HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Çeşme'de harika günler!..

Harika, ama her anıyla harika iki gün geçirdim Çeşme'de.. Eski günlerin güzelliklerini hatırlayarak, yeniden yaşayarak.. Anılar deyince, hüzün beraber geliyor tabii.. Ama hep derim ya.. Hüznün de keyfi var.. İyi yaşanmış günler, insan yaşamına eklenmiş mutluluklardır çünkü..
Keyif Cuma akşamüzeri Sheraton Oteli kapısında başladı.. Urla'da yaşayan ağabeyim Öcal ve de Özay yengem, iki günü birlikte geçirmek için hafta sonu oraya taşınmışlar meğer.. Kapıda onları gördüm..
Yorgunluk kahvesi içmek üzere, o bayıldığım lobiye geçtik.. Lobi hele de tatil otellerinde çok önemlidir benim için. Sıcağa tahammülüm yok. Güneş varken dışarı çıkmam çok zor. Vaktimin büyük çoğunluğu lobide ve spada geçer.. Geniş, ferah, aydınlık ve iyi müzik çalan lobileri severim..
Genel Müdür Sevgili dostum Mesut Güven, o İzmir sıcağında gene vazgeçilmez takım elbise ve kravatı ile orda.. Yıllardır "Yahu konuklarına örnek olsana, bir şort, bir tişört" derim, anlatamam..
Oturduk.. Etrafta uzak doğulu kızlar dolaşıyor. "Tayland" dedi, Mesut.. Üzerlerinde stilize ulusal kılıkları var.. Lobide servisi onlar yapıyorlarmış.. Nasıl yapıyorlar?.. Uzak doğu zarafeti içinde.. Konuğa tepeden bakma yok.. Eğer alçak masalarda oturuyorsanız, ki lobide genelde öyle masalar, ellerinde tepsi yanınıza geliyorlar. Diz çöküyorlar ve mesela kahvenizi önünüze öyle koyup, geri geri çekiliyorlar. Size sırtlarını dönmeden..
Nasıl da tatlı ve güzel kızlar.. Yani sırf onlar için Sheraton'a gidilir ve bir şeyler içilir..
Akşam yemeği Altın Kapı.. Benim için bir Çeşme geleneği.. 1982'de başladı Çeşme festivali.. Ben de hem ziyaret, hem ticaret Çeşme festivalinde tatil yapmaya başladım.. Önce çadırdaydı, sonra kaleye taşındı. Sonra sırf bu festival için yapılan açık hava tiyatrosuna..
Ahmet San / Mustafa Oğuz dönemlerinde doruklarına ulaştı. Dünyada o yıl kim ünlü ise Çeşme'ye gelirdi.. Önce konserde izlerdik, onları..
Sonra Ahmet'in harika diskosu, o zaman yörede tekti, 9.5'ta.. Ve de gene o sıralar yörede tek Altın Kapı'da yemekte.. Altın Kapı, dünya starları ile yemek yemek demekti.
Ben ya Mustafa Hocanın oteli Captain'de kalırdım, ya da hoca ve o zamanki eşi Jülyet'in evlerinde.. Akşam yemeklerini ille de Altın Kapı'da yerdik.
Şimdi tonla de luxe otel ve sayısız restoran, kafe, klüp var Çeşme ve Alaçatı'da.. O yıllarda Alaçatı kimsenin uğramadığı bir köydü. Biz Jülyet'le haftada bir pazara giderdik, evin sebze ve meyvesini ve benim Acurlarımı (Yabani hıyar) almaya.. O yıllarda üç otuz para verip bir Acur tarlası alsam, şimdi trilyonerdim..
İzmir temsilcimiz Ünal Ersözlü ile, İzmir'de hep kaldığım Best Western Genel Müdürü, bir başka sevgili Dost Muzaffer de eşleri ile bize katıldılar.. Altın Kapı'da harika bir akşam yemeği yedik gene, eski günleri anarak.. ..
Ve de asıl sürpriz..
Bir başka sevgili dost, Hüsnü Birman Cuba diye bir bar açmış bu yıl, Dalyan Köy'de.. Eee.. Arkadaş hatrı var.. Gideceğiz.. Ne hatrı.. Harika bir gece geçirdik.. Küba'dan orkestra getirmiş Hüsnü.. Canlı müzik.. Öyle disko falan değil ve yıllar sonra, ilk defa gerçekten dans eden gençler gördüm.. Çakkıdı çakkıdı oynayan, göbek atanlar değil, rumba, samba, çaça, rock'n roll, twist, salsa yapan gençler.. Ve de nasıl ama nasıl güzel dans ediyorlar.. Şov sanırsınız.. Lacivert mini şort giymiş bir genç kız vardı ki hele.. Kesin profesyonel balerin olmalı.. Bu kadar güzel, bu kadar estetik dans olur.. Ben Hüsnü'nün yerinde olsam ona ve partnerine, hemen profesyonel anlaşma teklif ederdim, sezon sonuna dek..
Hüsnü'nün de dansçıları var tabii.. İki Brezilyalı çıtır şov yapıyor..
"Ver bakalım bir Mohito" dedim, garsona, o güzel Cuba gecesini tamamlamak için..
Yarın: Festival!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN