HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bu mektup aslında Ünal ve Sarıgül'e..

Önce üzerinde benim adresim olan mektubu okuyun.. Benim notum sonra..
***

Sayın Hıncal Uluç
Doğu masalları "'Kan ya makan/ Bir varmış bir yokmuş", batı masalları ise "Once upon a time there was/ Bir zamanlar varmış" diye başlar. Ne kadar keskin bir zıtlık ve iki kültürün ne kadar mükemmel bir anlatımı. İlkindeki kuşkulu belirsizlik ikincisinde somut bir algıya dönüşüyor.
Söz konusu masal olursa doğal olarak doğu masallarını tercih ederim. Ama gerçek yaşamda batının moral, kültürel değerleri baskın gelir.
Biliyorsunuz geçen yıl 10 Mayıs'ta Leyla Gencer'i kaybettik. Benim diva ile masalım yıllarca konserlerine gitmem ve ona tutkuyla bağlanmamla başladı. Beş yıl önce de bir yemekte tanışıp kendisinden heykelini yapma iznini isteme cüretini gösterdim. Daha sonra rastlantılar Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal'ın projeyi görmesi ve kentsel alana koyabileceklerini söylemesiyle yeni bir boyut kazandı.
Altı ay sonra çizimleri Leyla Gencer'e götürdüğümde bu gelişmelerden haberi yoktu. Tasarımları onayladıktan sonra kendisine gelişmeleri anlattım. Gerçekten çok sevindi ve sayın Ünal'ın önerdiği yerler üzerinde konuşmaya başladık. Yurt dışında Gencer'den "Boğazın kızı" diye söz ederler. Ben de formu oluştururken Boğaz'ın rengini, rüzgârını ve ışığını referans aldım.
Heykelin yapılacağından ve deniz kıyısında bir alana konulacağından o kadar emindim ki uzun sohbetimizin ardından bana "Bu ülke bu güne kadar bana hiçbir şey yapmadı bu projenin de olabileceğine inanmıyorum" dediğinde "Yanılıyorsunuz kesinlikle olacak" dedim.
Ne büyük iyimserlik ne büyük aymazlıkmış. Sonra uzun bir çalışma dönemi, uzun bir sessizlik dönemi Beşiktaş Belediyesi ile diyalogun kopması İsmail Ünal'ın projeden vazgeçmesi ve nedenini açıklama gereği bile duymaması.
O dönem yaşadığım mahcubiyeti anlatamam.
Diva haklı çıkmıştı. Ocak 2008'de bir arkadaşım arayarak Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e projeyi anlattığını, çok ilgilendiğini söylediğinde tekrar heyecanlandım. Çalışmalara başladık ama hiçbir ilerleme sağlayamadık. Bütün çabama rağmen proje ilerlemiyordu.
10 Mayıs'ta Gencer'i kaybettik.
Benim için çok büyük bir travma oldu. Heykelinin yapıldığını göremeyecek olması bütün motivasyonumu yok etti. Benim aksime Sarıgül projeye daha istekle sahip çıktı ve tekrar çalışmaya başladım.
Bu süreçte bir bankayla sponsorluk görüşmesi yaptım ve büyük bir ilgiyle projenin maliyetinin önemli bir kısmını üstleneceklerini söylediler. Başkana gelişmeyi anlattığımda kendisi de söz konusu bankayla görüşeceğini söyledi.
Sonra yine aradan aylar geçti sonra yine aynı vazgeçiş ve yine bir açıklama gereği duyulmaması.
Dünyada hiçbir kentsel alanda bir opera sanatçısının heykeli yok. Bunun İstanbul için uluslararası anlamda ne kadar büyük bir ayrıcalık olacağı açık değil mi? Ayrıca Atamızın en büyük cumhuriyet projelerinden biri olan klasik batı müziği ve çağdaş Türk kadınının da anıtı olacaktı ve güçlü simgesel bir anlamı vardı.
Sayın Uluç dün akşam Fazıl Say ve arkadaşlarının olağanüstü konserinde sizinle yapılan röportajı izledim. Bir soruyu yanıtlarken "Dik durmalıyız" dediniz. Kesinlikle haklısınız ama nasıl?.
Dün gece Gencer'in heykelini ilk yapmak istediğim ana döndüm. Aya İrini'de Bayazıt operasından ''Sposa son disprezzata''yı söylüyordu. Eşsiz bir duyarlılık, ümitsizlik ve kırılganlıkla. Bir yandan da Fazıl Say ve arkadaşlarının Türkan Saylan'ın , sizin kararlı ve dik duruşunuz. Öte yandan divanın doğru çıkan öngörüsü.."Ben bu heykelin yapılabileceğini sanmıyorum" deyişi..
Saygılar.
Huşper Akyürek.
***

Yazıya ekli heykelin projesi de vardı.. İnanın doyulmaz bir güzellik.. Boğazın Kızı ancak böyle tasvir edilir.. Muhteşem.. Muh- te- şem!..
Heykeltıraş Huşper Akyürek'le tanışmadım. İsmail Ünal ve Mustafa Sarıgül ise hayattaki en yakın dostlarımdan.. Üstelik sanatçı bu mektubun yayınlanmasını da istemiyor.. Ama ben gene de yayınlıyorum.. Dostlarımın bu mektuba yanıt vermelerini istiyorum.. Ama bana ve sözle değil..
Leyla Gencer'e ve eylemle.. Bu heykelin "Açılış Töreni" davetiyesi dışında bir yanıtı, hele özürler, engeller dizisini kesinlikle dinlemeyeceğim, boşuna gayret etmesinler.. Çünkü Ünal da, Sarıgül de tuttuklarını nasıl koparır, kafalarına koyduklarını nasıl yaparlar, çok iyi bilirim!..
Boğaz'ın Kızı, Avrupa Kültür Merkezi İstanbul'a yetişmelidir.. Lamı, cimi yok!.. Artık hangisi başarırsa..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN