünyayı dolaşmaya başlar ve adımızı, bayrağımızı taşıyan "Büyükler"in yanında yer alırlar, hiç şüpheniz olmasın..
Onlara yıllardan beri destek olan, bu geceyi düzenleyen Evin İlyasoğlu'na binlerce teşekkür..
Bu ülkenin sayfa editörleri.. Günlük ve haftalık ek yöneticileri.. Ne olur biraz da yararlı işlerle uğraşın.. Bu minicik harikalardan iki satır söz etseniz, nasıl bir teşvik olur bilir misiniz?.
Bir gün, bir tek gün, bu mini etekli "Boş"lardan vaz geçip, minicik bir "Dolu, dopdolu"dan söz edemez misiniz?. Gazeteniz o zaman satmaz, o zaman okunmaz mı olur sanıyorsunuz?..
Yoksa kolayınıza mı geliyor, Allahın günü o aptalca resimlerle sayfa doldurmak?..
BİZE ULAŞIN