TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Tefo'nun tatlı anıları..

"El şeyin içinde.. Şey elin içinde..
Ama şey şeyin içinde değil.." Okuduğumda nasıl güldüm. Biraz kırmızı noktalık ama, bizim delikanlı çağımızda, kız erkek ilişkilerindeki en ileri noktayı böyle anlatırmış Ada gençleri..
Tefo, anılarını nakleden "Yaşamla Dans Eden Adam" kitabında böyle diyor. Yazları Ada'ya taşınırlarmış.. Ada'da yaz aşk demek.. Aşk da, payton kiralayıp perdeleri indirmekle mümkün..
Hani mezarlıkta sevişirken yakalanan gençlerin, "Bu ne densizlik" diyen mezarlık bekçisine "Densizlik değil, yersizlik, yersizlik" dediği günler..
Bir sinema locaları vardı, en ünlüleri Kadıköy Süreyya.. Evet, aynen o, bugünün Opera binası.. Öteki, şimdi yangın yeri gibi duran (Kulakların çınlasın, bin defa söz veren Sarıgül) Şan Sineması.. Bir de, yaz günlerinde açıkta duran, denizde zerre dalga bile yokken sallanan ve içinde kimse görünmeyen, saati 2.5 liraya kiralanmış sandallar..
Meğer Ada'nın perdeli paytonları da yersizlik çözümüymüş gençliğimizde..
Tefo, bir İstanbul efsanesidir.. İstanbul'a dans ederek eğlenmeyi öğreten adamdır..
Rakı masaları üzerine kurulu "Gazino" eğlencesinin yanına, rakının hiç olmadığı, o zaman başta viski ithal içkilerin servis edildiği esas eğlencesi dans olan gece kulüplerini ve diskoları getiren adam..
Varlıklı bir ailenin oğlu.. En pahalı okullarda, sonunda yurtdışında okumuş.. Kışın İstanbul tarafında, uşaklar hizmetçiler.. Yazın Ada'da köşk.. Dans kralı.. Piste çıktı mı, millet dansı bırakıp, Tefo ve damını seyrediyor..
Dans o zaman bugünkü gibi değil.. Yığınla dans var, yığınla figürle yapılan.. Bunların hepsini bilmek müthiş bir şey.. Bilenler ve iyi dans edenler de hemen popüler oluyorlar..
Ben Caddebostan gecelerini hatırlıyorum.. Üniversite yıllarında yazları İstanbul'a gelirdim. Caddebostan'da bir açık hava kulübü vardı. Hafta sonları dans yarışmaları yapardı. Erhan'la Başak kazanırdı hep.. Uzaktan nasıl gıpta ile izlerdim onları.. Sonra ikisi de yakın dostum oldular ya.. Başak'ı hep tanırsınız. Önce manken, sonra ajans sahibi olarak ün yaptı..
Tefo'nun kulüplerini gazetelerde okurduk ama önünden geçemezdik.. Ankara'dan gelmişsin bir iki gün için.. Cebindeki para, Beyoğlu Muhallebicisinde tavuklu pilav yemeye yeter ancak.. (1.5 lira falan).
Nerde kaldı Tefo'nun kulübü.. Zaten gitsen kapıdan sokarlar mı, o da belli değil ya..
Müthiş kulüpler açtı Tefo.. Müthiş kulüpler açtı, kapadı.. Ama paraya hiç para demedi.. Hep keyfi için yaşadı.. Hala öyle.. Hala ona sabaha karşı bir kulüpte dans ederken rastlayabilirsiniz..
Böyle bir yaşamın anıları tatlı olmaz mı?..
Anlatmış.. Hülya Kılınç da yayına hazırlamış. Bir nefeste okudum. Bir saatte bitirdim..
Çok daha güzel olabilirdi..
Aceleye gelmiş. Yığınla yazım hatası var. Kitabın bir editör elinden geçmediği de belli..
Hülya Kılınç, bir de "Yazar" diye imza atmış, birinci elden anlatılan kitaba.. Oysa "Yayına hazırlayan" demesi gerekirdi.
Yani.. Tefo'nun anlattıkları çok şirin, çok meraklı, çok tatlı.. Sırf onun için okunur. Ötesini fazla kurcalamayın..
BİZE ULAŞIN