HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Başbakan'ın kaçırdığı fırsat..

Cumadan beri düşünüyorum.. "AKP ile CHP, yani İktidar ile Muhalefet, bu ülkenin son 30 yıldaki en önemli sorununu çözmek de değil, daha konuşmak için Meclis çatısı altında bir araya gelemiyorsa, 30 yıl süren savaşın taraflarını bir araya getirmek mümkün olabilir mi?.. Bu ülkede barış sağlanabilir mi?.."
Peki sorumluluk kimde?..
Meclis'i terk edip giden CHP'yi savunmak gibi bir düşüncem asla olmadı.. Olmaz da zaten..
Ne var ki onlar muhalefet.. Bu ülkede açılımı sonuçlandırmak, bu 30 yıllardır on binlerce gencin ölümüne, on binlerce ailenin yasta, 100 binlerce ailenin, merak ve endişede yaşamasına sebep olan savaşı bitirmek, ülkeyi iç barışa kavuşturmak öncelikle, açılımı yapan iktidarın görevi..
Bu açılım güç.. Bu açılım zor.. Bu açılım hassas.. Hem de çok hassas..
Bu yüzden çok ama çok iyi yönetilmesi gerek.
Yönetecek kim?.. Başbakan!..
Açılım başarıya ulaşırsa, altındaki imza kimin olacak?. Başbakan'ın..
O zaman başarısızlığın sorumlusu kim olur?.. Başbakan!..
Recep Tayyip Erdoğan işte bunun bilincinde olmalı..
Daha önce uzun uzun yazdım..
Bu zor ve dikenli süreci başlatmak ve sonuçlandırmak, güçlülerin ve cesurların işidir.. Bu bir..
İkincisi.. Bu sürece liderlik edecek kişinin, çok sabırlı, çok anlayışlı ve çok hoş görülü olması gerek.. Her kişi ve kuruma karşı, anlayışlı ve hoş görülü..
Kriz yönetimi, dünyanın en zor işlerinden biridir.. Bu yönetimde önde bir tek kişi görünür.. Oysa arkasında, krizin hemen her noktasından bilgili ve sorumlu bir uzman danışmanlar gurubu vardır.. Lider o danışmanlarından aldığı bilgilerle hareket eder ve hata yapmaz.. Çünkü kriz yönetimi hata kaldırmaz..
Başbakan, açılıma karşı çıkan şehit analarını anlamak zorundadır.. Aslan gibi evlatlarını şehit verenleri anlamazsa, onlara derdini sabırla, anlayışla anlatmazsa, sonuca ulaşması mümkün mü?..
Dağdan inenleri de anlayacaktır. Anlamak zorundadır.. "Bu ne rezillik. Silbaştan yaparım ha" derseniz, size güvenirler mi?..
MHP'yi anlayacaktır.. Bu partinin kuruluş ve yaşam gereğidir, açılıma karşı çıkmak..
CHP'yi de anlayacaktır.. Onlar muhalefet.. Hem de kifayetsiz muhalefet..
Askeri anlayacaktır.. 30 yıldır savaşan, ölen onlar..
Başbakan "Ben 72 milyonun mutluluğu ve refahı adına konuşuyorum" dedi Meclis'te.. Doğrusu da o..
Peki ya yaptığı..
Hükümet adına İçişleri Bakanı çıkmış her şeyi anlatmış.. AKP Gurubu adına biri çıkmış, konuşmuş.. Öteki partililer de konuşmuşlar.. En son sıra sende.. Yığınla TV naklen yayınlıyor.. Millet ekran başında..
72 milyonun lideri, krizin yöneticisi madem, kollarını açıp herkesi kucaklasa.. DTP'den, MHP'ye "Hepinizi anlıyorum.. Tabii düşünce farklarımız olacaktır. Demokrasilerde düşünce farklarının olması doğaldır.
Onun için Meclis'te bunca parti var.. Ama tüm farklılığımıza rağmen, bir konuda tek bir ortak düşüncemiz olduğuna inanıyorum.. Bu ülkede iç savaşı, terörü bitirmek.. Anaların ağlamasına son vermek.. 30 yılda savaşa döktüğümüz katrilyonları artık, ülkenin refahı ve kalkınması için harcamak.. Silaha, mühimmata ödediğimiz paraları, ekonomik ve sosyal gelişmeye yöneltmek.. Açılımın Meclis'e gelmesinin sebebi budur. Herkes fikrini, çözüm önerisini, eleştirisini özgürce getirsin.. Oturup birlikte tartışalım. Uzmanlarımız bir araya gelsinler. Üzerinde birleşeceğimiz asgari müşterekleri bulalım.. Şu anda milyonlar ekran başında bizi izliyor.. Onları, bu sorunu çözeceğimize inandıralım.. Bu açılım, hepimize, en başta da ülkemize hayırlı olsun" dese ve kürsüden inip, en ön sıralarda oturan Deniz Baykal'ın, Devlet Bahçeli'nin ve Ahmet Türk'ün elini sıkıp, salondan ayrılsa, bugün Türkiye ne konuşuyor olurdu?..
Bugün ne konuşuyor, oysa?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.